Bugün önüme düşen bir haberde, İzmir için çok acı bir bilgiye rastladım.
3 bin 500'e yakın yolcu taşıyan iki turist gemisi İzmir'e demirlemiş.
Peki bu gemilerden kent merkezine kaç kişi inmmiş?
Cevabını Kordon İşadamları Derneği Başkanı Ömür Şanlı veriyor;
Sıfır!
*
Peki bir zamanlar Victor Hugo'nun bir prensese benzettiği,
Uğruna şarkılar yazılan, Ege'nin incisi olarak anılan İzmir,
Nasıl olurda, limanına kadar gelen turistlerin
Gemiden inmeye tenezzül etmediği bir kent haline gelir?
*
Dümdüz söyleyeyim;
Şehir merkezinde
Önünde fotoğraf çekilecek anıtlar,
Ziyaret edilecek alanlar,
Kente değer katacak eserler yok!
*
Düşünün ki bu kente sembol diye
Kordon boyunca uzanan siyah beyaz desenli taşlar konuşuluyor.
Kent estetiğine katkı diye
Tunç Soyer zamanında Kıbrıs Şehitleri Caddesi ile
Alsancak Devlet Hastanesi arasındaki yeni nesil yaya geçidi gösteriliyor.
*
Peki İzmir'in kent merkezinde bu sırada ne yer alıyor?
Çalı...
Sarı kışlanın bir imar cinayetine kurban gittiği 1955'ten sonra,
Bir daha kendine gelemeyen Konak Meydanı,
2002-2003 yıllarındaki "Konak Meydanı ve Çevresi Düzenleme Projesi" ile
Adeta son yolculuğuna uğurlandı...
*
E ben sorayım o zaman;
Hiçbir albenisi ve estetiği olmayan
Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde turist neden yürüsün?
Konak Meydanı'na gidip çalı çırpıyla fotoğraf mı çektirsin?
Kordonun beton bariyerleri üstünde mi poz versin?
Açık söylüyorum; İzmir Büyükşehir Belediye Binası'nın yıkılmış olması
Kente yepyeni bir meydan kazandırmak için büyük bir fırsattı.
Şubatta imzaları atılan belediye binası projesi, bu fırsatı tepmektir.
Turistin gemiden inmeye tenezzül etmediği bir kentte
Sade bir vatandaş olmak dahi benim uykularımı kaçırıyorken,
Kenti yönetenlerin de, derin bir uykudan uyanması lazım.
Bu kentin göbeğinde inşa edilecek her kamu kurumu binası
Belirli estetik kriterlerle yapılmalıdır.
Buna Valilik için yapılacak yeni bina da dahildir.
Yoksa ha hizmet binası yapmışsınız,
Ha İzmir'in kalbine hançer saplamışsınız.
Hiçbir farkı yok.