Son Mühür/ Gamze Eskiköy- Ege Bölgesi Sanayi Odası Şubay ayı meclis toplantısını EBSO Meclis Başkanı M. İbrahim Gökçüoğlı’nun yönetiminde gerçekleşti. Yorgancılar, son beş yılda yaşanan büyük felaketleri hatırlatarak Afet Bakanlığı’nın kurulmasının artık kaçınılmaz olduğunu belirtti. Yorgancılar, Santorini’deki deprem fırtınasının Ege Bölgesi için risk taşıdığına dikkat çekerken, Türkiye’nin enflasyon ve finansman maliyetleri konusunda da ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
"Afet bakanlığının kurulması şart"
İzmir depreminden bu yana ısrarla Afet Bakanlığı kurulmasının ülkemiz için gerekli olduğunun altını çizdi. Afet Bakanlığını kurulması gerektiğini açıklayan Yorgancılar, Son 5 yıldaki gelişmeleri hatırlattı:
2020: İzmir depremi - 117 ölü
2020: Elazığ depremi - 41 ölü
2021: Akdeniz orman yangınları - 8 ölü
2021: Batı Karadeniz sel felaketi - 97 ölü
2023: Kahramanmaraş depremleri - 53 bin ölü
2023: Adıyaman ve Şanlıurfa sel felaketi - 21 ölü
“Umudumuz korkulanın olmaması”
Son olarak, Santorini’deki deprem fırtınası ve yanardağ patlama riski, bölgemizi de tehdit ettiğini söyleyen Yorgancılar, “6 Ocak’tan bu yana bölgede 12 bini aşkın deprem olmuş. Sadece 1-14 şubat haftasında üç bine yakın Ege denizindeki deprem fırtınası ve ülke genelindeki deprem yoğunluğu. Bu olağanüstü durumda, Yunanistan’ın aldığı önlemleri dikkatle takip ediyoruz.
Muğla Büyükşehir Belediyesi destekleriyle de Çeşme ve Bodrum’da, deprem için erken uyarı sistemi kuruldu. Korkulanın olmaması ve afetlerin bizden uzak olmasını dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden” diye konuştu.
"Gıda ve emtia fiyatları enflasyon üzerindeki riskleri canlı tutuyor"
Merkez Bankası’nın kanun gereği hükümete sunduğu açık mektupta; dezenflasyon sürecinde para politikası ile maliye politikalarının eşgüdümünün büyük önem taşıdığının dikkate çekildiğini belirten Yorgancılar, “Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları iyileşme eğilimi sergilemekle birlikte, dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir.
Hizmet enflasyonundaki katılığın öngörülenden yüksek olması da bir risk unsuru olarak değerlendirilmektedir. Gıda ve emtia fiyatları, jeopolitik gelişmeler, küresel ekonomi ve ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler ise enflasyon üzerindeki riskleri canlı tutmaktadır” diye konuştu.
"Rekabet gücümüz eriyor"
Düşürülemeyen enflasyonun maliyeti giderek daha yüksek olduğunun altını çizen Yorgancılar, “Politika faiz oranı yüzde 45’e indi. Ancak, bizim finansman maliyetlerimiz hala çok pahalı. Birçok kısıt altında iş yapmaya çalışan ihracatçımızın finansman temininde elinin artık rahatlatılması gerektiği inancındayız.
Rakiplerimiz yüzde 3-yüzde 8 arasında faiz oranı ile uzun vadeli kredi kullanabilirken, biz bulursak yüzde 50’lerde kredi kullanıyoruz. Yükselen maliyetler, firmaların hayatta kalması için zorunlu olan karı giderek eritiyor. Eriyen sadece karımız değil, rekabet gücümüz de gün be gün eriyor. Son 1 yıldır ısrarla altını çiziyoruz ki, bu kur politikası ile ihracatta rekabet şansımız kalmadı ve tek tek pazarlarımızı kaybediyoruz” ifadelerine yer verdi.





