Son Mühür/ Gökmen Küçüktaşdemir- Son Mühür TV ekranlarında yayınlanan, Tunç Erciyas’ın hazırlayıp sunduğu "Sıcak Bakış" programının konuğu Geleneksel Türk Okçuluğu Antrenörü Zafer Aygül oldu. Programda, atalarımızdan miras kalan bu köklü sporun günümüzdeki yeri, modern okçulukla arasındaki farklar, yaz döneminde gençlerin bu spora olan yoğun ilgisi ve daha fazlası masaya yatırıldı.

Geleneksel Türk okçuluğunun günümüzde sadece bir spor veya savaş sanatı olmanın ötesine geçtiğini belirten Zafer Aygül, bu branşın bireye ciddi bir disiplin ve odaklanma becerisi kazandırdığını vurguladı. Modern okçuluk ile geleneksel okçuluk arasındaki en temel farka değinen Aygül, şu ifadeleri kullandı:

"Modern okçulukta nişangah gibi dengeleyici mekanizmalar bulunurken, Geleneksel Türk Okçuluğunda hiçbir teknolojik yardımcı yoktur. Atışlar tamamen hissiyat ve sezgi üzerine kuruludur. Bu yönüyle sporcular için sadece 'oku al ve at' eyleminden ibaret olmayan, bambaşka bir kişisel gelişim serüvenine dönüşüyor"

Lise ve Üniversite gençleri ilgili

Son dönemde geleneksel okçuluğa olan talebin ciddi oranda arttığını ifade eden Aygül ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite düzeyinde her yaş grubundan ilgi gördüklerini özellikle lise ve üniversite gençliğinin bu alana yoğunlaştığını belirtti.

Geleneksel Türk okçuluğuna başlamak için ideal yaşı da açıklayan tecrübeli antrenör, fiziksel yeterliliği ve hazır bulunuşluğu uygun olan çocukların 8 ila 9 yaşından itibaren bu spora başlayabileceğini dile getirdi.

Ege Bölgesi'nin en aktif sporcuları bu çatı altında toplandı

Okulların kapanmasıyla birlikte velilerin çocuklarını dijital ekranlardan uzaklaştıracak ve fiziksel gelişimlerini destekleyecek faaliyetler aradığına dikkat çeken Zafer Aygül, yaz okulu çalışmalarına dair şunları söyledi:

"Geleneksel Türk okçuluğu sadece bir spor değil köklü bir kültürel mirastır. Şu an Ege Bölgesi’nin en aktif sporcularını bünyemizde barındırıyoruz. Sunduğumuz ücretsiz birebir eğitimler ve düzenlediğimiz çeşitli aktiviteler velilerimiz için oldukça cazip bir alan yaratıyor. Bu ilgi nedeniyle kontenjanlarımız çok hızlı doluyor. Özellikle çocuklardan ve gençlerden aldığımız yoğun talebe yetişmek için ekibimizle birlikte durmaksızın çalışıyoruz."

"Mete Han'dan Fatih'e uzanan köklerin muhafızlığını yapıyoruz"

Türkiye’nin geleneksel okçulukta müthiş bir potansiyel barındırdığını dile getiren Zafer Aygül, bu sporun toplumsal bilincine dair önemli açıklamalarda bulundu. İmparatorluk köklerinden gelen bir ruhu taşıdıklarını belirten Aygül, şu analizi paylaştı:

"Bizler Mete Han’dan Selahaddin Eyyubi’ye, Fatih Sultan Mehmet’ten günümüze dek uzanan ve unutulmaya yüz tutmuş bu disiplini hatırlatmak için mücadele veriyoruz. Son dönemde yayınlanan tarihi diziler, filmler ve milli okçularımızın uluslararası arenalarda elde ettiği başarılar gençlerde ciddi bir farkındalık yarattı. Amacımız, bu ilgiyi doğru kanallarla birleştirerek geleceğin kemankeşlerini ve kabzadaşlarını yetiştirmek"


"Aidiyet duygusu üst seviyeye çıkıyor"

