Son Mühür - CHP Grup Başkanı Özgür Özel, CHP'nin haftalık grup toplantısında konuştu. Özgür Özel, gündemdeki konulara değinirken, NATO güvenlik önemleri gerekçesiyle yaşanan gözaltılara, komedyen Deniz Göktaş'a açılan soruşturmasını eleştirdi. Ekonomi gündemine de değinen Özel, iktidarı uyguladığı ekonom politikalarından dolayı eleştirdi.
Yeni partiyle ilgili de konuşan Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip erdoğan ve CHP Genel Başkanlığına mutlak Butlan kararı ile geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu'na sert sözlerle eleştirdi ve ‘’CHP’yi karpuz gibi bölmeye çalışanlar sapını bile alamadılar…’’ dedi.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel şunları söyledi:
''Partimize yönelik işgalin ardından, Ankara'da oturmadık. Zaten hedefte olmamızın sebebi de Ankara'da oturmayıp "olmamız gereken yerde" olmamızdır. Saraçhane ile başlayan 111 miting ile sahada milletimizle birlikte olduğumuz için, alınan butlan kararı ve polisimizi kullanarak 15 katlı binadan çıkarıldıktan sonra bu hafta sonu 15. ilimizde milletimizle buluştuk.
Köy köy, belde belde, şehir şehir gidiyoruz ve milletimizle kucaklaşıyoruz. Meydan meydan mücadelemizi büyütüyoruz. Yeni, temiz, cesur, teslim olmayan, milletin hesabına göre yapılan siyaseti milletimizle birlikte ilmek ilmek örüyoruz.
Bazen bir kamyon kasasının arkasında, bazen traktör römorkunda, bazen bir kahvehane sandalyesi bazen ise bir bankın üzerindeyiz ama milletimizin gönlündeyiz.''
''Demirtaş'ın selamlarını aldık...''
''Baskılardan kayyumlardan çok çeken Diyarbakır'daydık. Sayın Demirtaş'ın selamlarını aldık, başımızın üstüne koyduk. Tahir Elçi'nin katledildiği yere çiçeklerimizi bıraktık. Köşk mezrasında çiftçilerin köylülerin bitmeyen dertlerini dinledik; buğday hasadı yaptık, Diyarbakır'la kucaklaştık. Muhtarımızın emaneti 36 taşlı iktidar tesbihimizi aldık. Diyarbakır'ı gönülden selamlıyorum.
Ertesi gün Gaziantep'e gittik. yüzlerce araç, binlerce kişi bir benzin istasyonunda Nizip'te doğaçlama kendiliğinden gelişen bir miting yaptık. Gaziantep'e ulaştık, kalabalıktan, izdihamdan esnaf ziyareti yapamadık. binlerle on binlerle beraber Balıklı Park'a gittik; bir bankın üzerine çıktık ve Gaziantep'in kararlılığını hep birlikte gösterdik. Nerede durduğunu dosta düşmana gösteren Gaziantep'in yiğit insanlarına selam olsun!
Dün İzmir'deydik. Üzüntüden 4 kilo verdim diyen, "Üzülme sana otobüs de alacağız, bina da alacağız" diyen teyzemin gözyaşlarında, o insanların inancında gücümüze güç kattık.''
''Mutlak butlanla partiyi bölenlerin yalnızlığı...''
''Bir yanda bir mahkeme kararıyla mutlak sultanın mutlak butlanla partiyi bölme umutlarıyla ve onun teklif ettiği görevi kabul eden bir avucun yalnızlığı bir yerde, İzmir'de 100 binlerin kararlılığına yürekten teşekkür ediyorum.''
'NATO Zirvesi' eleştirisi
Biz Ankara'da binalardan çıkıp gidince, gittiğimiz yerdeki heyecanı görünce, daha önce görmediğimiz bir öfkenin bir enerjiye, onun bir kararlılığa dönüştüğünü görünce diyoruz ki; bir şeyler oluyor. Bıraktığımız Ankara'da da Erdoğan'a yakışan, iktidarın yönetim anlayışına yakışan ama bizi utandıran bir şeyler oluyor. Vatandaşa NATO çilesi çektiren bir anlayış var. Bunun yanında NATO zirvesi sırasında protesto yapabilir şüphesiyle gözaltına alınan 225 kişi ve tutuklanan 178 kişi var. Bunu kimse böyle cümlede kullanıp, tweette atıp tepki gösterip sakın normalleştirmesin. Buradaki meselenin 2010 yılının Kasım ayında bu Meclis'e AKP Adalet Bakanlığı'ndan Bakanlar Kurulu'ndan bir kanun tasarısı sevk ettiler.
