Orman yangınlarının tüm yurdu sarması içimizdeki korku ve üzüntüyü her geçen gün artırmaya devam ediyor. Yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgar koşullarında büyüyen orman yangınları ekosistemi tehdit ediyor. Toplumumuzun da ormanların değerini bilmediğine dikkati çeken Ege Üniversitesi (EÜ) Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Hüsnü Kayıkçıoğlu, "Orman yalnızca ağaçların bulunduğu bir alan değil, toprağı, suyu, bitkileri, hayvanları, mikroorganizmaları ve atmosferle sürekli etkileşim halinde olan yaşayan bir ekosistem. Orman, doğanın sessiz çalışan yaşam destek sistemi. İklimi, suyu, toprağı ve yaşamı destekleyen çok sayıda işlevi her gün yerine getirirler. Bu nedenle bir ormanın gerçek değerini yalnızca ağaç sayısıyla ve kapladığı alanla ölçemeyiz" dedi.
Yangının nelere bağlı büyüyebilir?

Prof. Dr. Kayıkçıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "2025'te en fazla yangının çıktığı yer ile en fazla alanın yandığı yer aynı değil. Bu, yangın riskinin yalnızca yangın sayısıyla ölçülemeyeceğini gösteriyor. Yangının ne kadar büyüyeceği; hava sıcaklığı, bağıl nem, rüzgar, kuraklık, arazi eğimi, bitki örtüsü, yanıcı madde miktarı ve müdahale imkanları gibi çok sayıda faktörün ortak sonucu.
Büyük yangınların Ege ve Akdeniz kuşağında yoğunlaşması tesadüf değil. Akdeniz iklimi; sıcak ve kurak yazları, düşük bağıl nemleri, kuruyan bitkisel materyali ve zaman zaman etkili olan kuvvetli rüzgarlarıyla yangının yayılması için elverişli koşullar oluşturur. İklim değişikliği ise bu temel koşulları daha da ağırlaştırıyor.
Daha yüksek sıcaklıklar, uzun kurak dönemler, sıcak hava dalgaları ve bitkisel materyalin nem içeriğinin azalması yangın tehlikesinin daha uzun dönemlere yayılmasına ve başlayan yangınların kontrol edilmesinin zorlaşmasına neden oluyor. 2025 verileri büyük alan kayıplarının yalnızca Ege ve Akdeniz kıyılarıyla sınırlı olmadığını da gösteriyor.
Farklı iklim ve coğrafya özelliklerine sahip bölgelerde de geniş alan kayıpları yaşanabiliyor. Dolayısıyla Ege ve Akdeniz kuşağı temel risk alanı olmaya devam ederken, yangın yönetiminin ülkenin bütün bölgelerinde yerel iklim, bitki örtüsü, topografya ve insan faaliyetleri dikkate alınarak planlanması gerekiyor."
10 yangından 9'u insan kaynaklı!
2025 yılı verilerine göre çıkış nedeni belirlenebilen her 10 yangından yaklaşık 9'unun insan kaynaklı olduğunu ve bu yangınların büyük bölümü kasıt değil; ihmal ve kazalar tarafından oluştuğunu belirten Kayıkçıoğlu, "Bu yangınların büyük bölümü kasıt değil; ihmal ve kazalar tarafından oluşuyor. Yangınların önlenmesinde insan davranışı son derece belirleyici.
Kontrolsüz ateş kullanımı, anız ve bitki artıklarının yakılması, söndürülmeden bırakılan ateşler, sigara izmaritleri, enerji hatları, makinelerden çıkan kıvılcımlar ve benzeri ihmaller özellikle yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgar koşullarında geniş alanlara yayılan yangınlara dönüşebiliyor.Orman yangınlarında sadece ağaçlar değil, koca bir ekosistem yok oluyor.
Orman insanlar için çalışan bir ekosistem, iklimi düzenlemekten suyu ve toprağı korumaya kadar pek çok hizmeti bize karşılıksız sunuyor. Bize düşen, bu doğal sermayeyi korumak ve bilimsel bir anlayışla sürdürülebilir biçimde yönetmektir" diye ekledi.




