Son Mühür/ Beste Temel- Okullar artık sadece çarpım tablosunun öğrenildiği yerler değil, bildiğiniz hayatta kalma mücadelesi verilen bir arenaya dönüştü. "Çocuktur, şakalaşır" diye geçiştirilen o akran zorbalığı meselesi öyle bir noktaya geldi ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi "Yeter artık," deyip Aliağa ve Bergama’da sahaya indi. Yani öyle süslü cümlelerle değil, doğrudan bu toksik döngüyü kırmaya niyetliler.
Çocuklar omuz atarken havalı sanıyorsa...
Belediyenin Eğitim ve Sağlık ekipleri kol kola girmiş, çocuklara birbirini hırpalamadan nasıl insan olunacağını anlatıyor. "Akran nezaketi" dedikleri şey, aslında hepimizin unuttuğu o temel kuralda saklı. Bir başkasının hayatını kötülükle doldurmamak. Empatiden bahsediyorlar, zorbalığın sinsi türlerini tek tek ifşa ediyorlar. Ama dürüst olalım çocuk koridorda arkadaşına omuz atarken kendini "havalı" sanıyorsa, derslikteki iki saatlik seminerle bu işin kökten çözülmeyeceğini belediye de biliyor.

Asıl ihale velilerin üstünde
İşin en gerçekçi kısmı da burada başlıyor. Veliler projenin başındaki Yağmur İnanır meseleyi net bir şekilde anlatmış "Biz burada çocuğa dünyayı anlatsak da, o çocuk akşam eve gidip babasından veya annesinden şiddeti, azarı, kaba dili görüyorsa yaptığımız her şey çöpe gider" diyor. Yani öyle "Benim çocuğum yapmaz" deyip kenara çekilmek yok. Belediye bu kez topu doğrudan taca atmayan, sorumluluğu ebeveynin kucağına bırakan bir yöntem izledi.
Sahaya inmek şarttı
Genelde bu tip projeler klimalı odalarda "stratejik rapor" yazmaktan öteye geçmez ama bu kez durum farklı. Belediye, Aliağa ve Bergama’da bizzat anne-babaların elini tutup "Bakın, bu çocukların geleceğini hep beraber yakıyoruz diyerek süreci kaynağında çözmek için adım atmış.
Nezaket temelli bir gelecek bakıldığında basit gibi görünse de aslında artık bir zorunluluk. Özellikle yaşanan son okul saldırı olaylarının ardından bu eğitimin oldukça yerinde olduğu veliler arasında yüreklere su serpen bir detay oldu.


