İzmir’i ürküten haber...
Yıllar, yıllar sonra...
Bu kadim kentin Sağlık Müdürü Ayhan Kul’dan geldi...
“Her 100 bin kişiden %11,5'inde tüberküloz saptanmıştı!”
İzmirliler olarak tedirgin olalım mı; evet olalım!
Korkalım mı, evet korkalım...
Çünkü...
İnsanlık tarihinin en ölümcül hastalığı olarak bilinir “Tüberküloz”...
Bir asırdan fazladır...
Hep “ince hastalık” olarak anıldı!
Ağırlıklı olarak...
Yakalanan kurtulamıyordu!
Bu yüzden de “ince hastalık” yakıştırması çok yerinde bir tanımdı...
Hatırlayın...
Özellikle 1970’lerde...
Yerli filmlerdeki erkek kahramanlar...
Düştükleri çaresiz aşk yüzünden acı çekmeye başlayınca...
Bünyeleri ağır hasar görür, sonuçta da ince hastalığa tutulurlardı...
Gerisi...
Tahmin ettiğiniz gibi dinmeyen gözyaşları!
*
Hayatın içinden esinlenen...
Yeşilçam’ın yarattığı o siyah-beyaz filmlerde...
Çok gördük...
“Verem hastalığı”nın...
Aşıkları nasıl birbirinden ayırdığını...
Gözyaşlarının sel oluşu...
Ve...
Olmazsa olmaz...
Öksürdükçe kana bulanan beyaz mendiller...
Ve...
Filmin sonunda kabristan sahnesi...
Sevgilisini kaybeden genç adamın...
Mezarlıkta...
Hıçkıra hıçkıra ağlayan görüntüleriyle...
“SON” kelimesi yansıyordu beyaz perdeye...
*
Merak edilen soru şu:
“Türkiye'de verem hastalarının sayısı neden artıyor?”
Oysa...
Fi’tarihinden bu yana dünya genelinde...
En çok ölümle sonuçlanan hastalıklar arasında yer alan “Verem”...
Türkiye'de giderek iyice azalmıştı...
Ne var ki...
O yapışkan hastalık...
Son yıllarda...
Özellikle de...
Sığınmacılar ve Göçmenler arasında...
Kendini hep göstermeye başlamıştı...
Nitekim...
Sekiz yıl önce
Türk Toraks Derneği Başkanı Prof. Dr. Ali Fuat Kalyoncu...
Bu durumun önüne geçilebilmesi için...
Şu öneriyi dile getirmişti:
“Yabancılara yönelik belirli şehirlerde ayrı bir verem merkezinin bulundurulması faydalı olacaktır...”
Dikkate alan oldu mu acaba?
Ne gezer...
*
Çok iyi bilinmesi gereken “detay” şudur:
Bu güzel ülke çok çekti “Verem”den...
Gencecik kızları, delikanlıları bu dünyadan aldı götürdü...
Bir dönemin en yaygın hastalığıydı...
Üstelik...
Verem, bağışıklık sistemimiz zayıf düştüğünde...
Yeniden ortaya çıkabiliyordu...
Kahreden bir yanı da buydu!
*
Şu sırada...
Türkiye’nin üçüncü büyük kenti İzmir...
Dört bir yanına dağılmış dokuz “Verem Savaş Dispanseri” ile...
Adeta savaş veriyor...
Şimdi dikkat!
Bu dispanserlerde...
Sadece 2025 yılında yaklaşık 25 bin muayene gerçekleştirildi...
7 bin 500 akciğer röntgeni çekildi...
3 bin 600 test yapıldı...
İzmir’de geçen yıl “533 verem hastası” kayda alındı...
Sadece ilaç tedavisi “6 ay” devam ediyor...

*
Verem ile ilgili “az bilinen” bir ayrıntı daha...
Tüberküloz hastası...
Sadece kendisi için değil...
Toplum için de ciddi bir risk oluşturuyor...
Ne var ki...
Verem aşısı söz konusu olduğunda...
Dudaktan kulağa “yanlış şeyler” fısıldayanlar da var...
Hekimlere sorarsanız...
Şöyle diyeceklerdir:
“Bu aşının bilimsel olarak herhangi bir (*)otoimmün hastalığa sebep olduğu bugüne kadar görülmemiş... Aslında tüm aşılar bizim için güvenlidir... Aşılama sadece kendi çocuğunuzu değil diğer çocukları da koruyan toplumda bir bağışıklama zinciri oluşturan bir durumdur...”
*
Bitiriyoruz...
Ne biz, ne de bu kenti (İzmir’i) yönetenler ve tabii ki hekimler...
Yıllar sonra “başını kaldıran” Verem hastalığını hafife almayalım...
Halk arasında...
Ağırlıklı olarak...
İyi kalpli... Hassas... Duygulu...
İnsanların yakasına yapışan ve onları alıp / götüren(!) bu hastalık...
Bünyede ağır hasara yol açıyor...
Yaşınız müsait ise...
Dün gibi hatırlayacak ve...
O kişilerin nasıl kesik kesik öksürdüğü gözlerinizin önüne gelecektir...
...Ve dahi...
O öksürükler devam ederken...
Mendile kan tükürdüklerini unutmayalım...
Hala...
60’lı yıllardan kalma filmlerde o sahneleri görebilirsiniz...
Sağlıkla... Mutlulukla...
Nokta...
(*)otoimmün: “Bağışıklık sisteminin yabancı hücreler ile sağlıklı hücreleri ayırt edemeden vücudun kendi sağlıklı hücrelerine saldırması ile çıkan hastalıklardır...”
Hamiş: Yorgunluk, aşırı stres ve sıkıntılı kişilerde tüberkülozun ortaya çıkma ihtimali hayli yüksek... Bunun yanında zorlaşan yaşam koşullarının beraberinde getirdiği stres ve kötü beslenme, ev kadınlarının da tüberküloza yakalanma riskini tartışmasız arttırıyor...
Sonsöz: “Her çağın ölüme götüren hastalıkları vardı... Mesela (Kara Veba) insanlık tarihinin en ölümcül salgınıydı; 200 milyon insan ölmüştü... Yine mesela bir zamanlar (Verem) demek ölüm demekti... 80'lerde (AIDS) yapıştı dünyanın yakasına; sonu mutlaka ölümdü... Ardından (Korona) geldi, dünya nüfusunun %10'u veya 780 milyon kişi can verdi... Bu arada (kalp krizi) hep sinsi sinsi can almaya devam etti... Kanser ise ölüm korkusunu tetikleyen son acımasız hastalık... Allah, sağlık ve şifa versin...”