Lise ve üniversite gençliğine yönelik özel olarak tasarladıkları "atölye günlükleri" etkinliklerine değinen Aygül, bu çalışmaların kendisi için en özel alan olduğunu ifade etti. Gençlik eğitimi perspektifinden bakarak konuyu daha yalın, sade ve akılda kalıcı başlıklarla köşe yazılarında ve haber sitelerinde de işlediğini belirten tecrübeli antrenör, "Gençler buraya geldiklerinde sadece sporcu değil, aynı zamanda birer zanaatkar adayı oluyorlar. Kendi malzemelerine dokunuyor, emek veriyorlar. Bu da aidiyet duygusunu en üst seviyeye çıkarıyor" dedi.

İradelerini kontrol etmeyi de öğreniyorlar

Zafer Aygül, geleneksel Türk okçuluğunun temelini oluşturan kemankeşlik ve kabzadaşlık doktrinini, gençlerin hayatına dokunan şu başlıklarla özetledi:

  • Disiplin, Ahlak ve Çile: Eğitimlerde en önemli kriterimiz disiplin ve ahlaktır. Bu süreçte 'çile' dediğimiz bir aşama vardır. Talip (öğrenci), ok atmadan önce sadece kiriş çekerek kas hafızasını ve sabrını geliştirir. Bu çalışma, günümüzün aceleci popüler kültürüne karşı adeta bir irade terbiyesi ve panzehirdir. Zaten dilimizdeki 'çilekeşlik' deyimi de tam olarak buradan gelir.
  • Kabza Alma (Kabul Usulü): Üstadın rızasıyla gerçekleşen bu süreç, gencin toplumsal rüştünü ispat etmesi ve bir emanet bilinci edinmesi anlamına gelir.
  • Karakter ve Denge: Yayın düzgünlüğü, kişinin içi ile dışının bir olması, yani dürüstlük ilkesiyle özdeşleştirilir.
  • Nefes ve Sır (Zihinsel Durulma): Ritmik nefes kontrolü, gençlerin kalp ritmini dengelerken kaygı ve stresi azaltır. Atış öncesi uygulanan bu teknikler, tasavvufi açıdan bir iç muhasebe, nefis terbiyesi ve tefekkür makamı oluşturarak saf bir odaklanma merkezi sağlar.
  • Odaklanma (Nişangah - Şast): Geleneksel yayda nişangah bulunmaması, zihnin sosyal medya ve dış gürültü gibi uyaranlardan arındırılarak sadece 'an'a ve hedefe kilitlenmesini zorunlu kılar.
  • Ağırbaşlılık ve Tevazu: Başarı karşısında kibirlenmemek, geleneksel okçuluğun en temel ahlak kuralıdır. İslam düşüncesindeki tevazu öğretisiyle bağdaşan bu durum için Enfal Suresi 17. ayette yer alan "Attığın zaman sen atmadın, Allah attı" düsturu esas alınır; başarıdan gelen kibrin reddedilmesi ve vakur bir duruş edinilmesi hedeflenir.
  • Merhamet ve Tabiat İlişkisi: Geleneksel yay yapımında kullanılan boynuz, sinir ve ağaç gibi doğal malzemelerin özenle işlenmesi, sporcunun üretim sürecine karşı sorumluluk geliştirmesini ve doğayla bağ kurmasını sağlar.
  • Gönüldaşlık ve Empati: Bireyin kendini çok yönlü geliştirebilmesi adına, kendisini diğerinin yerine koyarak hak gözetmesi ve empati yeteneğini geliştirmesi amaçlanır.

