Son Mühür/ Beste Temel- DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur Son Mühür ekranların yayınlanan Yağmur Daştan'ın sunduğu Sıcak Bakış programının konuğu oldu.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatının yıldönümü üzerine Uygur, "Kavga etmeyi sevmeyen, polemiklerden uzak atılımcı Cumhurbaşkanlığı yaptı" diyerek kendisine rahmet diliyorum dedi.

Türkiye'de toplumsal çöküşün sebebi ne?

Son günlerde yaşanan okul saldırıları Türkiye'yi sarstı. Okullarda şiddet, can kaybı ve peş peşe saldırılar hakkında Uygur, "İki tane eğitim çağından geçirdiğim çocuklarım geliyor aklıma. Yılların biriktirdiği ihmaller zinciri aslında bu. Sorunları yaşadıkça tartışma zemini açılıyor. Oysa ki çok önceden başlaması gereken ve bu tehlikenin adım adım önümüze geleceği emarelerini vere vere geldi" dedi.

"Sadece okullarda güvenlikle çözülebilecek bir sorun değil"

Okullara yapılan saldırıların sadece okullardaki önlemlerle ilgili bir sorun olmadığını söyleyen Uygur, "Özellikle televizyonlardaki gündüz kuşağındaki programların kalitesi, dizilerdeki daha çok bireysel yeteneklerin değil de grup içeresinde hareket ederken bu grubun gücünün silaha dönüşen bir takım senaryolu diziler ve buradan kahramanlık başarı yaratmak. kötülüğün ödüllendirildiği ve meşrulaştığı sistem, eksik politikalar, görmezden gelinen bir takım aksaklıklar... Önce Şanlıurfa sonra Kahramanmaraş ne yazık ki hazin...

Kuzucukların öldüğü dramatik bir toplumsal çöküş yaşıyoruz. İnanıyorum ki bu sonra hiç kimsenin mutlu olabileceği bir sonuç yok herkes elini başının arasına koyup düşünmeli. Sadece bir okulun güvenlik sorunundan öteki uyuşturucunun 8-9 yaşlarında kullanılması, biz yıllardır siyasetçiler olarak söylüyoruz. İzmir özelinde baktığımızda 3 bine yakın eğitim kurumu var buna anaokulları da dahil ederseniz 3 binin üzerine de çıkmıştır son zamanlarda. Bu bir megaprojeye ihtiyacı olan yönetim anlayışı. Bu sadece güvenlik anlayışıyla çözülebilecek bir sorun değil. evden başlayan çevreden devam eden bir sistem bu ne yazık ki. son zamanlarda İzmir özelinde siyaset dilinin ne kadar keskinleştiği, kavga özelinde İzmir'e olumsuzluk çöktüğünü ve politikalarla da ne kadar toplumu gerdiğinin farkındayız. Katman katman olumsuzluk olarak çıkıyor. Çocuklar bizim geleceğimiz. Çalışmalara başlamak gerekir" diyerek köklü bir değişiklik çağrısında bulundu.

İzmir'de meslek fabrikası gerilimi

Meslek fabrikası sürecinde yaşanan kriz için Uygur, "DEVA Partisi olarak bu krizi iktidarın yerel belediyelere, bunun Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri açısından değil, bu yasa sadece izmir'i ilgilendiren değil, beni üzen iktidarın ülkenin tescilli yapıları değerlendirildiğinde, bu tür yasanın torba yasa içerisinde geçiştirilen bir yasa olarak çıkartılması beni üzüyor. Yani ben bu ülkenin tarihine dokusuna hakim birisiyim. Siyasetçi arkadaşlarımızın kent belleğini bilmesi lazım" diye konuştu.

