Son Mühür/ Gökmen Küçüktaşdemir- Sektöre ilk olarak erkek giyimle başladığını söyleyen tasarımcı Türe, “Erkek giyimle başladığım sektörde çocuk ve kadın giyim alanında ilerleyerek devam ettim. Bu sektörde olduğum için çok mutluyum, işimi severek yapıyorum” dedi.

İzmir'in ünlü yemekleri: Ege'nin sofrasına damga vuran efsane lezzetler
İzmir'in ünlü yemekleri: Ege'nin sofrasına damga vuran efsane lezzetler
İçeriği Görüntüle

Şu an kendi tasarımlarını yaptığı bir mağazaya sahip olan Türe, İzmir Alsancak’ta bulunan mağazasında otuza yakın markayla çalıştığını belirterek “Abiyeden günlük giyime, takıdan ayakkabıya çok çeşitli ürün bulunduruyoruz” dedi.

“Çocukluğumdan beri istiyordum”

Moda yolculuğu nasıl başladığını anlatan Türe, “Modada yetenek çok önemli. Göz çok önemli. Kombinlemek, renkleri birbiriyle uydurmak. Aslında kamu yönetimi mezunuyum ama asla mezun olduğum alanla ilgili bir iş yapmadım. Moda tasarımı benim çocukluğumdan beri istediğim bir meslekti. Küçük bir şekilde başlayarak mağazacılığa kadar evrildi” ifadelerini kullandı.

Sosyal medya etkisi

Sosyal medya etkisi

Günümüzdeki moda anlayışını yorumlayan Türe, “İnsan kendini nasıl özgür hissediyorsa onu giymeli. Modayı takip etmek te gerekir ama aslında moda insanın kendini rahat ettiği sistemdir. Moda giydiğini yakıştırmaktır. Sosyal medyada viral olan şeyleri insanlar kendine yakışacak şekilde kombinliyor. Bizim de gözümü sosyal medyada göre göre buna alışıyor. Ve normalleştiriyoruz. Sosyal medyanın bu kadar aktif olmadığı dönemde birinin yaptığı bir değişiklik bize garip gelebiliyordu” dedi.

”Moda ruhsal dengeyle alakalı”

Modanın sürekli değişmesi kapitalist sistemin gereği olsa da artık insanlar kendine yakışanı giymeyi seviyor diyen Türe, “Dolaplarımızda sürdürebilirlik çok önemli. Moda çok çabuk yön değiştiriyor çünkü. Tarz dediğimiz şeyi insanın ruhu yansıtıyor. Moda ruhsal dengeyle alakalı. Mutlu olduğumuz zaman daha dinamik giyinebiliyoruz. Modumuz düşük olduğunda da kendini saklar tarzda giyiniyoruz. Bu tamamen içimizdeki enerjiyle alakalı. Her yaş grubunun farklı duyguları var. Lise yıllarında insan daha farklı oluyor, üniversite yıllarında daha farklı oluyor. Yaşa göre giyim de burada şekilleniyor. Yerine göre giyinilmesi gerektiğini düşünüyorum. Artık algı değişti. Türkiye’de daha büyük bedenlere de çalışılıyor. Eskiden sadece sıfır beden algısı varken artık bu algı tamamen değişti. İnternet alışverişleriyle birlikte daha rahat tüketim sağlanabiliyor. İnsanlar daha rahat aradıkları bedende kıyafete ulaşabiliyor” ifadelerini kullandı.

“Tasarımlarımda öncelik sürdürülebilirlik”

Sektöre dair değerlendirmede bulunan tasarımcı Türe, “Kumaşlar küçüldükçe maliyet daha da artıyor. Küçük kıyafetleri işlemek, dikmek daha maliyetli. Firmalar belirli vücut kalıplarının dışına çıkmak istemiyor. Çünkü kişiye özel üretim yapmak çok zor. Belirlenmiş kalıp sistemiyle üretim yapılıyor. Kendi tasarımlarımı yaparken sürdürülebilirliğe, kumaş kalitesine önem veriyorum. İşe ilk başladığımda üretim süreci bana çok heyecan veriyordu. İnsanların üzerinde gördükçe de üretmek daha keyifli hale geliyor. Tasarımlarımın beğenilmesi gurur verici bir his” diye konuştu.

“Bu yaz keten yine moda”

Son olarak bu yaz bizi nelerin beklediğine değinen Türe, “Bu yaz sarılar, pembeler çok moda. Uçuş uçuş elbiseler en çok tercih edilenler arasında. Daha çok beli lastikli pantolonlar, daha önce tercih edilen keten elbisele, pantolonlar yeniden moda. Bu yaz daha konforlu ve renkli koleksiyonlar bekliyor. Eskiden dayatılan kahverengi ve siyah bir arada kullanılmaz algısı yıkılmış durumda. İki renk bir arada çok rahat kullanılabiliyor. Global dünya ve sosyal medya burada da etkili oldu. Bir çok fikri normalleştirmiş olduk. Kıyafet rengine göre takı rengi şekillenmemeli. Bir kıyafeti gösteren saçın derli toplu olması. Saç ve ten rengi bir kıyafeti taşımanızda büyük etken” açıklamasında bulundu.

Muhabir: Gökmen Küçüktaşdemir