Bornova Belediye yönetiminde liyakat ve sorumluluk tartışması

Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki'nin Nisan ayı olağan meclis toplantısında verdiği yanıt, sadece o anın değil, bir yönetim anlayışının da fotoğrafını ortaya koymuştur.

Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın 22 yaşındaki sevgilisini hangi amaçla işe aldığına ilişkin yöneltilen soruya, Sayın Eşki'nin "Ben kelle vermem" şeklindeki çıkışı, tartışmanın yönünü değiştirmiştir.

Oysa mesele açıktır. Kimse "kelle" istememektedir. İstenen; şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakattir.

Sayın Ömer Eşki; sizden şeffaflığı, adaleti ve liyakati esas alan daha iyi bir yerel yönetim bekleniyordu. Ancak görünen o ki o treni ya kaçırdınız ya da direksiyonu bürokratınız Orhan Şaylan'a bıraktınız.

Bu ifade, Bornova'daki yönetim yapısına dair çok daha derin bir soruyu da beraberinde getirmiştir: Kimden söz ediliyor?

Eğer bu sözler bürokratları işaret ediyorsa, o zaman tartışılması gereken isimler de bellidir. Bu noktada özellikle İnsan Kaynakları süreçleri, BORBEL yönetimi ve karar mekanizmaları doğrudan sorgulanmalıdır.

Ve açıkça ifade etmek gerekir ki; Bornova Belediye Başkan Yardımcısı ve BORBEL Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Şaylan bu sürecin merkezinde yer almaktadır. Mali Hizmetlerden Sorumlu Bornova Belediye Başkan Yardımcısı Şeyda Kıvratma ise bu yapının ardından gelen sorumlular arasında değerlendirilmelidir.

Hadi bir an için Sayın Eşki gibi düşünelim: Eğer ortada bir "kelle" meselesi varsa, bu durumda ilk kellesi alınacak bürokrat Orhan Şaylan'dır.

Bir şekilde seçilen başkanları kontrolü altına alıp belediyeyi kendi anlayışına göre düzenleyen, özellikle Tüm Bel-Sen üyesi bürokrat ve memurları hedef alan, toplumsal iletişimden uzak bir yönetim tarzını dayatan bir yapıdan söz ediliyorsa; burada sorumluluğun adresi de nettir. Biri görevden alınacaksa, önce bu yapıdan başlanmalıdır. İşte "kelle" meselesi tam da budur.

Nisan ayı meclis toplantısında verilen bu yanıt, aslında bir savunma değil; bir gerçeğin itirafı olarak okunmalıdır.

Çünkü mesele kişiler değil, sistemdir. Bir belediyede güç dengeleri seçilmiş iradenin dışına taşmışsa, kararlar kapalı kapılar ardında şekilleniyorsa ve liyakat yerini sadakate bırakmışsa… Orada sorun tek tek isimler değil, o düzenin kendisidir.

Ayrıca unutulmamalıdır ki; Şaylan'ın ipiyle kuyuya inen siyasetçinin ve bürokratın sonu hiç iyi olmamıştır.

Bugün "kelle vermem" diyenler, yarın kamu vicdanının karşısında hesap vermek zorunda kalabilir. Çünkü bu mesele artık bir açıklamanın ötesindedir. Bu mesele, doğrudan doğruya kamu yönetimine olan güven meselesidir.

Kelle vermem diyenler, gün gelir o koltukta neden oturduğunu bile anlatamaz hale gelir.

Kimse sizden bir "kelle avcısı" olmanızı beklemiyor. Bizim beklentimiz; daha şeffaf, daha adil, liyakati esas alan ve demokrasiyi güçlendiren bir yerel yönetim anlayışı ortaya koymanızdır.