HAYATTAN ÇALINAN YILLAR

Bir ülkede adalet yalnızca mahkeme salonlarında aranmaz.
Adalet; yarım kalan hayatlarda, kaçırılan çocukluk anılarında, ertelenen hayallerde aranır.

Bugün cezaevlerinde olanlar yalnızca isim değildir. Onlar, yaşanmamış hayat parçalarıdır.

OSMAN KAVALA

Bir masa düşünün…
Üzerinde notlar, kitaplar, yarım kalmış projeler.
Anadolu’nun bir kasabasında açılacak bir kültür merkezi için hazırlanmış dosyalar.
Bir tiyatro perdesi açılacak, bir çocuk ilk kez sahne ışığını görecek.

O masa yıllardır kilitli.
Anahtarı adaletin cebinde ama kapı açılmıyor.

Kavala’nın hayatından çalınan yalnızca özgürlüğü değil;
başkalarına umut olma ihtimali.

İş insanı Osman Kavala, 18 Ekim 2017’de gözaltına alındı.
Bir hafta sonra, 1 Kasım 2017’de
“cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla tutuklandı.

Ne Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı dinlendi, ne Anayasa Mahkemesi kararı.

Hukuk hasır gibi çiğnendi.
Osman Kavala hala demir parmaklıkların ardında.
O günden bu yana, masa hala kapalı.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ

Bir baba…
Cezaevi görüş odasında büyüyen çocuklar. Babalarını camın ardından tanıyan bir kuşak.

Bir yazar…
Hikâyeleri duvarların arasından dışarı sızıyor.
Kelimeler serbest, kendisi değil.

Demirtaş’ın hayatından koparılan yalnızca siyaset değil;
babalık, eşlik, sıradan bir akşam yemeği.

Selahattin Demirtaş, 4 Kasım 2016’da Diyarbakır’daki evinden sabaha karşı gözaltına alındı.
Aynı gün
“silahlı terör örgütüne üye olma” ve
“halkı suç işlemeye alenen tahrik” suçlamalarıyla tutuklandı.

Dosyanın özü tek bir cümleye bağlandı:
“Seni başkan yaptırmayacağız.”

Tıpkı Kavala dosyasında olduğu gibi,
ne Anayasa Mahkemesi kararları dinlendi ne Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi.

Demirtaş, 2016’dan bu yana kesintisiz olarak Edirne F Tipi Cezaevi’nde.

CAN ATALAY

Bir avukat…
Yıllarca başkaları için adliye koridorlarında yürümüş biri.
Şimdi kendi davasına yürüyemiyor.

Bir milletvekili…
Halk oy vermiş, Meclis’te konuşsun diye göndermiş. Hatay’dan Türkiye İşçi Partisi milletvekili.

Ama sandalye boş.
Kürsü sessiz.

Atalay’ın hayatından alınan yalnızca özgürlük değil;
temsildir, halkın sesidir.

Gezi Parkı sürecinde Taksim Dayanışması’nın avukatlığını üstlenen Can Atalay,
iki ayrı davadan beraat etti.

Aynı dosya bu kez
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla yeniden açıldı.
25 Nisan 2022’de 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Karar, 28 Eylül 2023’te Yargıtay tarafından onandı.

TAYFUN KAHRAMAN

Bir şehir plancısı…
Kentleri daha yaşanır kılmak için çizilmiş planlar.
Parklar, meydanlar, nefes alınacak alanlar.

Bir baba…
Kızı Vera’nın büyümesini parmaklıkların ardından izleyen bir baba.

İzmirli hemşehrimiz, 1981 doğumlu, başarılı bir insan.

Kahraman’ın hayatından eksilen yalnızca meslek değil;
gelecek tahayyülüdür.

Dr. Tayfun Kahraman,
2013 Gezi Parkı süreci nedeniyle
“hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla yargılandı.
25 Nisan 2022’de 18 yıl hapis cezası aldı.

Ağır sağlık sorunlarına rağmen tahliye edilmiyor.

SELÇUK KOZAĞAÇLI

Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı…
Soma’da hayatını kaybeden maden işçilerinin, emekçilerin, öğrencilerin avukatı.
Güçlünün değil, hakkı yenenin yanında olduğu için.
Bugünün değil, her dönemin iktidarını rahatsız ettiği için.

Bu yüzden defalarca gözaltı, defalarca tutuklama.
Çünkü bu ülkede bazen avukatlık da suç sayılır.

2017’den bu yana tutulduğu cezaevinden 16 Nisan’da tahliye edildi. Üç parça naylon torbayla kapının önüne bırakıldı.

Bir otobüs durağında,
uzun süredir ilk kez açık havayı solurken, yaklaşık 200 genç onu tanıdı, etrafını sardı.

Ve sonra…
Bir gün sonra yeniden tutuklandı.
Kozağaçlı’nın hayatından alınan yalnızca özgürlük değil;
savunma hakkının kendisi.


YETMEDİ Mİ?

Bu insanlar içerideyken ülke daha mı adil oldu?
Toplum daha mı huzurlu?
Öfke dindi mi?

Cezaevleri doldukça vicdan boşalıyor.
Yıllar geçtikçe adalet değil, kin büyüyor.

Hukuk intikam değildir.
Devlet öfkeyle yönetilmez.
Adalet, düşmanlıkla tesis edilmez.

Soruyorum:
Yetmedi mi?
Bitmedi mi kininiz?
Geçmedi mi öfkeniz?

Hırsızları, uyuşturucu tacirlerini,
cinayet faillerini, kalpazanları, gaspçıları toplu halde tahliye ettiniz.

Ama bu insanları… Ve onlar gibi suçsuz yere içeride tutulanları hala bırakmıyorsunuz.

Çünkü bu ülkede kaybedilen yalnızca birkaç insanın hayatı değil.
Kaybedilen, hepimizin geleceği.