Son Mühür- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme dair çok önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında uluslararası güvenlik mimarisinden bölgesel krizlere, yerli savunma sanayisinden Avrupa Birliği ile ilişkilere ve 15 Temmuz’un tarihsel anlamına kadar pek çok konuya değinen Bahçeli, Türkiye’nin küresel siyasetteki ağırlığını ve kararlı duruşunu net sözlerle ortaya koydu.
"NATO Ankara zirvesi alelade bir toplantı değildir"
Konuşmasına Ankara’da toplanan NATO Zirvesi’nin stratejik önemine vurgu yaparak başlayan MHP Lideri Devlet Bahçeli, bu zirvenin sıradan bir buluşma olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizdi. İttifakın geleceğinin samimiyet testinden geçtiğini belirten Bahçeli, şunları kaydetti:
"Ankara’da toplanan NATO Zirvesi'ni alelade bir toplantı gibi okumak asla mümkün değildir. İttifak hukukunu derinden yaralayan çelişkiler artık ortadan kaldırılmalıdır. Devletler de ittifaklar da kürsülerden haykıran geçici cazibeyle değil; yük omuzlara çöktüğünde gözlerin çevrildiği adaletin sebatıyla ayakta durur. Bilge Tonyukuk’un bin yıl önce Türk milleti için söylediği 'Gece uyumadım, gündüz oturmadım' sözü, devleti yaşatmanın asıl bedelidir. Bugün de karşımızdaki resim tam olarak aynı duruma işaret etmektedir."
Bahçeli, müttefiklerin samimiyetini sorgulayarak, "Görünürdeki sükûnetin ateşini kim teşvik edecektir? Dostluk beyanlarının satır aralarında saklanan menfaat hesaplarını kim fark edecektir? NATO'da müttefiklere uygulanan ambargolar artık ortadan kaldırılacak mıdır? Kim sabretmeyi bildiği kadar set çekmeyi, hakkını müdafaa etmeyi gösterecektir? Bu soruların cevabı bellidir; o da Türkiye’dir" ifadelerini kullandı.
"Türkiye yalnızca konumuyla değil, milli kudretiyle kurucu aktördür"
Türkiye’nin NATO içerisindeki rolünün sadece coğrafi konumundan ibaret olmadığını ifade eden Bahçeli, ülkenin askeri ve milli gücüyle yeni dönemin şekillenmesinde başrol oynadığını belirtti. İttifak ortaklarına örtülü ambargolar konusunda uyarılarda bulunan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Türkiye, NATO’da yalnızca stratejik konumuyla değil, milli kudretiyle de yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline gelmiştir. Bugün NATO yeni bir devrin şafağındadır. Bu yeni devirde güvenlik, yalnızca bütçenin büyüklüğüyle değil, o bütçenin arkasındaki iradeyle ölçülür. İttifak bu yeni güvenlik çağının farkına varmış mıdır? Müttefikleri arasında uygulanan örtülü ambargo ve lisans kısıtlaması gibi ittifak hukukunu yaralayan çelişkileri ortadan kaldırabilecek midir? Ankara Zirvesi, NATO’nun önüne bu gerçeği koymuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın savunma sanayisine yönelik ikazları ve Ankara Zirvesi'nde belirlenen irade bu açıdan son derece önemlidir. Ancak bizim üzerinde durduğumuz asıl husus, müttefikler arasındaki itimat aşınmasını tamamen gidermektir. Bu sebeple Türkiye namına atılacak her olumlu adım bir lütuf değil, hakkaniyetin yerini bulmasıdır."
"Türke imkansız de, sonra otur izle!"
Konuşmasında Türkiye’nin uzay ve savunma sanayisindeki tarihi başarılarına geniş yer ayıran Bahçeli, yerli projelerin düşmana korku saldığını vurguladı. Türk mühendislerinin zekasına ve azmine övgüler yağdıran MHP Lideri, şu ifadeleri kullandı:
"İMECE başlığı son derece anlamlıdır ve Türkiye’nin uzayı da bir savunma alanı olarak düşündüğünü net bir şekilde göstermektedir. Bu hamle, semaların ötesini gören bir milli teknoloji hamlesidir. Yerli ve milli savunma davamızın Kızılelma’sı, göklerdeki yeni nizamın habercisi olan Akıncı ve Aksungur’u, denizlerdeki gururumuz TCG Anadolu ve MİLGEM şaheserleri, karada ise düşmanın yüreğine korku salan Altay tankımız bu iradenin eseridir.
