Kaldırım taşı döşemeyi büyük hizmet sanan belediye başkanlarımız var. Her gelen, kendinden önce yapılan kaldırımları söküyor; yerine yenilerini döşüyor. Birkaç yıl sonra başka bir başkan geliyor, aynı kaldırımları yeniden söktürüyor. Taş değişiyor, müteahhit değişiyor, fatura büyüyor… Değişmeyen tek şey, halkın parasıyla yapılan israf oluyor.
Üstelik döşenen taşların çoğu sıkıştırılmış betondan. Güneşi görünce rengi soluyor, yağmuru görünce dağılıyor. Aradan birkaç kış geçmeden çatlıyor, kırılıyor, un ufak oluyor.
Sonra ne oluyor?
Yeniden ihale…
Yeniden söküm…
Yeniden döşeme…
Prag’a gidiyorsunuz, Viyana’ya, Kopenhag’a bakıyorsunuz. Avrupa’nın büyük, küçük tüm kentlerine gidin, görün. Yüz yılı aşkın süredir kullanılan granit kaldırımlar hala yerinde duruyor. O taşlar yıllara direniyor; yağmurdan, kardan, güneşten etkilenmiyor.
Üzerinden geçen milyonlarca insanın ayak izleri onları eskitmiyor, tam tersine pırıl pırıl parlatıyor.
Bizde ise daha müteahhidin iş makineleri sokağı terk etmeden taşlar oynamaya başlıyor. Yağmur yağınca su birikiyor, bastığınız taşın altından fışkıran çamurlu su paçanıza sıçrıyor.
Engelliler, yaşlılar, çocuklar ve bebek arabası kullananlar için kaldırımlar birer engel parkuruna dönüşüyor.
Çünkü mesele sağlam, estetik ve uzun ömürlü kentler yaratmak değil.
Mesele, “Ben yaptım” diyebilmek…
Oysa iyi belediyecilik sürekli kaldırım sökmek, takmak değildir. Yapılanı korumak, kamu parasını doğru kullanmak ve bir işi gelecek seçime değil, gelecek kuşaklara bırakacak kalitede yapmaktır.
Avrupa kentlerinde taşlar yüz yılı aşkın süredir yerinde duruyor.
Bizde bazı belediye başkanları beş yılda üç kez kaldırım değiştiriyor.
Onların kaldırımlarında ayak izleri taşları parlatıyor.
Bizim kaldırımlarımızda ise her sökülen taş, israfın ve akıl dışı belediyeciliğin izini bırakıyor.
İşin en komik, aynı zamanda en acı yanı ise başka…
Sıkıştırılmış beton taşlarla yapılan kaldırımın üzerine belediye başkanı, başkan yardımcıları ve bürokratlar diziliyor. Fotoğraf çektiriliyor. Ardından gazetelere ve internet sitelerine haber bülteni gönderiliyor:
“Başkanımızın talimatıyla kaldırımlar yenilendi!”
Bir de fotoğrafın altına “Hizmetlerimiz aralıksız sürüyor” diye yazıyorlar.
İyi de bu zaten sizin göreviniz!
Kaldırım yapmak, yolları asfaltlamak, çöpleri toplamak, parkları düzenlemek belediyelerin asli işidir. Bir belediye başkanının asfalt döktürdüğü için reklam yapması, fırıncının “Bugün ekmek çıkardım” diye basın toplantısı düzenlemesine benzer.
Hele kentlerin yolları çukurdan geçilmiyor, yağmur yağınca göle dönüyor, araçların ön takımları sanayide dağılıyorken…
“Bakın, asfalt yaptık” diye övünmek hizmet değil, ayıptır.
Kaldırım taşı döşemek elbette hizmettir.
Ama aynı kaldırımı tekrar tekrar söküp döşemek hizmet değil, halkın parasını toprağa gömmektir.
Belediyecilik fotoğraf çektirme, bülten gönderme ve reklam yapma işi değildir.
Belediyecilik; doğru işi, doğru malzemeyle, bir kez ve sağlam yapma işidir.
Gerisi kaldırım siyaseti, asfalt reklamı ve bol miktarda israftır.