"Belediyeye geçmiş olsun"

Uygur belediyenin yasa sürecinde geç kaldığını belirterek, "Madde yoğunluğu içerisinde muhalefetin itirazları medyada çok yer alamadı ne yazık ki. Yeni Yol grubu olarak da itirazlarımız oldu. Bu sadece İzmir'de meslek fabrikasını değil Türkiye'deki bütün kültür varlıklarını ilgilendiren bir konu aslında. Yani bir gecede oturduğunuz bir evin geçmişte herhangi bir vakıf kaydı varsa ya da bir vakıf tarafından onarım gördüyse elinizdeki ev bir anda gitmiş oluyor bu anayasaya da aykırı. Çok ilginç olan şu yasada 8/10/2025 tarihli bir tapu değişikliği var. Yani İzmir'deki Meslek Fabrikası'nın tapusu 2025 yılında Beyazıt Vakfı'na geçiriliyor belediyenin de itirazı yok bu aşamada. Çok garip olan 2 gün sonra anayasa taslağı meclise getiriliyor. 20'inde yasa kabul ediliyor ve 5 aralıkta da yasalaşıyor. tüm bu sürece baktığımızda yasalaştığı için kanun da ortada olduğu için yasal bütün dayanaklar sağlanmış oluyor. yani belediyenin yapmış olduğu hukuki itirazlar var ama belediyeye bu aşamada geçmiş olsun demek gerekiyor. burada temel sorun yasanın içinde kültür varlığı tanımının genişletilmesinde saklı. o kadar tehlikeli bir durumla karşı karşıyayız ki tarihi yapıların mülkiyetinin belediyede ya da hükümette olması çok önemli değil kullanım amacı önemli burada.

İzmir'de bir Kemeraltı'nın otoparkı hikayemiz de var orada vakıflar müdürlüğü ile İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ortaklığı söz konusu ve vakıflar müdürlüğü oradan çok ciddi bir döner sermaye katlı alıyor. Bir gün kalktık otopark kapandı. Temel dayanakları olabilir. İzmir'in en önemli yerlerinden birisi. Eğer bir deprem riski varsa buranın yıkılmasında bir sakınca yoktu. Ancak bir belediye olarak alternatif üretmeden bir anda kapatırsanız vakıflar müdürlüğüyle de bir toplantı halinde yeni bir alternatif üretmeden yaparsanız bir sürü siyasi sıkıntılar çıkıyor. Vakıflar bölge müdürümüz de daha önce AK Parti milletvekilliğine adaylığını koymuş, ciddi bir partizanlık içinde bürokratlık yapıyor. Burada başlayan kavga ne yazık ki bizi bu yasanın da gücüyle hareket ettiriyor. Aslında yaşatılanı yaşattılar. Bir gecede belediyenin otoparka yaptığını bir gecede vakıflar meslek fabrikasına yaptı" ifadelerine yer verdi.

İlçe belediyelerine çağrı

İzmir'deki diğer envanterlerin korunması için de çağrıda bulunan Uygur, "Buradan ilçe belediye başkanlarımıza sesleniyorum. Buca'da Bornova'da o kadar fazla envanterimiz var ki...Oturulan evin bile vakfa geçme ihtimali var. Açıkçası bu eylemleri zamanı geçmiş bir magazinsel trajik bir zemin hazırlanması nedeniyle doğru bulmuyorum. Bir belediye başkanının görevi eylem yapmak değil bu sorunlar karşısında devletin ilgili kurumlarıyla eşgüdüm içerisinde çalışmak zorundadır" diyerek belediye başkanlarına seslendi.

Kültürpark tehlikede olabilir

Meslek Fabrikası ve Basmane Çukuru'nda yaşanan sürecin Kültürpark için de yaşanabileceğini belirten Uygur, "Benim korkum Kültürpark konusunda endişe duyuyorum. Orada da bu yasa geçmişe dönük bir vakıf emaresiyle karşılaşabilir. Ben uyarılarımı yaptım İnşallah büyükşehir belediyesi kendi envanterindeki yapılarla ilgili çalışmalarını yapıyordur. Tugay'ın danışman grubunun kendisini yanlış yönlendirdiğini düşünüyorum. Ben bugün büyükşehir belediye başkanı olsam bu ile hizmet etmiş bir Abdülaziz Eziz var mesela hiçbir bedel ödemeden o kent belleğini sayın başkana sunabilir bir uğur yüce var İzmir'in çok saygın kimliğidir. bir hasan topal abimiz var bu isimler dışarıda dururken hiçbir bedel beklemeden anlatabilecekken... Bir belediye başkanı her şeyi bilemeyebilir ama bileni yanında tutmak zorundadır. kent belleğine hakim olmadan belediye başkanlığı yapılmaz. Hem sayın tugay ölçeğinde hem de bu dönemde seçilen ilçe belediye başkanlarının tecrübesizliğini İzmir'e zarar verdiğini düşünenlerdenim. hangi meslek grubunda olursa olsun gençleşmeyi kabul edebilirim ama siyasette gençleşme çok büyük tecrübesizlikler ortaya çıkartıyor ne yazık ki" diye konuştu.

