İzmir yerel medyası son dönemde habercilikten ziyade, gazetecilerin birbirine yönelik sert ithamları, yargıya taşınan marka krizleri ve belediye reklam bütçeleri üzerinden patlak veren tartışmalarla sarsılıyor. İzmir basını, "Haber sütunları tartışma alanı oldu" dedirten bir sürecin içinden geçiyor.

Marka Savaşı:'O İsim benim, Hayır Benim'

İzmir basınındaki ilk büyük kırılma, “izmirdesondakika” markasının kullanım hakları üzerinden yaşandı. Gazeteciliğin temel ilkelerinden biri olan "etik", yerini mahkeme tutanaklarına bıraktı. Tartışmanın tarafı olan ve konuyu köşe sütunlarına taşıyan Mustafa Yılmaz’dan tazminat hamlesi geldi. Deneyimli gazeteci Yılmaz, markanın 8 yıldır adına tescilli olduğunu savunarak hukuk savaşı başlattı. Yılmaz, "Gazetecilik eğitimi almamış kişilerin markamızı taklit etmesi kabul edilemez" diyerek 40 bin TL’lik tazminat davası açtı.

Mustafa Yılmaz'ın suçlamalarına karşı Kadir Barış’tan karşı atak geldi. "İzmirdesondakika" kurucusu olduğunu iddia eden Kadir Barış suçlamalar karşısında sessiz kalmadı. Barış, kendi tescillerinin Yılmaz’dan aylar önce yapıldığını iddia ederek; "Gerçekler Türk Patent kayıtlarında. Mustafa Yılmaz o dönemde belediyede basın danışmanıydı, gazeteci bile değildi" suçlamasında bulundu.

"1 Milyonluk Reklam" Tartışması

Gazeteci Ümit Kartal’ın sosyal medya üzerinden attığı bir iddia, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile yerel basın arasındaki ticari ilişkileri gündeme taşıdı. Kartal, bir meslektaşının belediye grevinde işçilere hakaret ettiğini ve hemen ardından 1 milyon TL değerinde reklam aldığını öne sürdü. Hedefteki isim olan Gazeteci Sinan Kara, 1 milyon TL’lik bütçeyi doğruladı ancak bunun ticari bir sözleşme olduğunu ve "sıkışık olduğu için peşin ödendiğini" açıkladı. Kara, kendisini suçlayan Ümit Kartal’ın da geçmiş yıllarda belediyeden milyonlarca liralık reklam aldığını iddia ederek tartışmayı farklı bir boyuta taşıdı. Hukukçular, kamu kurumlarının hizmet almadan peşin ödeme yapmasının "kamu zararı" riski taşıdığına dikkat çekiyor.


Urla’da Anonim Hesaplar ve Şantaj İddiaları

Krizin en sert ayağı ise Urla’da yaşanıyor. Mutlu Tuncer ve Cenk Özen gibi isimler, yüzünü gizleyen anonim platformunun "satılık kalem" ve "şantaj" suçlamalarına hedef oldu. Gazeteci Mutlu Tuncer, "Urla Vicdan ve Adalet Platformu" adı altında yayın yapan anonim hesapların arkasında siyasi rant odaklarının olduğunu savundu. Tuncer, "İsmini saklayarak iftira atanlarla adliyede hesaplaşacağız," diyerek Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu. Tartışmanın odağında eski belediye başkanı Burak Oğuz dönemi ve Esnaf Odası seçimleri yer alırken, taraflar birbirini "FETÖ iltisaklı" olmakla veya "şantajla ilan koparmaya çalışmakla" suçladı. Urla’da sosyal medya üzerinden paylaşım yapan "Vicdan ve Adalet Platformu" oda başkanlarına ve gazetecilere yönelik "satılık kalem" ve "şantajcı" suçlamaları yöneltiyor.

Muhabir: Cumhur Erkek