At, Türk insanı için çok önemlidir. Beygirinin sırtında uyuyan, onun üstünde nice yurtlar fetheden bir neslin torunlarıyız. Yıllar boyu atlarla duygusal bir bağ kurduk. Günümüzde de binicilik kursları ya da at yarışları ile bu bağ güçlenerek devam ediyor. Koşan her at geleceğe umut oluyor. Doğan her at at sahibinin ümidi oluyor. Şampiyon bir ata sahip olarak, Gazi’nin kupasını kazanmak en büyük hayal...

Şampiyon bir atı izlemenin keyfi ile hipodromu dolduran yarış severler, “yürü be oğlum”, “hadi be kızım” naraları ile safkanları teşvik eder. Atın üstündeki jokey son düzlüğe kadar onunla iletişim kurar çok mecbur kalmadıkça kırbacını kullanmaz. Aynı gökyüzünün altında at ile bağlantı kurulur.

Koşan atların biri potayı geçer. At koşar baht kazanır. At yarışları bazıları bir kumar olarak bakabilir ama insan ile atın kurduğu bir iletişimdir.

BİR İNGİLİZ SAFKAN DOĞUYOR...

5 Mart 2022 günü bir umut doğuyor. Babası dünya çapında bir şampiyon. Çocukları birçok yarışta başarılara imza atan Toruk Macto, annesi Spring a latch... (İstanbul günlerimde, 12-13 yaşlarımda, atın orjininin çok önemli olduğunu, anne ve babasının kanı o atın başarısının garantisi sayıldığını amcam ve İlhan Ağabeyimden öğrenmiştim. Yılmaz Ağabeyim, Bülent amcam ve İlhan ağabey eküri idi... Boş zamanlarımızda dördümüz at isimleri verdiğimiz bozuk paralarla yarış yapardık.) Geleceğin şampiyonu olabilecek bir kısrak...

Hayaller kurmaya başlayan atın sahibi Yasemin- Suat Topçu, Smart Latch ismini koyuyor. Potanın kilidini açacak akıllı bir anahtar olacak, başarıdan başarıya koşacak duygularıyla yetiştirmeye başlıyorlar sevimli tayı... Başarılı bir hara da yetişen, Smart Latch ayakları düz bassın dileğiyle 2 yaşında koşmaya başlıyor. Sıcak bir Adana gününde 21 Nisan 2024’de start veriliyor ve koşu başlıyor. 1000 m yarışı ikinci olarak tamamlıyor. Bir ay sonra aynı piste tekrar çıkıyor. Gençlik ve Spor Bayramı’nda koşulan 1100 m yarışta ilk birinciliğini alıyor. Yüzler gülüyor. 02 Haziran 20024’de yine Adana’da bir birincilik daha elde ediyor. Umutlar artıyor. Üç yarışta iki birincilik şampiyonluğa giden yola çıktığının bir göstergesi...

Mart 2025’de Adana’da koşulan iki yarışta dördüncü ve beşinci olarak tabelaya adını yazdırıyor. Mayıs’ta Ankara’ya gidiyor ama başarılı olamıyor. 01 Haziran’da Adana’da, 07 Haziran’da Ankara’da koşuyor. Ancak sekizinci oluyor. Neden bu kadar sık koşturuluyor ki! Biraz dinlense olmaz mı? Üç hafta dinlenmesine fırsat veriliyor. Yine Ankara ama bu pisti çok sevmiyor. Yarışı başlarda götürmesine rağmen onuncu oluyor. Ağustos ayının son günü sevdiği Adana Hipodromu’na çıkıyor. Bu kez tabelada yerini buluyor. Dördüncü oluyor ama umutlar yeniden filizleniyor. 14 Eylül’de 2100 m koşuyor. Bu uzun yarışta potayı önde tamamlıyor. Hemen bir hafta sonra 21 Eylül’de bu kez 1800 m yarışı üçüncü bitiriyor. Ve son kez çok sevdiği Adana Yeşiloba Hipodromu’nda, 13. yarışı, 1900 m... Son 400 m’ye üçüncü girmesine rağmen bu yarışı kaybediyor. Yedinci oluyor... Ayağında küçük bir kırık var. Koşmasına engel, ameliyat zor! Damızlığa ayrılıp, şampiyon bir tay doğurması bekleniyor ama olmadı. Veterinerler kısır olduğunu belirtti. Sahibi de jokeye teslim ederek onun bir binici eğitim merkezine göndermesini söyledi. Bir ücret talep edilmedi. Çiftlikte çocuklarla mutlu bir hayat sürmesi istendi.