''Köpürtenlere soruyorum; Ne yapıyorsunuz şimdi?''
''O tasarıda 2 başlık vardı. Bunlardan bir tanesi önleyici diğeri koruyucu gözaltıydı. Pikniğe gelen TEMA temsilcilerini tutukluyorlar. Gazetecileri, akademisyenleri, sivil toplum örgütlerini topluyorlar. 30-40 yıl geride kalmış örgütlerin isimleriyle suçluyorlar. Ayten Yakut... 75 yaşında emekli öğretmen. Emine Erdoğan'ın sıfır atık projesinde yer almış. Meselenin büyüklüğü... Diğer tarafta Emel Memiş... Mülkiye'de akademisyen kürsüsü var. Büyük utanç. Önleyici tutuklama yapıyor adamlar. Cümle alem biliyor ki Trump gittikten sonra "pardon" diyip hepsini bırakacaklar. Bu kadar net bir hukuksuzluk var, gürültünün içinde kaynamaya gidiyor.
Buradan soruyorum; Erdemliler hareketi diyerek, yasaklarla mücadlee diyerek AKP kurulduğunda onu köpürtenlere soruyorum; Ne yapıyorsunuz şimdi?''
Deniz Göktaş olayı
''Ülkemizde uzun zaman sonra siyasi mizah yapan genç bir kardeşimiz. Açtım tamamını izledim. İktidarı da eleştiriyor, bizi de elektiriyor. Ekrem başkanı eleştiriyor. Hepimiz güldük. O sırada Erdoğan'ı da eleştiriyor. Efendim, Kur'an-ı Kerim'e bilmem ne... 600'lü yıllarda 4. kitapa son kitap demek iddialı diyor. Bu kadar... Efendim dini değerlerle alay falan. Bunun üzerinden iktidara yakın kalemler gencecik bir insanı hedef tahtasına oturttular. hakkında soruşturma açtılar. Sanata saygısı olmayan, espriden anlamayan, ifade özgürlüğüne tahammül edemeyen bir anlayış var. Şimdi gençlere sesleniyorum... Bir taraftan da Erdoğan'ın yasaklarını kutsayanlara sesleniyorum... Siz bunu kendinize ailenize izah edebiliyor musunuz? İmamoğlu'na 5 satır söylemiş Erdoğan'a 2 laf söylemiş ne olur? Siz ne oldu da milletin başına cellat oldunuz ya...''
''Buradan Deniz'e söz veriyorum...''
''Sanmayın ki Cumhurbaşkanı, Başbakan, ya da başkanların dokunulmazlığı vardır. Mizah, eleştiri karşısında dokunulmazlık yoktur. Bu özgüvensizliktir. bunlardan önceki yöneticiler bunların 10 katına tahammül ettiler, takdir ettiler. Bir ülkede mizah varsa yönetende özgüven vardır. Bugün yaşananlar acziyettir, bir şakadan korkmaktır, öyle güçlü lider falan değildir. güçlü liderin fıkradan ödü kopmaz. Buradan söz veriyorum; Ben Deniz Göktaş'ın Erdoğan'la 30 yıllık yolculuğunu sonlandıracağıma söz veriyorum.''
''Gıda enflasyonunda dünyada 5. sıradayız''
''Tam AKP'nin tükeniş dönemi... Bunlar geldiğinde 3 Y ile mücadele etmek için gelmişlerdi. Yolsuzlukta geldikleri nokta ortada. yasakları gençlerle konuştuk. bir yandan da insanları yoksullaştıran bu kara düzen...
