Son Mühür- Siyaset gündemini sarsan mutlak butlan kararı sonrası CHP Genel Başkanlığı görevine dönen Kemal Kılıçdaroğlu, yaklaşık üç yıl aradan sonra TBMM'de CHP Grup Toplantısı'nda konuşma yaptı.

"Önce halkımız, önce vatan, önce Türkiye" diye sözlerine başlayan Kılıçdaroğlu "Sadece ve sadece haklının önünde eğiliriz. Haklının önünde, hakkı arayanların önünde, halkın önünde eğiliriz. Onlara saygı duyarız; ama gücün önünde eğilmeyiz. Güç ayrı bir şey, onun önünde eğilmeyiz. Efendim, sevginin, barışın, güzelliğin, dertlerin yaşandığı bir Türkiye'deyiz.

Bizim yeniden, ama yeniden güçlü bir iradeyle alana çıkmamız lazım. Yeniden bu ülkenin sorunlarını, unutturulan sorunlarını ama herkesin yaşadığı sorunları yeniden hatırlatmak zorundayız. Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partisi'yiz. Çünkü biz halkın partisiyiz. Çünkü biz halka inananların partisiyiz. Halkla birlikte yaşayanların partisiyiz. Biz saraylarda oturmuyoruz, biz köşklerde oturmuyoruz, biz villalarda oturmuyoruz.

Biz kendi evlerimizde ailecek huzur içinde yaşayıp herkesin de huzur içinde yaşayacağı bir Türkiye özlemiyle mücadele ediyoruz. Bunun mücadelesini veriyoruz" ifadelerini kullandı.

"Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir"

Cumhuriyet Halk Partisi'nin devlet kuran bir parti olduğu vurgusuyla devam eden Kılıçdaroğlu,

Kılıçdaroğlu1 (1)

"Cumhuriyet Halk Partisi devlete yön veren bir partidir. Devlete yön veren, çağdaşlığı arayan, çağdaşlığı her alanda Türkiye'ye getirmek isteyen bir partidir.

Ve Cumhuriyet Halk Partisi, ülkesinin sorunlarıyla ilgili en sağlıklı çözümleri üreten ve halka sunan bir partidir. Herkesin bunu bilmesi lazım. Mustafa Kemal Atatürk'ün çok güzel bir cümlesi var, der ki: "Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir." Cumhuriyet Halk Partililer o kimsesizlerin kimsesi olmak zorundadırlar.

Hep beraber kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla, genciyle bir arada olmak zorundayız, birlikte olmak zorundayız. Bizler toplumun unuttuğu, medyanın unuttuğu, evlerinde viski kadehleriyle siyaset yapanların unuttuğu kişilerle beraber oluyoruz. O kişilerin Türkiye ile ilgili sorunları var mı? Var. Kendileriyle ilgili sorunları var mı? Var. Ama o sorunların çözümü için onların yanındayız. Hiç kimseyi yalnız bırakmayacağız.

Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partisi'yiz. Çünkü biz siyasetin unuttuğu insanların partisiyiz. Daha geçenlerde, geçenlerde Ankara'da mevsimlik tarım işçilerine gittim; mevsimlik tarım işçileri... Bir buçuk milyon tarım işçisi var, bir buçuk milyon! Onlar çoluk çocuk, yaşlı genç geliyorlar." diye konuştu.

IBAN mağdurları 12. Yargı Paketi son dakika: 12. Yargı Paketi maddeleri nelerdir?
IBAN mağdurları 12. Yargı Paketi son dakika: 12. Yargı Paketi maddeleri nelerdir?
İçeriği Görüntüle

"Biz hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye özlüyoruz"

Kılıçdaroğlu kürsüden bakanlara da seslenerek şu ifadeleri kullandı:

"Tarımın ana aktörleri bunlar. Ürünleri toplamasalar piyasaya ürün süremezler. Onların dertlerini dinledim, onlarla beraber oldum, çocuklarıyla beraber oldum. Okullarını terk etmişler. Buradan Millî Eğitim Bakanına çağrı yapıyorum: Okulları... Eğer siz gerçekten herkesin okulu yapmak istiyorsanız o çocuklara da geçici de olsa öğretmen görevlendirin, gitsinler o çocukların eğitimiyle ilgilensinler.
Sağlık Bakanına sesleniyorum, oradakilerin sağlık sorunlarıyla ilgilensinler. Bakınız, CHP dışında kimse bunu yapamaz, kimse gitmez. Onlardan haberleri bile yoktur. Ama biz toplumun her kesimiyle iletişim halindeyiz. Bir dertleri olduğu zaman mutlaka CHP'yi ararlar; bilirler ki buradan bizim sesimizi yükseltecek insanlar var.