Ham maddeden başlıyorlar

Atölyelerin en dikkat çekici süreçlerinden birinin ok ve yay yapımı olduğunu belirten Zafer Aygül, ok yapımının tamamen bir sabır ve mühendislik işi olduğunun altını çizdi. Gençlerin ham bir ağaç parçasını işleyerek nasıl kendi oklarını ürettiklerini adım adım şu şekilde özetledi:

  • Ağaç Seçimi: Süreç ilk olarak doğru ağacın seçilmesiyle başlıyor. Genellikle çam, dişbudak, kayın veya sedir ağacından hazırlanan ham çubuklar (endamlı çubuklar) tercih ediliyor.
  • Düzeltme ve Zımpara : Çubuklar özel yöntemlerle ısıtılarak tamamen düz hale getiriliyor ve pürüzsüzleşene kadar titizlikle zımparalanıyor.
  • Gez Açılması: Okun kirişe (yayın ipine) oturacağı "gez" adı verilen arka kısım tamamen el işçiliğiyle açılıyor.
  • Tüyleme: Okun havada dengede kalmasını sağlayan gerçek kuğu, hindi veya kaz tüyleri, milimetrik bir açıyla şafta yapıştırılıyor ve ipekle sarılıyor.
  • Temren Takılması: Okun ucuna metal veya kemik uç (temren) takılarak üretim tamamlanıyor.

Aygül, gençlerin bu süreçteki motivasyonunu ise şu sözlerle aktardı: "Gençler, kendi elleriyle sıfırdan ürettikleri o ilk okla hedefe atış yaptıklarında, yüzlerindeki o mutluluk ve özgüven her şeye değiyor."

Ev ziyaretleri detayı

Öğrencilerle sadece bir eğitmen gibi değil, büyük bir aile gibi bağ kurduklarını ifade eden Zafer Aygül, bir spor kursunda görmeye pek alışık olunmayan "ev ziyaretleri" uygulamasının perde arkasını anlattı. Uzun yıllar sivil toplum kuruluşlarında ve bakanlık projelerinde görev aldığını hatırlatan tecrübeli antrenör, bu ziyaretlerin bir "dertlenme" ve "dava şuuru" meselesi olduğunu vurguladı:

"Biz burayı sadece ticari bir eğitim merkezi olarak görmüyoruz. Geleneksel okçulukta usta-çırak ilişkisi ve edep esastır. Bu iş sadece ücret karşılığı yapılacak bir antrenörlük alanı değildir, zaten bu işlerin maddi karşılıkları oldukça düşüktür. Eğer meseleye sadece ticari kaygıyla bakarsanız bu bağı kuramazsınız. Rızkı veren Allah’tır, biz çaba gösteririz, takdir O'nundur."


Geçtiğimiz günlerde "Ev ziyaretlerine neden gidiyorsunuz?" şeklinde eleştiriler aldığını da sözlerine ekleyen Aygül, hedeflerini şu cümlelerle özetledi:

"Eleştirenlere, 'İyilik bulaşıcı olsun diye gidiyoruz, bunu İzmir’den başlatalım' yanıtını verdim. Sadece geleneksel okçulukta değil; Doğu Anadolu'da, Karadeniz'de, İç Anadolu'da farklı branşlardaki antrenörlerimizin de bu vizyonu sahiplenmesini, unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizi yeniden kazanmayı istiyoruz. Amacımız; çocuğun kurstaki disiplinini eve, evdeki saygısını ve sevgisini ise kursa taşımasını sağlamak. Velilerimiz bizi evlerinde görünce o kadar mutlu oluyorlar ki, bu samimiyet ve bağ, kursun verimini iki katına çıkarıyor."


"Hocam, çocuğun odaklanma süresi arttı ve sakinleşti"

Ev ziyaretlerinde velilerden aldıkları geri dönüşleri ve çocuklardaki somut değişimleri aktaran Zafer Aygül, günümüz gençliğinin en büyük sorununun hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı olduğunu belirtti. Aygül, ailelerin gözlemlerini şu sözlerle paylaştı:

"En çok aldığımız geri bildirim, 'Hocam, çocuğun odaklanma süresi arttı ve sakinleşti' yönünde oluyor. Aileler, çocuklarının sosyal medyada ve ekran başında çok fazla vakit geçirmesinden dertliydi. Okçuluk, o yayı çekerken nefesi kontrol etmeyi, adeta dünyayı sessize almayı gerektirir. Şimdi velilerimiz, çocuklarının bilgisayar başından kalkıp heyecanla kursa geldiğini, evde ise çok daha sabırlı ve saygılı davrandıklarını gururla anlatıyorlar"


