SON MÜHÜR/Cumhur Erkek-İzmir Çiğli’de burun estetiği için girdiği ameliyat masasında fenalaşan ve sevk edildiği hastanede hayatını kaybeden 23 yaşındaki Hatice Öncü’nün ölümü, bir sağlık skandalından çok “ticari sistem” sorgulamasına dönüştü. Ailenin savcılığa sunduğu suç duyurusundaki en çarpıcı detay, Hatice’nin durumu kötüleşirken hastane yönetiminin tıbbi müdahaleden önce maddi talepte bulunduğu iddiası oldu.
Hastaneye Yönelik Yorumlar Ve Suçlamalar
Hatice’nin ailesinin dile getirdiği “para önceliği” suçlaması, bu hastane için bir ilk değil. Şikayet platformlarında ve sosyal medyada hastaneye yönelik yapılan yorumlar her şeyi açıkca gözler önüne seriyor. Çok sayıda hasta, sigortası olmasına rağmen hastanenin usulsüz şekilde “ek ücret” ve “malzeme farkı” adı altında para talep ettiğini iddia ediyor. Acil vakalarda dahi, vezne onayı gelmeden işlemlerin yavaş ilerlediği veya başlatılmadığı yönündeki şikayetler, Hatice’nin sevkinin neden 24 saat geciktiği sorusunu daha da derinleştiriyor. Daha önce aynı hastanede ameliyat olan hastaların, operasyon sonrası yaşanan sorunlarda muhatap bulamadıklarına dair yüzlerce yorum bulunuyor.
70 Bin Lira Ödendi Yine Yetmedi
Hatice’nin dedesi Mehmet Mahsum Konak’ın, ameliyat için peşin ödenen 70 bin lirayı vurgulaması, dosyadaki trajediyi büyütüyor. Aile, “Parayı aldılar ama kızımız uyanmadığında bizi oyalayıp vakit kazandılar” diyerek, hastanenin ticari itibarını korumak için sevk sürecini bilerek geciktirmiş olabileceğini öne sürüyor.
Bu Şikayetler Dikkate Alınacak Mı?
Çiğli'de bulunan özel hastane hakkındaki “şikayet patlaması”, soruşturmayı yürüten savcılık makamı ve İl Sağlık Müfettişleri tarafından dikkate alınıp alınmayacağı konusu merakla bekleniyor. Ailenin “Bizim ciğerimiz yandı, başkasınınki yanmasın” feryadı, sadece bir doktoru değil, hastanenin tüm çalışma sistemini hedef alıyor.
O Hastane Hakkındaki Yüzlerce Şikayetlerden Bazıları
03.04.2026 tarihinde Çiğli Hastanesi’nde doktorum Ö*** K***** üzerinden HSG işlemim vardı. Bana saat 12.00’de hastanede olmam gerektiği söylendi. Hastaneye gittiğimde önce ödemem alındı, kan verildi ve dosyam “yatan hasta” olarak açıldı, bilekliğim takıldı. Daha sonra çalışan bir kadın, ödemeyi alan beyefendiye “HSG hastalarına oda vermiyoruz” diyerek araya girdi ve bu nedenle bana oda verilmedi. İşlem saatim 14.00 olmasına rağmen, o saate kadar hiçbir odada dinlenemeden, yemek ve su da yasak olduğu halde dışarıda beklemek zorunda kaldım.
İşlem sonrasında bana sadece “Tüpler açık, normal hayatına dönebilirsin” denildi ve elime bir CD verilerek eve gönderildim. Ancak eve gittiğimde çok şiddetli bir kanama ve yürüyemeyecek kadar yoğun bir ağrı başladı. Aynı gece saat 23.00 civarında tekerlekli sandalye ile hastanenin aciline tekrar başvurmak zorunda kaldım. Bu haldeyken şikayetimi anlattığımda, bana “İsterseniz acilden kayıt açalım, 3000 TL ve iğne yapalım, ekstra bir de iğne ücreti ödersiniz” dendi. Aynı gün aynı hastanede 14.500 TL ödeyerek HSG işlemi yaptırdığımı, belirtilerimin normal olmadığını ve en azından bir ultrason ile muayene edilmem gerektiğini söylediğimde ise “Ultrason doktorum yok, size yardımcı olamam, ağrı kesici içebilirsiniz” denilerek geri gönderildim. Yani hem işlem sonrası yaşadığım ciddi şikayetler ciddiye alınmadı hem de sadece bir ağrı kesici için benden 3000 TL talep edildi.
