Bahçelerde özellikle kayısı, şeftali, kiraz ve erik gibi çekirdekli meyve ağaçlarının gövde ya da dallarında görülen yapışkan salgılar, sanıldığı kadar basit değil. İlk bakışta reçineyi andıran bu madde, çoğu durumda ağacın kendini korumak için geliştirdiği doğal bir tepki olarak ortaya çıkıyor. Uzmanlar bu durumu “gomozis” olarak tanımlıyor. Ağaç, kabuğunda oluşan hasarı kapatmak ve zararlı etkenlerin ilerlemesini yavaşlatmak için bu jölemsi sıvıyı üretiyor.
Yanlış budama ve ani hava değişimleri tabloyu ağırlaştırıyor
Dikkat çeken en önemli nedenlerin başında sert hava geçişleri geliyor. Gündüz sıcaklığının yükselip gece aniden düşmesi, özellikle kış sonlarında kabuk yapısında çatlamalara yol açabiliyor. Bu küçük yarıklar bile zamanla ciddi sorunlara dönüşebiliyor.
Temizlenmeden kullanılan budama ekipmanları da riski artırıyor. Hatalı kesimler sonrası açık kalan yaralar, mantar ve bakteriler için uygun bir giriş noktası oluşturuyor. Ağaç da buna karşı sakızlanma ile yanıt veriyor.
Kabuktaki koyu lekeler göz ardı edilmemeli
Sadece akıntıya değil, çevresindeki dokuya da bakmak gerekiyor. Kabukta kararma, soyulma ya da çökme varsa sorun daha derine inmiş olabilir. Monilya benzeri mantar hastalıkları veya bakteriyel enfeksiyonlar, ağacın iç yapısını zayıflatıp özsu akışını bozabiliyor.
Bu süreç uzadığında bazı dallar kurumaya başlıyor. Sonrasında ise meyve miktarında gözle görülür bir düşüş yaşanabiliyor. Kimi zaman ağaç birkaç sezon içinde ciddi güç kaybediyor.
Erken müdahale verimi koruyabiliyor
Uzmanların önerisi, etkilenen bölgenin steril ekipmanlarla dikkatlice temizlenmesi yönünde. Hasarlı alan sağlıklı dokuya kadar arındırıldıktan sonra bakır içerikli koruyucu ürünler, özellikle Bordo bulamacı, yayılımı azaltmada sık tercih ediliyor.
Küçük bir akıntı gibi görünen bu belirti bazen büyük bir sorunun başlangıcı olabiliyor. Bu yüzden bahçede görülen sakızlanmayı hafife almamakta fayda var. Erken fark edilen sorun, çoğu zaman ağacın yeniden toparlanma şansını artırıyor.