Maalesef gelir ve servet adaletsizliği ülkenin %80'ini Afrika, %20'sini Lüksemburg standartlarına getirdi. yüzde 32,6'lık enflasyon ile Avrupa'da 1. dünyada 5. sıradayız. AB'nin enflasyon ortalaması %3,3, Türkiye'ninki 33. Tam 10 katı.
Gıda enflasyonunda Avrupa'da 1. dünyada 5. sıradayız. Gıda enflasyonumuz %35. dünya ortalaması %2. Ekonomide tarihin en kötü yönetimini yaşıyoruz. bitmeyen, sonu gelmeyen bir ekonomik krizin içerisindeyiz. bunun en yakıcı tarafı gıda enflasyonu... Milletin vergileri maaşlara değil; israf ve faize harcanıyor. Bu yılın ilk 5 ayında toplanan her 100 liralık verginin 24 lirasını faize ödediler. 10 yıl önce bu oran %11'di. 2018'den beri "Verin yetkiyi görün etkiyi" diyerek yönetiyor. He rkürsüye çıktığında tek haneli enflasyona nasıl ulaşacağız diyerek yönetiyor. Bunu bizimki değil dünyadaki 200 ülkenin lideri ortalama gıda enflasyonunu %2'ye indirmeyi başardı.
75-80 bin lira net maaş alan beyaz yakalılar mühendisler veya mavi yakalı kıdemliler aldığı 12 maaşın 3 tanesini vergiye veriyor. Maaşı yetmeyen çalışan kredi kartına yükleniyor. Nakit avans çeken ya da kredi kartı borcunu ödeyemeyen kişi %94 birleşik faiz ödüyor.
Bugün gelinen noktada asgari ücret 24 bin liraya gerilemiş vaziyette. Asgari ücrette 5 ayda yaşanan erimeye karşı ara zammı aklına getirmeyen bir iktidar var. Seçimde oy isterken "asgari ücrete 4 defa düzenleme yapacağız" demişlerdi. Asgari ücretli perişan mı olacak? Sokakta mı kalacak? Devlet devletliğini yapacak...''
''Erdoğan yandaşı, biz emekli ve emekçiyi tercih etmekteyiz''
''Emekliye zam konusunda grubumuz mücadele verecek. emekliyi milli gelir artışında var görmediği için milli gelirden pay vermeyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Bütün emeklilere söylüyorum; Bu yaşananların hiçbiri küresel bir sorundan kaynaklanmamıştır. Bu yaşananların her birisi tercih meselesidir. Erdoğan ve arkadaşları parayı bulmakta ve kaynağı kullanmakta zengini, yandaşı tercih ediyor. biz emekli ve emekçiyi tercih etmekteyiz.
Emeklinin, işçinin, çiftçinin derdini biz anlatmazsak kim anlatacak? Biliyorlar ki biz susarsak millet susacak, bize yönelik saldırılar CHP'yi sahipsiz bırakma operasyonu değildir. Biz CHP'lileri sahipsiz bırakmayız ama esas gaye, esas amaç milletin dertlerini sahipsiz bırakma operasyonudur. Partimize adaysızlaştırma, kurumsuzlaştırma ve lidersizleştirme operasyonu çekmetedirler. Meselenin kendisi CHP içerisinde değil, CHP bahane edilerek milletle, milletin değiştirmek istediği iktidar arasındadır.''
''Millet onlara karpuzun sapını gösterdi''
''Biz AKP'yi tarihinde ilk kez yenilgiyle tanıştıran kadrolarız. Ben Erdoğan ile bir kez yarıştım. O AKP'nin ben CHP'nin genel başkanıydım. Yarıştığımız ilk ve tek seçimde Erdoğan'ı genel başkan olarak ben yendim, partisini CHP yendi. Bunu ne kendi üstüme aldım, ne partiye mal ettim. Dedik ki bu zafer CHP'ye verilen bir yatırım kredisidir. Oyları kendimize, partimize saymıyoruz; ortak geleceğimize sayıyoruz. Başarıyı Türkiye'nin tüm dmeokratlarına mal ettik. Bu yüzden iktidar değişimi Türkiye'de bir takvim meslesidir. Bu ülkenin hakkı yenilenleri iktidara yürüyorken, bu saldırılar bu yürüyüşü durdukmak için harekete geçmiştir. AKP'nin yargı kolları tarafından tasarlanmış mutlak butlan meselesini, mutlak sultanın kariyerini sürdürme meselesi olarak görmek; CHP ve türkiye'yi bu ara dönemden hızla çıkarmak; Kendisine aydınım diyen, partiliyim diyen, Cumhuriyetçiyim, Atatürkçüyüm diyen herkesin boynunun borcudur.
