Son Mühür/Selda Meşe-TÜRSAB İzmir Yönetim Kurulu Üyesi Yasemin Demirtaş ve Dokuz Eylül Üniversitesi Turizm Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Akgündüz'ün konuk olduğu Kemal Kamburoğlu ile Hayatın Nabzı programında Türkiye için önemli bir ekonomik alan olan turizm sektörü değerlendirildi.
"Ekonomik anlamda getirisi çok büyük"
Ülkemizin en önemli kaynaklarından biri olan turizmin nasıl bir hacme sahip olduğunu anlatan Yasemin Demirtaş, "Turizm, her ülkenin en önemli can damarlarından bir tanesi. Her ülke bizim gibi büyük, doğal ve hazır kaynaklara sahip değil. Ülkemiz bu anlamda dünyada en önde gelen ülkelerden bir tanesi. Ekonomik anlamda getirisi çok büyük. Bacasız sanayi. Bir gider kaleminiz yok, halihazırda olan doğal, kültürel ve tarihi kaynakları, gelen turistlere sunarak büyük gelir elde ediyoruz. Turizm aynı zamanda tarımı destekliyor. Turizme ekonomik anlamda bu getirinin içinde bir çok sektör de dahil. Bu sektörlerin bile gelir kaynağı turizm. Ama ülkemizde en az kıymet verilen sektörlerden biri de turizm. Otuz senelik turizmciyim, otuz sene içinde hiçbir dönem görmedim ki turizm birinci sektör olsun" diye konuştu.
"Turizm 45 farklı sektörü besler"
Varlıklarımızı koruyamadığımızda, güçlendiremediğimizde, rekabet etme noktasında kendimize bir pazar konumlandırması yapmadığımızda, hızla elimizden kayıp gideceğini dile getiren Dokuz Eylül Üniversitesi Turizm Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Akgündüz, "Turizm başlı başına büyük bir endüstri aslında. Birçok alt sektöre de gelir tedarikinde büyük bir destek sağlıyor. Turizm 45 farklı sektörü besler. Gıdadan tekstile, mobilyadan kozmetiğe kadar çok farklı sektörleri destekler. Türkiye'de turizm, düşük yatırımla gelir elde etmenin, istihdam yaratanın en kolay alanlarından bir tanesi. 1980'li yıllardan itibaren turizm, hem döviz açığını kapatmak açısından hem de ülkenin duyduğu istihdamı yaratmak açısından büyük etki yarattı. Sektörün olumlu etkileri gibi olumsuz etkilerini de göz önünde bulundurmak lazım. Sahip olduğu kültürel değerleri, doğal varlıkları veya diğer unsurları kullandığınızda eğer etkin ve verimli kullanmazsanız bunların yok olması da kaçınılmaz olur. Düşük maliyetli elde edilen gelir ve yaratılan istihdam eğer o değerler korunmazsa kısa süre sonra o bölgenin hem yerel halkı için yaşanabilir özelliklerini kaybeder hem de bir süre sonra çekiciliğini kaybeder" dedi.
"Türkiye'de turim vazgeçilmez sektör niteliğinde"
Türkiye'de turizmin ödemeler dengesindeki etkisi konusunda konuşan Akgündüz, " Türkiye teknoloji üretebilme kapasitesine tam anlamıyla ulaşamadı. Sistem büyük bir oranda ithalat üzerine kurulu. Özellikle teknolojimiz ithalat üzerine kurulu. Dolayısıyla döviz ihtiyacını karşılamanın en kolay yolu sahip olduğunuz kaynakları turizm sektörü içerisinde gelen yabancı turistlere sunarak oradan döviz elde etmek. Böylece döviz açığını nispeten de olsa azaltma imkanımız var. Türkiye'de turim vazgeçilmez sektör niteliğinde. Bunun başka sebebi de sahip olduğumuz kaynakları çok az yatırımla paraya dönüştürebilmemiz. İnsan üzerine bir sektör olduğu için çok fazla istihdam sağlayabilyoruz. Yerel halkın para kazanır hale gelmesi, yerel ürünlerin değer kazanması, kültürler arası uyum, dünyanın bizi tanıması, ekonomik anlamda söz sahibi olabilmek için mutlaka turizm türk ekonomi sistemi içinde olmalı" ifadelerini kullandı.
