Son Mühür- İzmir Körfezi’nin geleceği, "modifiye kil" uygulaması üzerinden yürütülen tartışmalarla siyaset ve çevre gündeminin ilk sırasına yerleşti.

İSTÖP Genel Başkanı Mehmet Aydoğan’ın, körfeze dökülen malzemenin "kedi kumu" olduğu yönündeki çarpıcı iddiaları ve kamu zararı oluştuğu suçlamaları üzerine İZDENİZ, sessizliğini bozarak ikinci kez açıklama yayımladı.

Kurumsal itibara saldırı yapıldığını savunan şirket, kullanılan teknik yöntemin bilimsel altyapısını belgeleriyle ortaya koydu.

"Körfezi korumak asli görevimizdir"

Izdeniz Açıklama

İZDENİZ yönetimi, şirketin faaliyet alanının sadece deniz taşımacılığıyla sınırlı olmadığını, deniz çevresinin korunması ve kirliliğin önlenmesinin de tüzük gereği asli görevleri arasında yer aldığını hatırlatarak,

"İzmir Körfezi’nde yürütülen çalışmalara ilişkin olarak son günlerde bazı basın yayın organlarında şirketimiz İZDENİZ hakkında gerçeği yansıtmayan, eksik bilgiye dayanan ve kamuoyunda yanlış algı oluşturmaya yönelik iddialara yer verilmektedir.

Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür. GERÇEKLER ÇARPITILAMAZ İzmir Körfezi’nde yürütülen çalışmalar; ilgili idarenin plan ve talimatları doğrultusunda, şirketimizin görev ve faaliyet alanı çerçevesinde, kamu yararı gözetilerek ve yürürlükteki mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmektedir.

Şirketimizin faaliyet alanı içinde; deniz çevresinin korunmasına yönelik çalışmalar yürütülmesi, deniz kirliliğinin önlenmesine katkı sağlanması, doğal yaşamın korunmasına yönelik tedbirlerin alınması ve ilgili kurumlarla iş birliği içinde çevresel uygulamaların desteklenmesi yer almaktadır.

Bu nedenle Körfez’e ilişkin süreçlerde kurumumuzun yer alması olağan, gerekli ve görev alanımızla uyumludur." ifadelerine yer verdi.

"Kedi Kumu" Yakıştırmasına Teknik İtiraz ve İmza Yetkisi Analizi

Kamuoyunda yankı uyandıran "kedi kumu" benzetmesinin yanıltma olduğunu savunan İZDENİZ, projenin mühendislik disiplini içerisinde yürütüldüğünün altını çizdi. Basına sızdırılan belgelerdeki imzalarla ilgili ise teknik detaylar paylaşıldı:

"TEKNİK MALZEME, TEKNİK SÜREÇ, TEKNİK DENETİM Körfezde gerçekleştirilen uygulamalarda kullanılan malzemeler; teknik şartnameler doğrultusunda belirlenmiş, fiziksel ve kimyasal özellikleri tanımlanmış, analiz, kalite kontrol ve kabul süreçlerine tabi teknik ürünlerdir.

Bu malzemelerin kamuoyuna teknik içeriğinden uzak, küçültücü ve yanıltıcı ifadelerle aktarılması, yürütülen çalışmanın niteliğini ve amacını doğru yansıtmamaktadır.

Söz konusu teknik şartname, ilgili mühendislik birimleri tarafından hazırlanmış olup teknik sorumluluğa sahip mühendislerin imzalarını içermektedir.

Haberde atıf yapılan Kalite Yönetim ve Eğitim birimine ait imzalar ise teknik içeriğe ilişkin bir onay değil; kurum içi çevre politikasına uygunluk, kalite kontrol ve doküman yönetim süreçleri bakımından verilen kurumsal uygunluk onayı niteliğindedir.

