Son Mühür/ Yağmur Daştan- Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta meydana gelen okul saldırılarının ardından okullardaki şiddet artışına dikkat çeken Çağdaş Eğitim ve Köy Enstitüleri Derneği Onursal Başkanı Nüsret Doğan Albayrak, “Okullarda yaşananlar çok üzücü. Türkiye’de bu tür olaylara rastlanmazdı ancak son yıllarda bu olaylar bir hayli artmaya başladı. Türkiye’deki eğitim sisteminde ve okullarda şiddetin artması ve bunların toplu ölümlere yol açması endişe verici. Çünkü ülkemizin geçmişteki hatta Cumhuriyet döneminden itibaren bu tür toplu saldırılara ve ölümlere neden olan şiddetler pek karşılaşılan durumlar değil. Toplumda şiddetin artması, tahammül oranının yok olması ve herkese endişe veren bir noktaya gelmesi toplumun kültür yapısında da endişelere neden oluyor" diyerek toplumun geldiği sınıra dikkat çekti.
"Biz toplumun ruh sağlığını sağlam zeminler üzerine oturtmayı amaçlamıştık"
Albayrak şiddetin eğitime sıçramasını ise şu şekilde değerlendirdi; "Okuldaki şiddetin temelinde yatan toplumda birikmiş olan, var olan ve yıllara sari olan bir kültürel anlayıştan ötürü. Bu kültürü tanımlamak dahi zor; trafikte, evde, kadın cinayetlerinde, tarikat odalarında yaşanan çirkin olaylarda, yurtlarda karşılaşıyorsunuz… Şimdi ise şiddetin okullara sıçradığına şahit oluyoruz. Biz eğitim sistemini kurarken toplumun ruh sağlığını sağlam zeminler üzerine oturtmayı amaçladık. Bugüne kadar bir başkasına şiddet uygulayanlara ceza yoktu ama artık var. Neden? Çünkü arttı… Bunun nedenini oluşturacak şartları değiştirmek lazım, bu da eğitimden geçer ve eğitimli kişilerin oluşturduğu kültürlü toplum yapısıyla olur"
"Köy enstitüleri kültürü devam etseydi bunlar olmazdı"
Çağdaş Eğitim ve Köy Enstitüleri Derneği Onursal Başkanı Nüsret Doğan Albayrak köy enstitülerinin kuruluş amacını ve eğitimin şimdi geldiği noktayı karşılaştırdı. Albayrak, "Kalkınmayı köyden yapılacak bir model araştırdılar ve köy enstitüleri buradan çıktı. Köyden aldıkları bireylerin yeniden köye giderek bulundukları yerin kalkınmasını; inşaattan marangozluğa, doktorluktan okuma yazma geliştirmesine kadar uzman bireyler yetiştirmekti. Kısa dönemde muvaffak oldular. Çok da başarılıydı. Hala bugün onların oluşturduğu olumlu izleri yaşıyoruz. Demek ki bu daha devam etseydi, bugün gördüğümüz çok acı hadiselere şahit olmayacaktı. Bir kısım ABD gibi farklı bir eğitimi, kültürü olan, silah edinilmesi son derece kolay olan yerlerde de bunları görüyoruz. Türkiye’de silah edinmek bu kadar kolay değil ama yine de bu olaylarla karşı karşıyayız. Bunun sorumlusu kim? Türkiye’de ne olduğu belli olmayan kültürel yapıyı besleyen anlayışlar bunun sorumlusu… Köy enstitüleri kültürü devam etseydi bunlar olmaz, bir milli eğitim bakanı hala bu şekilde görevinde olmazdı. Ne yazık ki istifa müessesi de çalışmıyor. Geldiğimiz noktada bu üzücü olay hepimizi olumsuz etkiledi" ifadelerine yer vererek yaşanan kötü günleri eğitim stratejilerindeki yanlış yol olduğunu belirtti.
"Sil baştan değişmesi gerektiğini düşünüyorum"
Eğitimde köklü bir değişikliğe gidilmesi gerektiğini savunan ve Köy Enstitülerinin kurulmasında katkısı olan isimleri anan Albayrak, "17 Nisan Köy Enstitülerinin kurucusu İsmail Hakkı Tonguç, Hasan Ali Yücel ve o günkü başbakan ve Mustafa Necati, Mustafa Kemal Atatürk ve diğer tüm eğitime katkı koyanları yad ediyorum. Türkiye’nin eğitim politikasının sil baştan değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğitim ve kültür devrimi yeniden yapmamız gerekiyor. Yeniden çağdaş, aydıncı ve kuruluş felsefesi hayata geçirilmeli. Köy enstitülerinin daha üst düzeyinde bir Türkiye toplumu olsaydı, Avrupa’nın en kalkınmış birkaç ülkesinden biri olurduk. Ancak bunu engellediler ve ülkenin kalkınması ve geleceğini yok ettiler. Her şeyi Cumhuriyet’in var olması dahi önemli bir kazanım. Ben Türkiye’nin bunları aşacağına ve aydınlanma fikrinin ve Eğitim ve kültür devrimini yeniden yapacaklarına inanıyorum" diyerek topyekun bir değişim gerektiğini vurguladı.