"İç pazarda alım gücümüz çok düştü"
İç pazarda turizm hakkında konuşan Demirtaş, "İç maliyetlerin artması, kurun da baskılanması sebebiyle alma verme dengesinde sıkıntı var. Artık ucuz ülke olmasak bile iç pazarda alım gücümüz eskiye nazaran çok düştü. Adalara inanılmaz bir sirkülasyon var. Bunun da nedeni bir aile, bir haftalık Çeşme ya da Bodrum tatili yapacak olsa 100 bin TL'yi geçiyor. Ama adalara gittiğinde durum böyle değil. Ya da bir avrupa ülkesinde daha rahat tatil yapabiliyorsunuz.Şimdi tur paketleri var.400-500 euroya bir haftalık tatil yapabiliyorsunuz.Bu vesileyle başka bir ülkeyi görmüş oluyorsunuz. Başka bir kültürü tanımış oluyorsunuz.O zaman da insanlar diyor ki ben kendi ülkemde ödediğim paranın yarısına başka bir ülkeye çıkabiliyorum.Neden ben bunu kendi ülkemde yapamazken yurt dışına gidiyorum. İnsanlar bunu sorguluyor. İnanılmaz bir yurt dışı talebi var" dedi.
"İnsanlar yurt dışı görmek istiyor"
Yurt dışı taleplerinin artması konusuna değinen Akgündüz, "Ekonomik sebebin yanında psikolojik sebepler de var. İnsanlar yurt dışı görmek istiyor. Kapıda vize kolaylığı gibi insanları motive eden faktörler var. Ekonomik belirsizlikle beraber önünü göremeyen bir kitle var. Psikolojik gerekçeler yönetilmeli. Ülkede iç turizm hareketliliği artırılmalı. İç piyasada denge sağlanmadığı takdirde ülkemizde insanlar fırsatını buldukça yurt dışına çıkmaya devam edecekler" diye konuştu.
"Deneyim kazanmasını sağlamak zorundayız"
Türkiye'nin sağlık turizmini değerlendiren Akgündüz, "Sağlık turizmi bizim vazgeçemediğimiz bir alan. Türkiye tıp alanında gelişmiş bir ülke. Maliyetler de diğer avrupa ülkelerine göre nispeten daha uygun. Turist buraya gelip tedavi olduğunda, kaldığı otel, yemek yedikleri restorantlar derken o paketin içinde inanılmaz cazip hale geliyor. Turizm gelirini ülkenin geneline yaymak gerekiyor.Deniz,kum,güneş turizmi bize çok bir şey kazandırmaz. Biz turistlerin ülkeden ayrılırken akıllarında kalan deneyim kazanmasını sağlamak zorundayız" ifadelerini kullandı.
"Avrupa ülkelerine göre fiyat avantajımız var"
Türkiye'nin sağlık turizminde çok başarılı bir ülke olduğunu dile getiren Demirtaş, "Sağlık turizmi kişi başı gelir için önemli. Bu konuda çok başarılı bir ülkeyiz. Nitelikli hastalıklarda çok iyiyiz.Daha çok estetik kozmetik alanlarda öne çıkmış durumdayız. Avrupa ülkelerine göre fiyat avantajımız var. Özellikle Obezite konusunda İngiltere'den çok fazla hasta alıyoruz. Ama ayrıca dikkat çekmek isterim ki gastronomi kültürü de Türkiye için en önemli segment. Bizim ülkemizde her bölgenin ayrı bir yemek lezzeti var. Belli bir kültürü var. Kişi başı geliri artırmada gastronomi kültürü de önemli bir yere sahip" dedi.
"Sermaye her zaman daha önde tutuluyor"
Son olarak Türkiye'nin tanımı konusuna değinilen programda, Türkiye'de turizm fuarının anlayışının değişmesi gerektiğini söyleyen Demirtaş, "Destinasyon tanıtımlarına daha fazla önem vermek lazım. Türkiye olarak değil de destinasyon olarak tanıtılmalı. Yapılan turizm fuarlarına neyle katıldığımız, neyi tanıttığımız çok önemli. Bizdeki turizm fuarının anlayışının değişmesi lazım. Seyahat acentalarının öneminin artık daha fazla kanıksanması lazım. Bizde malesef sermaye her zaman daha önde tutuluyor" diye konuştu.
"Dijitalleşemediğimiz sürece büyüyemeyiz"
Türkiye'yi tanıtma konusunda yetersiz olduğumuzu dile getiren Akgündüz, "Bizim vatandaşımız da Türkiye'yi bilmiyor. Biz Türkiye'yi kendi vatandaşımıza tanıtamıyoruz. İzmir'de yaşayıp Efes'i bilmeyen, Bergama'yı bilmeyen, Selçuk'a yolu düşmemiş, Seferihisar'a Çeşme'ye gitmemiş insanlar var. Eğitim süreciyle paralel ilerliyor bu durumlar. Fırsat buldukça eğitimciler, STK'lar bölgeyi tanıtıcı çalışmalar yapmalı. Pazarlamada, Türkiye'yi tanıtma konusunda dijitalleşemediğimiz sürece büyüyemeyiz" ifadelerini kullandı.







