İran Devrim Muhafızları Ordusu, ülkede gerçekleşen suikastlardan ABD ve İsrail’i sorumlu tutarak, aralarında küresel teknoloji devlerinin de bulunduğu ABD merkezli şirketleri hedef alabileceklerini açıkladı. Yapılan açıklama, uluslararası kamuoyunda yeni bir gerilim başlığı yarattı.
DMO’dan dikkat çeken suçlama ve uyarı
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), yazılı açıklamasında İran’daki suikast eylemlerinde ABD ve İsrail’in rol oynadığını ileri sürdü. Açıklamada, söz konusu saldırıların planlanması ve takibinde bazı Amerikan teknoloji ve iletişim şirketlerinin aktif rol aldığı iddia edildi.
DMO, daha önce yapılan uyarıların dikkate alınmadığını savunarak, bundan sonraki süreçte bu tür eylemlere karşı doğrudan misilleme yapılacağını duyurdu.
“Şirketler meşru hedef olabilir” mesajı
Açıklamada, suikastlarda rol oynadığı öne sürülen şirketlerin “meşru hedef” olarak değerlendirileceği belirtildi. İran tarafı, bu kapsamda belirlenen kurumlara yönelik operasyon ihtimalinin gündemde olduğunu açıkça ifade etti.
Bu sert çıkış, özellikle siber güvenlik ve uluslararası hukuk açısından yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Çalışanlara ve sivillere çağrı
DMO, yalnızca şirketleri değil, bu kuruluşlarda çalışanları ve çevrede yaşayan sivilleri de kapsayan bir uyarıda bulundu. Açıklamada, ilgili şirketlerin çalışanlarının güvenlik gerekçesiyle iş yerlerinden uzaklaşması gerektiği belirtilirken, bu tesislerin bulunduğu bölgelerde yaşayanların da çevreden ayrılması çağrısı yapıldı.
18 ABD’li şirket hedef listesinde
İran tarafından paylaşılan listede, aralarında Apple, Microsoft, Google, Nvidia ve Intel gibi dünya çapında faaliyet gösteren teknoloji devlerinin de bulunduğu toplam 18 ABD merkezli şirket yer aldı.
Ayrıca listede Cisco, Oracle, Meta, IBM, Dell, Tesla ve Boeing gibi farklı sektörlerden büyük şirketler de bulunuyor.
Gerilim tırmanıyor
İran’ın bu açıklaması, ABD ile zaten yüksek olan tansiyonu daha da artırabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu tür açıklamaların küresel ticaret, teknoloji sektörü ve bölgesel güvenlik dengeleri üzerinde ciddi etkiler doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Gelişmelerin önümüzdeki günlerde diplomatik ve askeri alanda yeni karşılıklar doğurabileceği öngörülüyor.