Buca Cezaevi ve Basmane Çukuru tartışması

Buca Cezaevi konusunda yakın takipte olduğunu belirten Uygur, "Ben Buca kökenliyim. Buca Cezaevi olayı benim için derin bir sızıdır. Dilerim son alınan kararların adımı da bir an önce atılırsa bu mücadelenin öncülüğünü başlatmanın ve sonucunu görmenin keyfini yaşayan bir siyasetçi olacağım. Biz bunu sadece Buca Cezaevi'nde değil hem Basmane Çukuru'nda hem de Kiraz'daki maden sahalarının genişletilmesi konusunda çevre hareketlerinde gösterdik. Öyle gariptir ki kamu kaynaklarında kullanılan bir kaynağın başka kamu kurumuna geçmesinin olamayacağını gösteren bir yasa maddemiz var bütün bu hukuki süreç de bu yasa maddesi üzerinde gidiyor. Belediye'nin tek kuruş ödemeden kendi üzerine geçirebileceği bir yapının bir anda bir protokolü ortaya çıktı. İl Bank AŞ ile. Bir sözleşme ile sorun çözebilecekken ilginçtir ki İmar ile ilgili sorunlar bir anda protokolle çözülmeye başlandı. Ve bütün bu planlar tartışılırken mecliste tek bir tartışma çıkmadı. Ne muhalefetten ne de iktidar partisinden... Bütün kararlar oy birliği ile çıktı. Basmane Çukuru ve Buca Cezaevi arazisi ile ilgili kararlar bu şekilde alındı. Ben o dönem Buca ilçe başkanıydım CHP'li arkadaşlarımızla beraber biz Buca Cezaevi önünde imza kampanyası başlattık. Bugünkü mecliste olan arkadaşlarımız oranın iller bankası ile beraber imara açılmasıyla ilgili oy kullandılar. Ne değişti geçen seneden bu seneye? Körfez geldiğinde ses yaptın ben yapmadım diye tartışma çıkıyor. nedense imar planlarına gelince oy birliği çıkıyor. Ben özellikle meslek fabrikası kararında hükümetin tutumunun zemin oluşturduğunu düşünüyorum. 2024 planına dönüş ile ilgili büyükşehir belediyesinin kararı çıktı" ifadelerine yer verdi.

Urla Belediyesi’nden çevre dostu eğitim: Uygulamalı kompost atölyesi düzenleniyor
Urla Belediyesi’nden çevre dostu eğitim: Uygulamalı kompost atölyesi düzenleniyor
İçeriği Görüntüle

"Planlı şekilde yapılıyor olabilir"

Basmane'de yer alan bir yolun geçmişe yönelik çalışmalarından bahsederek bazı planlamaların olduğunu söyleyen Uygur, "Basmane'den Montrö meydanına giden yol, yol olarak görünmez imar planlarında. Aslında Yüksel Çakmur döneminde orası yeraltına alınacaktı. Fuar ile birleştirilecekti. Çok uzun zamandır planlı bir şekilde Montrö meydanının Basmane Çukuru'na bakan duvarların hemen arkasında yıllardan önce başlayan bir bina yıkım süreci başladı yani o binaları komple boşalttılar. ve ben asıl bugün gelinen noktada vakıf sürecinin çok planlı şekilde uygulandığını düşünüyorum. Yani orada da bir vakıf süreci çıkar ve elden giderse ne yazık ki İzmir'in İstanbul tarafından abluka içerisinde olduğu süreçte iyi sonuçlar doğurmaz. Karşıyaka'da Cengiz Holging giriş yaptı, Çeşme elden gitmek üzere Karaburun'un o güzelim yerler... İzmir'in korunma sistemine ihtiyacı var" diyerek uyarılarda bulundu.

