Ortada artık bir “idari işlem” yok.
Ortada açık bir siyasal tercih, kamusal bir hizmete müdahale ve İzmir’in kazanımlarına el koyma girişimi var.
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yıllardır sürdürülen Meslek Fabrikası, bu kentin yoksuluna, işsizine, gencine nefes olan en somut sosyal belediyecilik projelerinden biridir.
Ücretsizdir.
Üretime yöneliktir.
İstihdam yaratır.
Reklam değil, sonuç üretir.
2015’ten bu yana Halkapınar’daki tarihi binada faaliyet gösteren Meslek Fabrikası;
28 kurs merkezinde,
35 alanda,
215 branşta
binlerce İzmirlide meslek, umut ve gelecek yaratmıştır.
Bu mu rahatsız etti sizi?
O bina sıradan bir taşınmaz değildir.
19. yüzyıl başlarında un fabrikası olarak yapılmış, İzmir’in endüstri hafızasını taşıyan bir yapıdır.
Daha sonra DGM binası olarak kullanılmış, adalet adına ağır kararların verildiği bir mekandır.
Yani hafızası olan bir binadır.
Bu yapı, 2014–2015 yıllarında dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu döneminde, o günün parasıyla 10,5 milyon lira harcanarak restore edildi.
Yıkılmadı.
Rant alanına çevrilmedi.
AVM yapılmadı.
Betona kurban edilmedi.
Kamunun parasıyla, kamunun yararına hizmete açıldı.
Şimdi ne yapıyorsunuz?
Vakıflar Genel Müdürlüğü
15 Aralık 2025’te “tahliye” ihtarnamesi gönderiyor.
15 gün içinde boşaltın diyor.
Yetmiyor…
Konak Kaymakamlığı
16 Ocak 2026’da yazı gönderiyor,
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni “işgalci” ilan ediyor,
7 gün içinde binayı boşaltın diyor.
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Bu taşınmaz için belediye 23 Ağustos 2007’de taviz bedelini ödemiş.
Mülk belediye adına geçmiş.
Yıllarca sorunsuz kullanılmış.
Ama ne hikmetse,
5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30’uncu maddesi devreye sokuluyor,
ve bina 2 Ekim 2025’te Beyazid Baba Vakfı adına tescil ediliyor.
Zamanlama tesadüf mü?
Hedef Meslek Fabrikası mı?
Yoksa hedef, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kamucu politikaları mı?
Soruyorum:
Bu bina Vakıflar’a geçince ne olacak?
Ücretsiz meslek kursları mı açacaksınız?
İşsiz gençlere umut mu vereceksiniz?
Kadınlara meslek mi kazandıracaksınız?
Yoksa bu bina da
kapalı, kilitli, sessiz,
kamudan koparılmış bir mülk mü olacak?
Yoksa birileri burada başka amaçlara hizmet veren bir yapılanmayı mı kuracak?
Açık konuşalım.
Bu bir hukuk meselesi değil,
bu bir iktidar meselesidir.
Bu bir “İzmir’in elinden alınanı Ankara’ya bağlama” operasyonudur.
Bu bir yerel yönetimi işlevsizleştirme hamlesidir.
Bu bir kamusal faydayı boğma girişimidir.
Bir binayı alabilirsiniz.
Ama o binanın içinde üretilen umutları,
o binadan mezun olan insanları,
o insanların hayatına dokunan emeği söküp alamazsınız.
Son kez soruyorum:
İzmir’in Meslek Fabrikası’na çökmek
kime hizmet ediyor?
Ve cevabını biliyoruz.