Kılıçdaroğlu-18

"Parti halkın partisidir. Halkın partisi ise o halde bizim de partimizdir" diyor. Biz CHP'yiz, köklü bir partiyiz. Biz yine toplumun unuttuğu, dikkate almadığı ama her an gördüğümüz, her an karşılaştığımız çöpten kâğıt toplayanların, demir toplayanların, naylon toplayanların da sorunlarına eğildik. Onları ilk kez gidip ziyaret eden, onlarla beraber olan, onların sorunlarını dile getiren yine halkın partisi Cumhuriyet Halk Partisi oldu.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi'yiz. Biz hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye özlüyoruz. Her evde huzurun olmasını istiyoruz, her sofrada bereketin olmasını istiyoruz. Bizim hedefimiz o, çünkü biz çalıp çırpmayı bilmeyiz. Bizim o işlerle ilgimiz yoktur, bizim tek derdimiz halktır, halk!

Her aileye, her bireye, bu ülkede yaşayan her aileye ve her bireye güvenlik getirmek, onların geleceğini güvence altına almak için mücadele eden ve özel bir sigorta dalını sürekli dillendiren parti yine biziz. Aile Destekleri Sigortası'nı hiç kimse unutmasın! Özellikle kadın kardeşlerim hiç unutmasınlar, gittiğiniz her yerde bunu anlatın. "Kadın bu ülkede sahipsiz değildir, onun da geleceğini güvence altına almak zorundayız" diyoruz."

"CHP iktidarında Selahattin Demirtaş hapisten çıkacak"

Toplantıda konuşmasına Selahattin Demirtaş'a değinen Kılıçdaroğlu,

"Üniversitelerin özerkliğini getireceğiz. Hiç kimse endişe etmesin; CHP iktidarında ne Selahattin Demirtaş hapiste kalacak, ne Can Atalay kalacak, ne Tayfun Kahraman kalacak, ne Osman Kavala kalacak, ne Selçuk Mızraklı kalacak ne de avukatlar hapislerde kalacak! Hiç endişe etmeyin.

Getireceğiz... Mısır'daki sağır sultana da anlatacağız. Ya bu ülkede hak olmazsa, hukuk olmazsa, adalet olmazsa ülke nereye gidecek? Birilerine çalışan bir devlet olmaz; birileri için çalışan bir devlet olmaz. Devlet halk için çalışır, millet için çalışır.
Biz ahlaki zeminde siyaset yaparız. Ahlak bizim için vazgeçilmezdir. Ahlaki zeminde siyaset yapmazsınız, cebinizi doldurmakla meşgul olursunuz, halkı unutursunuz. Biz halkı unutan değil; halkla beraber olan, halkı kucaklayan ve halkın sorunlarını çözmek için yemin etmiş bir kültürden geliyoruz.

Bunun mücadelesini vereceğiz. Biz devletin kör kuruşuna tenezzül eden bir siyasi gelenekten gelmiyoruz. Biz Mustafa Kemal'in, İsmet İnönü'nün, rahmetli Ecevit'in ve Baykal'ın geleneğinden geliyoruz." dedi.

"Sorun Türkiye değil, Türkiye'nin yönetilmesidir"

Ülkedeki en büyük eksikliğin doğru yönetimin, ahlaklı yönetimin olmaması iddiasında bulunan Kılıçdaroğlu sözlerini şu şekilde tamamladı:

Değerli arkadaşlarım, sorun Türkiye değil, Türkiye'nin yönetilmesidir; yanlış yönetiliyor. Hesap vermeyen bir yönetim var. Bir yönetim hesap vermezse malı götürüyor demektir, hesap verecek! Hesap vermeyi siyasetçiler, yöneticiler onurlu bir görev kabul edecek, onurlu! "Ben hesap veriyorum" diyecek, halkın önüne çıkacak. Ben hesap vermenin ne kadar değerli olduğunu biliyorum diyecek.
"Dolayısıyla bu ülkedeki en büyük eksiklik doğru yönetimin, ahlaklı yönetimin olmamasıdır. Milletin iradesinden daha güçlü bir irade yoktur değerli arkadaşlar. Hiçbir propaganda mutfaktaki yangını kapatamaz, gizleyemez. Bu yangın devam ediyor, mutfaktaki yangın! Herkes bunu gayet iyi biliyor.

Ve Türkiye bu zulmü de kabul etmiyor. Biz hepimiz, hep birlikte Cumhuriyet Halk Partililer olarak, birer nefer olarak, halkın neferi olarak; engellinin neferi, köylünün neferi, işçinin neferi, sanayicinin neferi, üretenlerin neferi, ahlaklı insanların neferi, gençlerin neferi olarak yola çıkacağız!

Yola çıkacağız ve Türkiye'yi yeniden aydınlık, huzur içinde yaşayan bir Türkiye yapacağız. Bir Türkiye! Bunun sözünü ben veriyorum. Siz de söz veriyor musunuz?"

Kaynak: HABER MERKEZİ