Kalite Departmanı, aynı zamanda İZDENİZ bünyesinde çevre yönetim sistemlerinin uygulanmasını gözeten; yürütülen iş ve süreçlerin ilgili standartlar, kurumsal kalite esasları ve özellikle Körfez su kalitesinin korunmasına yönelik çevresel sorumluluklar bakımından değerlendirilmesini sağlayan bir birimdir.

Bu nedenle söz konusu süreçte Kalite Departmanı’nın yer alması iddia edildiği gibi olağan dışı değil; aksine çevresel etki, kurumsal uygunluk ve sürdürülebilirlik ilkeleri bakımından doğal ve gerekli bir kurumsal denetim mekanizmasının sonucudur."

"İzmir Körfezi’ne ilişkin süreç hazırlıksız bir uygulama değil"

Izdeniz AçıklamaIzdeniz Açıklama 2

Haberlerde iddia edilenin aksine, modifiye kil alımının ve uygulamasının "gecikmiş" bir karar olmadığını savunan şirket; ihale, lojistik ve uygulama aşamalarını içeren detaylı bir kronolojiyi kamuoyuna sunarak,

"ALGI DEĞİL, BELGE KONUŞUR Kamuoyuna yansıyan bazı değerlendirmelerde yer verilen usulsüzlük, kamu zararı, yanıltma ve benzeri isnatlar herhangi bir kesinleşmiş yargı kararı ya da resmi denetim tespitine dayanmamaktadır.

Şirketimiz tarafından yürütülen temin ve hizmet alım süreçleri; ilgili mevzuat, teknik gereklilikler, piyasa araştırması ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirilmektedir.

Bazı haberlerde ileri sürülen “16 ay sonra Acil Eylem Planı Uygulaması” yönündeki değerlendirme de gerçeği yansıtmamaktadır.

İzmir Körfezi’ne ilişkin süreç, iddia edildiği gibi gecikmiş ve hazırlıksız bir uygulama değil; belirli bir takvim ve kurumsal planlama doğrultusunda ilerleyen çok aşamalı bir çalışmadır.

Kasım 2024’te gerçekleştirilen İzmir Körfez Çalıştayı sonrasında modifiye kil uygulamasına yönelik değerlendirmeler yapılmış; Şubat 2025 itibarıyla Çin’den modifiye kil alımına ilişkin ihale süreci başlatılmış ve bu kapsamda 360 ton alım gerçekleştirilmiştir.

Devamında, Ağustos 2025 tarihinde Bakanlıktan gelen onay doğrultusunda 100 ton modifiye kil Bayraklı bölgesinde uygulanmıştır. Uygulama sonrasında gerekli teknik raporlar hazırlanarak ilgili Bakanlığa sunulmuştur." mesajı verildi.

" 'İki gün içinde adrese teslim' şeklinde bir durum söz konusu değildir"

İZDENİZ, tedarik edilen ürünlerin kullanım sürecini ve gelecek yıla ilişkin planlamasını anlatırken, ihalelerin “adrese teslim” olduğu iddialarına da,

"Geriye kalan 260 ton İzdeniz’e bu yıl itibariyle firma tarafından teslim edilmiş olup Bakanlığımızın onay vermesi durumunda kullanılacaktır.

Bilindiği üzere, Çin’den gelen ürünlerin ulaşım süresi 3 ayı geçebilmektedir. Bu nedenle ihtiyaç olduğu anda uygulayabilmek için hazırlık yapılmıştır.

Haberde bahsi geçen doğal kil mal alım ihalesi ise 2026 yılı öngörülerek hazırlanmış olup ileriye dönük ihtiyaç planlaması kapsamında değerlendirilmelidir.

Bakanlık izinlerinin alınması ve Körfez’de yeniden olumsuz çevresel koşulların oluşması halinde, ihale şartnamesi uyarınca ürünler ihtiyaç oldukça peyderpey firmadan talep edilip teslim alınacaktır.

Dolayısıyla haberde ileri sürüldüğü gibi “iki gün içinde adrese teslim” şeklinde bir durum söz konusu değildir." lojistik veriler üzerinden yanıt verdi.