Üstelik ertesi gün arayıp raporumu alamadığımı söyledim. Normalde rapor vermiyoruz ama illa isterseniz gelip alabilirsiniz dediler. Her hastaya sağlık durumunun raporu verilmeli zaten. Yakın oturmuyorum.
Ayrıca HSG işlemim günü bana yatan hasta bilekliği takılıp dosyam bu şekilde açıldığı için, üzerimden devletten fazladan bir ödeme alınıp alınmadığını da ciddi şekilde sorguluyorum. Bu konuda gerekli tüm resmi kurumlar nezdinde araştırma yapacağımı, gerekirse en üst mercilere kadar gideceğimi belirtmek isterim.
Tüm bu yaşananlar nedeniyle, HSG işlemi için ödediğim 14.500 TL’nin iadesini, süreçle ilgili yazılı ve resmi bir açıklama yapılmasını ve yaşadığım mağduriyet nedeniyle hastane yönetiminden özür talep ediyorum. Ayrıca hastanenin beni yatan hasta olarak gösterip göstermediğinin ve bu işlem üzerinden devletten fazladan ücret alınıp alınmadığının incelenmesini istiyorum.
Yüzlerce Benzer Şikayet
06.01.2026 tarihinde sigortamız olmadığı için ücretli hasta olarak Çiğli Hastanesi acil servisine, çocuk doktoru Uzm. Dr. ***’a 9 yaşındaki çocuğumu muayeneye götürdüm. Muayene ücreti olarak 3.000 TL ödedik. Çocuğumun şiddetli öksürük şikayetlerini anlatırken, doktorun yaklaşımı hem bizi gereksiz yere korkuttu hem de sigortamız olmadığını ve ücretli hasta olduğumuzu belirtmeme rağmen akciğer grafiği ve domuz gribi / influenza testleri istedi. Bunlar için de ayrıca 6.200 TL ödeme yaptık.
Sonuçlar çıkınca sadece akciğer grafiği sonucuna bakarak bizi direkt şehir hastanesine yönlendirdi ve çocuğun yatışının yapılması gerektiğini, zatürre başlangıcı olduğunu, mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini söyleyerek diğer test sonuçları çıkmadan bizi aceleyle gönderdi. Bu süreçte kendimizi hem maddi hem de manevi olarak gereksiz yere baskı altında ve korku içinde hissettik.
Şehir hastanesine gittiğimizde ise tekrar akciğer grafiği ve kan tahlilleri yapıldı, sonuçlar bize gösterilerek durumun yatış gerektiren bir tablo olmadığını, düzenli antibiyotik tedavisiyle yaklaşık 7 gün içinde geçebilecek bir enfeksiyon olduğunu sözlü olarak ifade ettiler ve herhangi bir virüs tespit edilmediğini belirttiler.
.....Hastanesi acil servisinde yaşadığımız bu süreçte, özellikle ücretli olduğumuzu belirtmiş olmama rağmen bu kadar yüksek bedelli tetkiklerin istenmesi ve sonrasında da bizi gereksiz yere şehir hastanesine yönlendirerek korku ve endişeye sevk etmeleri nedeniyle doktorunuzdan ve hastanenin yaklaşımından şikayetçiyim. .....Hastane’de ödediğimiz 3.000 TL muayene ücreti ve 6.200 TL tetkik ücretinin iadesini talep ediyorum ve konu hakkında gerekli incelemenin yapılmasını istiyorum. Şikayetçi hasta velisi olarak adım D.. M**’dur.