AKP ve Erdoğan'ın bütün hesabı CHP'yi karpuz gibi yarı yarıya bölmekken, 70'e 30'a razıyken; karpuzun sapını bile alamadılar. millet onlara karpuzun sapını gösterdi sapını. %99'a %1'ler... O %1 karpuzun sapıdır sapı...
Şimdi bunu herkes gördüğü için, herkes bunu analiz ettiği için, lafın kendisi böyle bir reaksiyonu aldığı için Erdoğan değişik bir ruh haline büründü. Suçluluk psikolojisinin altında yoğun bir inkara geçmek için aşırı açıklama yoluna girdi: Çıkıyor çeşit çeşit toplantılara, prompter hazır, metnin %50'si "Biz yapmadık. Bu işi CHP'liler yaptı. Biz bu işin bir yerinde yokuz" diyor. Aha da söylüyorum sen bu işin tam göbeğindesin.''
'Frenkeştayn' göndermesi
Şimdi Erdoğan'ı izlerken o aşırı açıklama ve yoğun inkarı görünce anlıyorsun bu meseleyi kim yapmış... Anketlerde de görülüyor; "Efendim bu iş bizi de yıpratıyor, bu iş CHP'ye yaradı. CHP'de olurlarsa şahlandılar, başka yol bulurlarsa karşımızda başka bir bela var" diyorlar.
Aynı çatı altında göre yapmışlığımız var. Erdoğan'ın yarattığı canavarı orda burda aramasın. Frenkeştayn'ı okusunlar yeter. O canavar Frenkeştayn'ı yer yutar... O Frenkeştaynı Adalet Bakanlığı tarafında aramak lazuım, buralarda değil.
Aynı konuşmada CHP içindeki dış mihraklardan bahsediyor. Önce şunu bilecek. CHP'ye dışarıdan müdahale eden bir mihrak varsa; O da Erdoğan'dan başkası değildir. Terörist dediniz, hırsız dediniz, FETÖ'cü dediniz tutmadı. Ben Erdoğan'a söylüyorum. Beni 10 yaşımdan beri devlet okuttu. 2 öğretmenin evladı bir bahçıvanın torunuyum. Ailesi Balkanlar'dan göçmen bir balkan Türküyüm. Üniversite'yide burada okudum askerliğimi uzun dönem mavi vatandan yaptım. CHP'ye dış mihrak tarif edecek adamın da alnını karışlarım.
Yeni parti sözleri
''İşgal bitmezse bu milleti seçeneksiz bırakmayacağız. Biz gayretliyiz, gayret de eninde sonunda karşılığını bulur. Duyduğum, bildiğim en güzel sözdür; Elbette olacak kaderdir ama kader de gayrete aşıktır.
Bir kapısı kapanırsa yenileri açılır. Kimse endişe etmesin, bir tek menzil var; Dedi ya "Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir." İşçisini emeklisini yoksulu yalnız bırakmamak için gayret içerisindeyiz. Oy oy, zarf zarf, sandık sandık, sokak sokak köy köy kazanacağız.''
Yolumuz iktidar yoludur, pusulamız millet, rotamız iktidardır. Hep birlikte gideceğimiz bu yolda iktidarı değiştireceğiz. Oturduğum her sofrada bir samimiyet ve inancı; ve mesuliyeti görüyorum. Milletin tek ümidi sizlersiniz, bizleriz. bizim de tek hedefimiz bu milleti bu zorluklardan kurtarmak, bu yürüyüşü kurtarmak. Bu milletin partisini iktidara taşımaktır. Bu milletle birlikte bu yolu yürümeye hazır mısınız? türkiye'nin umudu sizlersiniz, yürüyelim arkadaşlar.''