"Mühendislik skandalı"

Izdeniz AçıklamaIzdeniz Açıklama 1

İZDENİZ açıklamasında, eleştirilerin odağındaki İSTÖP’ün raporuna da değinildi. Açıklamada, platformun sunduğu bazı projeler "mühendislik skandalı" olarak nitelendirilirken, Gediz Deltası gibi koruma altındaki alanlara yönelik yapılaşma önerileri ise "suç teşkil eden bir yaklaşım" ifadeleriyle eleştirildi,

"RANT DEĞİL, KÖRFEZİN GELECEĞİ İSTÖP – İzmir Sivil Toplum Örgütleri Platformu tarafından hazırlanan raporda yer verilen bazı öneriler; Körfez’in ekolojik dengesi, kıyı yapısı, deniz ekolojisi, şehircilik ilkeleri ve koruma-kullanma dengesi bakımından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.

Kamuoyuna “bilimsel yaklaşım” iddiasıyla sunulan bu metinlerde, bir yandan doğal sistemlerin korunmasından söz edilirken diğer yandan çok yoğun yapısal ve fiziksel müdahaleler önerilmesi dikkat çekicidir.

Yine raporda yer verildiği ifade edilen bazı önerilerin, koruma statüsü yüksek alanlar ve hassas doğal bölgeler bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

Körfez’i ve bağlantılı doğal alanları yalnızca proje alanı, yatırım alanı ya da rant eksenli bir bakışla değerlendiren anlayışın; çevresel sorumluluk, koruma hukuku ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle bağdaşmadığını düşünüyoruz.

İSTÖP’ün hazırladığı rapordan bazı dikkat çekici başlıklar aşağıda yer almaktadır: Körfez kıyı hattı boyunca önerilen 65 km uzunluğunda ve 40 metre genişliğindeki tünel ile deniz altına inşa edilmesi planlanan 22 noktadaki arıtma tesisi ve otopark projeleri; zemin mekaniği, deniz ekolojisi ve şehircilik ilkeleri açısından açık bir mühendislik skandalıdır.

Bu ölçekteki müdahalelerin yaratacağı geri dönüşü olmayan ekolojik yıkımın görmezden gelinmesi kabul edilemez.

İzmir Sivil toplum Örgütleri Platformu ( İSTÖP) tarafından hazırlanan raporda daha da vahim olan ise, Türkiye’nin Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altına aldığı 14 sulak alandan biri olan Gediz Deltası üzerinde yapılaşma öngörülmesidir.

Bu alana liman ve villa yapılmasını, sorumsuz ve rant odaklı projeleri savunmak; yalnızca çevre bilincinden değil, hukuktan ve uluslararası yükümlülüklerden de tamamen kopmuş olunduğunu göstermektedir. Bu yaklaşım açıkça suç teşkil edecek nitelikte olup, kabul edilemez."

Bilimsel şeffaflık çağrısı

İZDENİZ yönetimi, son olarak kamuoyunu manipülatif tartışmalardan uzak durmaya ve bilimsel verilere odaklanmaya davet etti.

Kurumsal itibarı korumak adına yargı yolunun açık olduğunu belirten şirket, "BİLİMSEL OLANI SAVUNUYORUZ İzmir Körfezi gibi ortak değerimiz olan hassas bir alanda ihtiyaç duyulan şey; popülist tartışmalar değil, şeffaflık, veri, teknik değerlendirme, kurumsal sorumluluk ve gerçek bilimsel yöntemdir.

Kamuoyunu, tek taraflı suçlamalarla değil; bütüncül belge, veri ve süreçler üzerinden değerlendirme yapmaya davet ediyoruz.

İZDENİZ’in önceliği İzmir Körfezi’nin ekolojik dengesinin korunması, kent halkının doğru bilgilendirilmesi ve kamu yararının gözetilmesidir. Şirketimizi ve yöneticilerimizi hedef alan mesnetsiz ithamlar karşısında tüm hukuki haklarımız saklıdır." dedi.

Kaynak: HABER MERKEZİ