Biz 'Türk'e imkânsız de, sonra otur izle' diyoruz. Yıllarca ilmek ilmek dokunan o mağrur zaferler, Türk mühendislerimizin keskin zekalarının ve emeklerinin bereketli mahsulüdür. Hani derler ya; 'Kötü komşu insanı mal sahibi yapar.' Bizim bu başarılarımızın kökleri de doğrudan doğruya geçmişte maruz kaldığımız ambargo ve kısıtlama tecrübelerinde aranmalıdır."
"İran'ın bombalanması kabul edilemez"
Bölgesel gelişmelere ve İran üzerindeki gerilime de değinen Devlet Bahçeli, ABD’nin tek taraflı politikalarını sert bir dille eleştirdi. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan krizin ancak diplomasiyle çözülebileceğini belirten Bahçeli, şunları söyledi:
"Hiçbir devlet ansızın bombalanmayı sineye çekmek zorunda değildir. Hürmüz Boğazı’ndaki gemilerin emniyetiyle ilgili kaygıları olmakla birlikte, İran’ın bombalanması barış ihtimaline olan güveni derinden sarsmıştır. Bu durum, bölgemize daha büyük bir kaos getirmenin gerekçesi sayılamaz. ABD Başkanı’nın 'Mutabakat benim için bitti' şeklindeki açıklaması son derece sorunludur. Mutabakat bir şahsın keyfi kararı değil, devletin resmi taahhüdüdür. Bu buhran kazanı ne zaman yeniden kaynamaya başlayacaktır? Bu sorular cevapsız bırakılamaz. Üstelik söz konusu açıklamanın tam da NATO Zirvesi sırasında yapılması manidardır."
İttifakların gücünün verilen sözlerin tutulmasından geçtiğini belirten Bahçeli, Hürmüz Boğazı’nın önemine dikkat çekerek ekledi:
"İttifakın gerçek kuvveti, alınan kararların öngörülebilirliğinde yatar. Uluslararası mutabakatların terk edildiği ve karşılıklı güvencelerin ciddi zarar gördüğü bir tabloda Hürmüz Boğazı’nın kapatılması riski de bu güvensiz ortamdan meydana gelmiştir. Hürmüz; dünya ekonomisinin, enerji arzının, deniz ticaretinin ve milyonlarca insanın geçim şartlarının birbirine bağlandığı hayati bir geçittir. Hürmüz’deki kilitlenmenin anahtarı da mutabakatın bozulduğu yerde aranmalıdır. Bugün Hürmüz Boğazı’nın kapanmasını değil, nihai anlaşmanın hangi esaslar üzerine yükseleceğini konuşuyor olmalıydık. Taraflar karşılıklı yükümlülüklerine riayet etmelidir. Barış kapısı kısa süre önce aralanmışken, ABD askeri müdahalenin müzakereyle bağdaşmadığı sonuçlarını artık görmelidir. Hürmüz’den yükselen gerilim, daha büyük bir felakete dönüşmeden derhal durdurulmalıdır. Unutmayalım ki savaşın kazananı olmadığı gibi, verilen söze sadakat gösterilmeyen bir yerde barış da olmayacaktır."
"Avrupa birliği yeni bir yol ayrımında"
Avrupa Birliği ile ilişkilere değinen Bahçeli, AB’nin Türkiye’yi dışlama politikasının aslında kendisine zarar verdiğini belirtti. Türkiye’siz bir Avrupa güvenlik mimarisinin çökmeye mahkum olduğunu söyleyen Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ankara Zirvesi’nin ardından Brüksel koridorlarında tekrar gündeme oturacak başlıklardan biri de şüphesiz Avrupa Birliği meselesidir. Türkiye, Avrupa için göz ardı edilemeyecek bir hakikattir. Ukrayna sahasından Karadeniz’e, Balkanlar’dan Kafkasya’ya uzanan coğrafyada Türkiye’nin bulunmadığı hiçbir güvenlik denklemi kalıcı olamayacaktır. Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı hiçbir istikrar projesi başarıya ulaşamayacaktır. Avrupa Birliği, Türkiye’yi kapısında, bekleme odalarında oyalarken aslında kendisi küresel gelişmelerin dışında kalmıştır. Türkiye’nin dışlandığı yıllar Avrupa’ya ne kazandırmıştır? Avrupa, her geçen gün daha fazla stratejik belirsizlikle karşı karşıya kalmıştır."
