Hukuk dilinde sıkça karşılaşılan kavramlardan olan irtikap, kamu görevlilerinin sahip oldukları makamın gücünü vatandaşlar üzerinde baskı veya hile unsuru olarak kullanması durumunu ifade eder. Adaletin ve devlet mekanizmasına duyulan güvenin zedelenmemesi adına Türk Ceza Kanunu kapsamında ciddi yaptırımlarla koruma altına alınan bu suç tipi, kamuda şeffaflığın temel taşlarından biridir. Vatandaşların hak arayış süreçlerinde karşılarına çıkabilecek bu tür haksız talepler, devletin ilgili mercileri tarafından titizlikle soruşturulur.

İRTİKAP SUÇUNUN HUKUKİ KAPSAMI

Kamu idaresinin işleyişine karşı işlenen suçlar kategorisinde değerlendirilen bu fiil, en temel haliyle bir memurun görevini kötüye kullanarak menfaat temin etmesi eylemidir. Kelime kökeni itibarıyla bir şeyi yapmaya başlamak, işlemek anlamı taşısa da yasal terminolojide tamamen yasadışı bir kazanç sağlama yöntemini tanımlar. Bu durumda kamu görevlisi, işlem yaptırmak isteyen kişinin iradesini kendi lehine etkileyerek haksız bir fayda yaratır. Kişiler, işlemlerinin aksayacağı veya hiç yapılmayacağı endişesiyle memurun taleplerine boyun eğmek zorunda kalabilir.

ÜÇ FARKLI KATEGORİDE DEĞERLENDİRİLİYOR VE CEZALANDIRILIYOR

Türk Ceza Kanunu'nun 250. maddesi, eylemin gerçekleştiriliş biçimine göre suçu üç ayrı sınıfa ayırmaktadır. Mahkemelerce uygulanacak cezai yaptırımlar da suçun işlenme şekline göre değişiklik gösterir:

Zorlama (İcbar) Yoluyla Gerçekleşen İrtikap: Kanunda en ağır cezayı gerektiren bu durumda, memur makamının nüfuzunu kullanarak vatandaşı bir bedel ödemeye mecbur bırakır. Kişinin yasal hakkını alamayacağı korkusu yaratılarak elde edilen bu haksız menfaat, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile sonuçlanır.

İkna Yöntemiyle İşlenen İrtikap: Bu yöntemde cebir ve baskı yerine, vatandaşın güven duygusunun istismarı söz konusudur. Memur, vatandaşı hileli yönlendirmelerle kandırarak kendisine çıkar sağlar. Bu eylemin yasal karşılığı üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiştir.

Hatadan Faydalanma Durumu: Memurun aktif bir zorlama veya kandırmacası olmasa da, vatandaşın işlem sırasındaki yanlışlığından bilerek yararlanması da suç kapsamına girer. Fazla yapılan bir ödemeyi yasal yollardan iade etmeyip haksız kazanca dönüştürmek, bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılır.

3 yıl aradan sonra Meclis kürsüsünde! Kılıçdaroğlu, Demirtaş ve 4 ismi saydı: "Serbest kalacaklar"
3 yıl aradan sonra Meclis kürsüsünde! Kılıçdaroğlu, Demirtaş ve 4 ismi saydı: "Serbest kalacaklar"
İçeriği Görüntüle

RÜŞVET VE GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA İLE ARASINDAKİ FARK

Toplumda rüşvetle aynı anlama geldiği düşünülse de, iki suç kavramı arasında net bir sınır bulunur. Rüşvet eyleminde, menfaat sağlama durumu taraflar arasında karşılıklı bir anlaşma ve ortak irade ile gerçekleşir. İrtikapta ise durum tek taraflı işler. Memur, gücünü kullanarak veya hileye başvurarak karşı tarafı haksız bir bedel ödemeye mecbur bırakır. Bu tek taraflı baskı unsuru, eylemin rüşvete kıyasla daha ağır cezalara çarptırılmasına neden olur. Aynı şekilde, genel bir suç olan görevi kötüye kullanmanın çok daha spesifik ve nitelikli bir hali olarak hukuka yansır.

SORUŞTURMA İÇİN ŞİKAYET BEKLENMİYOR

Yasal süreçlerin işleyişi açısından bu eylem, takibi şikayete bağlı suçlar kategorisinde yer almaz. Herhangi bir mağduriyet durumu adli makamlara yansıdığı anda, Cumhuriyet savcıları resen harekete geçerek soruşturma başlatmak zorundadır. Mağdur taraf şikayetçi olmasa dahi kamu davası açılır ve süreç devam eder. Söz konusu eylemler için kanunların öngördüğü dava zamanaşımı süresi on beş yıl olarak belirlenmiştir. Herhangi bir haksız talebe maruz kalan vatandaşların, vakit kaybetmeden kolluk kuvvetlerine veya savcılıklara başvurmaları, adaletin tesisi için büyük önem taşır.

Kaynak: HABER MERKEZİ