Smart Latch, çim piste koştuğu 13 yarışta 3 birincilik, 1 ikincilik, 1 üçüncülük, 2 dördüncülük, 1 beşincilik kazanıyor. Simsiyah, pırıl pırıl bir taydı. Kavurma olmasını kimse hayal etmiyordu.

Mart 2026 Mersin Belediyesi Aşevi... Kavurma çıkmış. Mis gibi kokuyor. Yerken birinin ağzına garip bir şey geliyor. Kemik herhalde diye düşünerek ağzından peçeteye çıkardığı cismin kemik olmadığını fark ediyor. Şikayet ediyor. Tarım ve Orman Bakanlığı bunun Smart Latch’in elektronik kimlik çipi olduğunu anlıyorlar. O kapkara güzel kısrak kavurmamı oldu diyerek etleri kontrol ediyorlar evet et onun eti çıkıyor.

Neye üzülelim? Şampiyon bir atın kavurma olmasına mı yoksa iftarda dana eti diye at eti yiyen Mersinlilerin durumuna mı? Belediye ihale ile aldık diyor ama gelen et kontrol edilmiyor mu? Gıda Mühendisi ya da veteriner kontrolü olması gerekmiyor mu?

**

TARİHİMİZ AĞLIYOR...

Whatsapp Image 2026 03 14 At 12.34.59

Bu yazıyı yazarken bir çınarın devrildiği, bir yıldızın daha kaydığı haberi düşüyor merkezimize... İlber Ortaylı, tedavi gördüğü hastanede son nefesini vererek sonsuzluğa yürümüş. Yoğun bakımda, entübe edildiğini biliyorduk. Dualarımız onunlaydı ama olmadı.

Prof Dr İlber Ortaylı, 25 Eylül’de İzmirlilerin ona armağan ettiği, kütüphane açılışı için İzmir’e geldi. Kültürpark da açılan bu özel kütüphane onu çok mutlu etti. İzmir’in Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın en güzel ve özel projelerinden biriydi. Atıl duran bina restore edilip, kütüphane haline getirilmiş. İsmi de İlber Ortaylı Kütüphanesi yapılmıştı. Çok duygulanmıştı. İzmirli değildi ama 1963 yılında İzmir’e gelmişti. O sırada Lise 2 öğrencisiydi. İzmir’i çok sevdi. İzmirlilerin rahat ve özgür tavırları hoşuna gitmişti. İstanbul ve Ankara’da korkusuzca kendini ifade eden kişiler yoktu. Onlardan çok şey öğrendi. Buradan aldığı enerjiyi hep kullandı. Bunları açılışta kürsüde anlattı. Hepimizin gözleri biraz nemlenmiş elimiz kızarana kadar alkışlamıştık onu... Bol bol fotoğraf çektirdi. Biraz yorgun gözüküyordu. Ufak bir hastalık atlatmıştı yaşayacak zamanı anlatacak bilgileri vardı. Yaşama umudunu kaybetmemiş. Hayata dair espriler yapıyordu. Kahkahalarla gülüyorduk hep birlikte...

Ama 13 Mart’ta kötü ve acı haber geldi. Yazdığı kitaplar yolumuzu aydınlatmaya devam edecek... Çocuklarımıza okutacağız hiç unutmayacağız... Televizyonda anlattığı tarih bilgileri kulağımızda küpe olacak. O kendine has üslubu ile anlattıklarını pür dikkat dinlemeye devam edeceğiz.

“Yaşayın, monotonluktan uzaklaşın, gezin görün keşfedin, başkalarıyla ilgilenin, okuyun, sevin. Bunları dolu dolu yaşayın ki izleri yüzünüze yansısın” derdi. Gözlerinin içi gülen, sımsıcak bir insanın yaşam felsefesini uygulamak lazım! Ruhun şad olsun hocam...

Whatsapp Image 2026 03 14 At 12.34.59-1

**

ŞİİR GÜNÜ...

21 Mart Nevruz Bayramı... Baharın başlangıcı... Gece gündüz dengesinin sağlandığı ekinoks zamanı... Doğanın uyanış günü aynı zamanda şiir günü... Her yıl şiir gününde verilen PEN Şiir Ödülü’nü bu yıl alacak olan, çok sevdiğim, hocam Hidayet Karakuş “İyi şiir zamanı aşan bir şiirdir. Kötü şiirden zaten milyonlarca yazılmıştır.” diyor. Ne kadar doğru değil mi?

DAİMA GÜLÜMSEYİN!