Avrupa’nın samimi bir özeleştiri yapması gerektiğini vurgulayan MHP Lideri, ilişkilerdeki çifte standarda dikkat çekti:
"Buradaki asıl mesele, Avrupa’nın kendi geleceğini nasıl tasavvur ettiğidir. Mesele, Avrupa’nın stratejik aklı ile ideolojik körlüğü arasındaki çatışmadır. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan ilişkilerinde ülkemiz ne yükümlülüklerinden kaçmaktadır ne de fazladan bir şey istemektedir; biz sadece çifte standartların son bulmasını talep ediyoruz. Elbette Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve güçlendirilmesi önemlidir ancak Türkiye’nin olmadığı hiçbir denklem başarılı olamaz. Türkiye’nin yeri Avrupa’nın bekleme salonları değildir."
Yunanistan Başbakanı Miçotakis'e Sert Tepki: "Türkiye Bir Seçenek Değil, Kuyuya Uzanan Halattır"
Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in Ege Denizi (Adalar Denizi) üzerindeki açıklamalarına da çok sert tepki gösteren Bahçeli, Türkiye’nin egemenlik haklarının pazarlık konusu yapılamayacağını şu sözlerle ilan etti:
"Son günlerde Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in Adalar Denizi’ndeki açıklamaları son derece vahimdir. Hiçbir ülke, Avrupa’nın güvenliğini Atina’nın dar siyasetine alet etme ve kendi ikili sorunlarını tüm Avrupa’ya sunma hakkına sahip değildir. Hiçbir başkent, Türkiye’nin meşru hak ve menfaatlerini tartışma konusu yapamaz. Türkiye’nin egemenlik hakları herhangi bir şantajın konusu olamaz. Burada altını çizmek istediğim konu şudur: Bu tartışma, sadece söze dökülenden çok daha büyüktür ve aslında Avrupa’nın yeni dünya düzenindeki samimiyet sınavıdır. Türkiye, Avrupa için sıradan bir seçenek değil; içine düştüğü kriz kuyusundan kurtulması için uzanan tek halattır."
"15 Temmuz Çanakkale’yi Geçemeyenlerin Başka Yollar Aramasıdır"
Konuşmasının son bölümünde 15 Temmuz hain darbe girişimine değinen MHP Lideri Devlet Bahçeli, FETÖ tehlikesine karşı uyarılarda bulundu. 15 Temmuz’un sadece bir askeri kalkışma değil, topyekün bir işgal girişimi olduğunu belirten Bahçeli, şu tarihi mesajları verdi:
"15 Temmuz yalnızca tek bir gecenin adı değildir. 15 Temmuz yalnızca tankların sokağa çıktığı, savaş uçaklarının alçak uçuş yaptığı o karanlık gece de değildir. 15 Temmuz, doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yönelik hain bir işgal teşebbüsüdür. Bu tarihi olayı kavramak, yalnızca geçmişi anlamak adına değil, geleceği doğru yönetmek adına da hayati önemdedir. Çünkü 15 Temmuz, Çanakkale’yi geçemeyenlerin tarihteki hırslarını tatmin etmek için başka kirli yollar aramasıdır."
FETÖ’nün bir dış mihrak maşası olduğunu vurgulayan Bahçeli, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"FETÖ denilen bu ihanet yapısı, küresel güçlerin elindeki kirli bir maşadır. Bu hain örgüt, yıllarca eğitim adı altında sinsi bir şekilde büyütülmüştür. Milletimizin temiz, dini ve milli duygularını sömürmüş, devletimizin en hassas kurumlarının içine sızmış ve nihayetinde Türk devletine, kendi canından olan Türk milletine silah doğrultmuştur. Bu ihaneti unutmak, unutturmak ya da hafife almak geleceğimize ihanettir. Türk milleti bu sinsi oyunlara bir daha asla geçit vermeyecektir."
15 Temmuz mesajı
MHP Lideri Devlet Bahçeli, 15 Temmuz’un yalnızca tankların sokağa çıktığı bir gece değil, Türkiye Cumhuriyeti'ni hedef alan hain bir işgal teşebbüsü olduğunu belirterek, bu kalkışmayı "Çanakkale’yi geçemeyenlerin başka yollar araması" olarak nitelendirdi.
FETÖ’nün, küresel güçlerin elinde kirli bir maşa olduğunu vurgulayan Bahçeli, bu yapının yıllarca eğitim maskesi altında büyüyerek milletin temiz duygularını sömürdüğünü ve devletin kurumlarına sızarak Türk milletine silah doğrulttuğunu ifade etti. Bu ihanet yapısıyla mücadelenin önemine dikkat çeken MHP Lideri, 15 Temmuz’u doğru anlamanın sadece geçmişi bilmek açısından değil, Türkiye'nin geleceğini kararlılıkla yönetmek adına da hayati bir sorumluluk olduğunu dile getirdi ve sözlerini noktaladı.