"Yaz kursları bizim için yetenek keşif sahnesidir"

Yaz kurslarının geçici bir dönem olmadığının altını çizen tecrübeli antrenör, çalışmaların kışın da hız kesmeden sürdüğünü vurguladı:

"Kesinlikle 'yaz bitti, kurs bitti' gibi bir durum söz konusu değil. Son iki yılda Türkiye’de en fazla Geleneksel Türk Okçuluğu yarışmasını ve aktivitesini gerçekleştiren ekibiz. Yaz kursları bizim için bir yetenek keşif sahnesidir. Buradaki atölyelerde öne çıkan, bu işe gönül veren lise ve üniversite gençlerini kış döneminde de kulübümüz bünyesinde lisanslı sporcu veya eğitmen adayı olarak yetiştirmeye devam edeceğiz. Hedefimiz, bu topraklardan yeni şampiyonlar çıkarmak."

Dünyada eşi benzeri olmayan yeni bir proje yolda

Geleneksel halk oyunlarında olduğu gibi Türk okçuluğunda da kültürü yaşatmak adına disiplinli ve tertipli özel kıyafetler kullandıklarını belirten Aygül, Buca'daki çalışmalarına ve gelecek hedeflerine dair büyük bir müjde verdi:

Torbalı’daki aile katliamı davasında sanıktan şok savunma: "Olayın bana nasıl kaldığını anlamıyorum"
Torbalı’daki aile katliamı davasında sanıktan şok savunma: "Olayın bana nasıl kaldığını anlamıyorum"
İçeriği Görüntüle

"Şu an Buca’daki Gençlik Merkezimizde kurslarımız yoğun bir şekilde devam ediyor ancak artık alan sorunu yaşıyoruz. Daha üst düzey başarılar elde edebilmek için daha profesyonel ve geniş alanlara ihtiyacımız var. Devletimiz imkan sunarsa bu atlı spor alanı da olur, gölet bölgesi de olur, her yerde yapmaya hazırız; potansiyelimiz ve enerjimiz tam.
Hatta gelenekten geleceğe köprü kurmak adına at ve ATV kültürünü birleştiren dikkat çekici etkinlikler de yaptık. Şu an yapım ve hazırlık aşamasında olan bir projemiz var; tamamlandığında ‘dünyada eşi benzeri olmamış büyük bir oluşum’ olacak. Gençlerin atlı okçuluğa ilgisi muazzam. Örneğin, geçtiğimiz dönem sporcumuz olan Eymen Atalar, at ve okçuluk branşında ülkemizi temsil etmek üzere İspanya’ya gidecek."

"Gençler nasıl ulaşabilir?"

Eğitim almak isteyen gençlerin kendilerine rahatça ulaşabileceğini belirten Zafer Aygül, "Gençlik merkezlerinde gönüllü olarak ücretsiz eğitimlerimizi sürdürüyoruz. Gençler resmi kurumlara başvurabilir, telefonla bilgi alabilir veya bizlere sosyal medya üzerinden ulaşabilirler. Ancak kayıt ve koordinasyon açısından en sağlıklısı resmi kurumlara başvurmaları olacaktır" dedi.

Velilere ve gençlere yaz çağrısı

Programın sonunda velilere ve gençlere seslenen Geleneksel Türk Okçuluğu Antrenörü Zafer Aygül, mesajını şu cümlelerle tamamladı:

"Velilerimize çağrım; çocuklarını sadece akademik olarak değil, ruhsal ve bedensel olarak da doyuracak geleneksel sanatlarımıza ve sporlarımıza yönlendirsinler. Gençlerimize ise mesajım çok net: Gelin kendi yayınızı kurun, kendi okunuzu yapın ve tarihe bir de kemankeşlerin, kabzadaşların gözünden bakın. Herkese okların her daim hedefi bulduğu güzel bir yaz diliyorum."

Muhabir: Gökmen Küçüktaşdemir