"TARKEM engel olarak görülüyor"

İzmir'de geçtiğimiz günlerde yaşanan TARKEM sürecine de değinen Uygur, "İzmir' kuşatan yapının TARKEM'i güç olarak gördüğünü ve yok edilmesi gerektiğini düşündüklerini düşünüyorum. Yani bu yapılaşma içerisinde gökdelenlerin çıktığı bu süreçte TARKEM kent bellediğini koruyan bir alan. Burada ciddi bir şekilde TARKEM'in engel olarak görüldüğünü düşünüyorum. Dilerim aklıselim bir yönetim anlayışı TARKEM'i korur" dedi.

"CHP belediye kazanmayı, ülkeyi kazanmaya tercih ediyor"

Uşak'ta Özkan Yalım ile başlayan ve Bornova Belediyesi'ne sıçrayan bankamatik memurları sürecini de değerlendiren Uygur, "Aslında bu siyaset finansmanıyla alakalı bir alan. Türkiye'nin en önemli sorunlarının başında geliyor siyaset finansmanı. Bölgemizde CHP'nin İzmir üzerinde bir hakimiyeti var. Ben hep şöyle görmüşümdür. Yani CHP belediyeyi kazanmayı, ülkeyi kazanmaya tercih eden bir siyasi anlayış içerisinde. 2017 seçimlerinden itibaren belediyeler parlemento saf dışı kalınca belediye başkanlıkları önemli başkanlıkları yöneten bir kale haline dönüştü. Bu bütçenin denetimsizliği de uzun zamandır buradan elde edilen gelirle de siyaset yapmak isteyen arkadaşlarımız vardı. Bu sadece CHP için değil genel olarak devletin valisi bile il başkanı gibi davranabiliyor. İnşallah buralardan bir ders çıkartırız. Tabii CHP olduğu zaman kıyamet kopuyor. Uşak'ta yaşanan hadise üzerinde konuşulmaması gereken son derece beni rahatsız eden bir olay. Ama bu sistem hep böyle. Başlı başına bir arınma ihtiyacı var siyasetin" ifadelerine yer verdi.

"Bu ülkenin Ali Babacan'a ihtiyacı var"

Erken seçim tartışmalarını ve DEVA Partisi'nin süreçteki yerini değerlendiren Uygur, "Bu yönetim anlayışı mutlaka bu ülkede değişmeli. Bizim en büyük dezavantajımız yıllardır iktidar olan partiyle köklü parti CHP'nin aynı kulvarda yarışıyormuş gibi bir algı oluşturulması biz bu siyasetin üçüncü yönlü bir ayağını oluşturmak için çok yönlü bir çaba sarf ediyoruz açıkçası. Aslında tam karşı eski Demokrat Parti, ANAP, Doğruyol gibi harekete geçirme çabası içerisindeyiz. Bu ayağı genişletmek istiyoruz. Sayın genel başkanımızın çok ciddi bir saygınlığı var. Bu saygınlık çerçevesinde Yeniden Refah partisi ile görüşmeler devam ediyor. Sayın Müsavat Dervişoğlu'nun genel başkanımıza olumlu bir yaklaşımı var. Bu birliktelik gelişecektir. Ara seçimin uygun olduğunu düşünmeyenlerdeniz. Erken seçim için ise girdiği her seçimi kazanmış bir Cumhurbaşkanı'nın bu kadar ekonomik sıkıntıların içerisinde adım atacağını düşünmüyorum. Su akar yolunu bulur diyorum. Gelecek seçimlerde DEVA Partisi'nin bu ülkedeki en önemli siyasi aktörlerden biri olacağını düşünüyorum bu ülkenin Ali Babacan'a gerçekten ihtiyacı var" şeklinde konuştu.

Muhabir: Beste Temel