Her zaman olduğu gibi...
Arapça'dan dilimize geçen “asgari” kelimesinin…
Tam karşılığı…

“En aşağı” demektir...

Neden biliyor musunuz?
Çünkü, “çirkin” bir kelime olduğu için!

“En düşük… En az… En azından…” anlamına da gelir…

Doğru dürüst hiçbir yerde kullanmayız…
Mesela…
“Bu iş asgari üç gün sürer” diyen kaldı mı?
Onun yerine, ne diyoruz?
“Bu iş en az üç günümü alır…”
Oysa…
Bizim memlekette “en düşük” tanımlaması özellikle “maaş”ın adıyla anılır…
Nedir o?
Bildiniz işte:

“Asgari Ücret”…

*

Türkiye'nin “hayati önem taşıyan” en sıcak rakamı…
Kuşkusuz “Asgari Ücret” olarak tarihe geçiyor…
Biraz “gırgır yapar gibi” de olsa...
An itibarıyla...
Türkiye’nin...

Dününde... Bugününde... Yarınında...

Bir zamanlar...

“Doya doya harca; gerisini yarına bırak!”

Anlayışı geçer akçe idi...
Yine öyle oldu…
Bi’farkla...
Şu sırada...
Geçim sıkıntısı o denli “kocaman” hale geldi ki...
Bebeklere süt alamıyor anneler...
Yüz binlerce asgari ücretli, çaresiz…
Ağlamamak için kendini tutuyor...
Reva mı bu millete?

Whatsapp Image 2026 01 14 At 07.54.58

*

Bi'an için bile olsa…
Yüz binlerce asgari ücretli, çaresiz…
“Yetmez ama n'apalım?” diyerek, boynunu büküyor…

Oysa...
Araştırmacı yazar Bekir Ağardır ne demişti önceki gün?
Aynen şöyle demişti:

“Bugün toplumun en büyük eksiği umut değil, güven!..”

O devamlı aradığımız “güven” neden bir gün görünüp, ertesi gün kayboluyor... Nedenini bilen var mı?

*

Bugünün tablosundan yansıyanlar şunlar:

Bu parayla ev geçinilmez...
Bir evde mutlaka iki kişinin ekmek getirmesi (çalışması) şart!
Yine yetmez!
Neden?
Çünkü...

Kira... Mutfak... Faturalar...

Üçü da dar gelirlinin kabusu...
Bunlara para dayanmıyor...
Daha beteri var...

Sabah ile akşamüstü arasında mesai yapan emekçiler...
Gece başladığında ikinci işe gidiyor...

Buna can mı dayanır?

*

Öyle bir zaman tünelinden geçiyoruz ki...
Artık bugünlerin değil, “yarınların röntgeni”ni çekmek zorundayız!
Yarım kilo kıyma kaç lira olacak?
Yumurtanın tanesi yine kanatlanıp, uçuşa mı geçecek mi?
Otomobil lastiği ne kadar zam görür?
Bugünkü disiplin(!) sayesinde döviz kabus olmaktan çıkar mı?
Uzaktan da olsa…
Bakınca görmek gerek…
Görebilmek için de…
Türkiye'yi “iyi okumak” gerek…
Bizim yapabileceğimiz tek şey var...
Belli ki:
Ne yaparsak yapalım...
Bugünkü hal ve gidişle...
İki yakamızı bir araya getirmek bile adeta mucize!
Dolayısıyla…
Halk dilindeki gibi…

“Asgari Hayatımız” eşliğinde...

Hep “yuvarlanıp gideceğiz” tarihin yazacağı bu hayatta!

Nokta...

Hamiş: İnsanın aklına ister istemez takılan bir soru cümlesidir bu... Gerçekten bu çılgın hayat pahalılığı nereye kadar sürecek? Bırakın bileni, tahmin edeni bile yok!

Sonsöz: “Kapalı kapı yoktur; yanlış anahtar vardır… / Hz. Mevlana…”