Bir gazeteci olarak insanları öven yazılar yazmayı birkaç sebepten sevmem.
Bu sebeplerden birincisi yaptığıyla övülen kişinin yarın ne yapacağını bilmiyor oluşum gelir.
Linç kültürünün hücrelerimize nüfuz ettiği şu dönemde, yıllar önce yazılmış bir yazı yüzünden yarın işlenebilecek olası bir suça ortak edilmeyi istemem.
İkinci sebepse köşe yazısınında konu edindiği olur olmaz kişileri yağcılık seviyesinde övüp, buradan bir diyalog ve ticari ilişki kovalayan tüccar kalemlerdir.
Fakat bu hassasiyetimin yanında bir de bildiğim bir gerçek var ki; o da marifetin iltifata tabi olduğudur.
İşte bu nedenle Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak’ı kaleme almak istedim.
1974 yılında Siirt’te doğan Sancak, rotasını İzmir’e çevirdiği 2004 yılından bugüne, İzmir’den kazandığını yine İzmir'e harcıyor.
Zaman zaman bir tarafında “Biz falancazadelerdeniz, İzmir'in köklü aileleriyiz” diye kasılıp kentin hamisi olmaya çalışanların, diğer tarafında "İzmir'e şunu edecekmişsin istemezüüük" diyen bana göre ideolojik Hacivatların paçalarından çekiştirmesine karşı yılmayan Sancak, kentin sosyal yaşamına değer katıyor.
Neler mi yapmadı?
Folkart olarak "İzmir'in renkleri tek yürek" sloganıyla İzmir'in asırlık kulüpleri Göztepe, Karşıyaka, Altay, Bucaspor, İzmirspor, Bergamaspor ve Menemenspor'a forma göğüs sponsoru oldu. Düşünün o sezon Göztepe Süper Lig'de, İzmirspor ise bölgesel amatör ligdeydi ama değerleri birbirinden ayrı tutmadı.
Spor ile birlikte elde var bir.
Aynı Sancak, Folkart Academy adı altında 2017 yılında bir sanat akademisi kurdu. Ücretsiz olarak bugüne dek genç, yaşlı, çocuk demeden binlerce İzmirlinin tiyatro merkezli sanat eğitimi almasını sağladı ve devam ediyor. Üstelik hak geçmesin diye başvuruların kura çekimini noter huzurunda gerçekleştiriyor. Akademide ekranların tanınan ismi Volkan Severcan'dan, İzmir Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü de yapmış olan Hülya Savaş'a, Haluk Işık'tan İbrahim Raci Öksüz'e kadar çok kıymetli isimler eğitmen olarak yer alıyor.
Etti mi tiyatroyla birlikte iki...
Folkart Gallery var mesela... İzmir'de galeri kültürünün zirve noktası oldu. İstanbul'da görüp özendiğimiz sergi anlayışını İzmir'e getirdi. Atatürk'e ilişkin Karanlıkta Akan Bir Yıldız yahut Türk Sanatının Bohem ve Asi Fırçası ismiyle gerçekleşen İbrahim Çallı sergisinden, Ellerin Büyüsü ve Kara Afrika Sanatı sergilerine kadar her biri nefisti, nefis.
Etti mi sanatla birlikte üç...
Folkart'ın da bünyesinde bulunduğu Saya Holding üstünden Menderes'teki Klaros'a sahip çıkıldı. Dünya tarihinin en eski kehanet merkezlerinden biri olarak kabul edilen alandaki kazı çalışmalarına sponsor olundu.
Oldu mu size arkeoloji ve tarihle birlikte dört...
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün İzmir'de çok önem verdiği fuarcılığı ve İzmir'in yerel yönetim efsanesi olan rahmetli Ahmet Piriştina'nın vasiyet kabul edilen "İzmir fuarlar ve kongreler kenti olacaktır." sözünü kendine bir görev bildi. 2016 yılından bugüne toplam 8 kez İzmir Enternasyonal Fuarı'na ana sponsor oldu. Dünyaca tanınmış grupları sokak gösterisi için İzmir'e getirdi.
Beşinci sıraya da kültürel değerlere sahip çıkmayı yazalım mı?
E bitmedi...İzmir'in önemli organizasyonlarından olan Uluslararası İzmir Festivali'nden İzQ Dijital Deneyim Merkezi'ne, eşi İnci Sancak ile birlikte gerçekleştirdiği sosyal yardımlara kadar daha hangisini sayayım?
Kimse demesin, "Şu kadar para kazanıyor. Harcasın biraz."
Bu şehirde serbest bölgeler, organize sanayi bölgeleri ve sayısız fabrika var. 2022 yılı verilerine göre 9 binden fazla firmanın sanayi sicil belgesi oluşundan hesaplayın...
Para kazanan nice fabrikatör, nice müteahhit, ticaret insanı var.
Kaç kişiyi bu şekilde sayabiliriz?
Sözü uzatmayayım.
Ortada gevrek, boyoz edebiyatı İzmirliliğinin ötesinde, bu kente sevgisini, saygısını, verdiği değeri net bir şekilde yaptıklarıyla kanıtlamış bir isim var.
İzmir'in sosyal, kültürel, yaşamsal damarlarına, eğitimle, galeriyle, sponsorlukla, bağışlarla sürekli olarak destek olan bir Folkart ve bir Mesut Sancak'ın üst perdeden onore edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bir İzmirli olarak içten teşekkürlerimle...