Son Mühür/ Beste Temel- Son Mühür TV’de Tunç Erciyas’ın hazırlayıp sunduğu “Sıcak Bakış” programına konuk olan DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz, siyasi özgeçmişini, partideki görev değişimlerini, muhalefet cephesinde yaşanan parti hareketlerini, ekonomik krizi ve İzmir’in altyapı ile kentsel dönüşüm alanındaki eksikliklerini ayrıntılarıyla aktardı.
Etik işler taahhütnamesi olsaydı siyaset bu kadar kirletilmezdi
Siyasete 2021 yılında DEVA Partisi Bornova İlçe Yönetim Kurulu Üyesi olarak adım attığını, Bornova Belediye Başkan Adaylığı ve İl Teşkilat Başkanlığı süreçlerinin ardından 2026 yılının Haziran ayında İl Başkanlığı görevini devraldığını belirtip kendisi de bir inşaat mühendisi olan Muhammet Yılmaz, siyasi gündeme dair şu değerlendirmelerde bulundu:
"Siyasete atılma sebebim, evlatlarımıza ve bu ülke için canını veren şehitlerimize karşı duyduğum sorumluluktur. Ali Babacan’a ve kadrosuna inandım. 6’lı Masa döneminde hazırlanan 2350 maddelik eylem planlarının 1850’si DEVA Partisi’ne aitti. Genel Başkanımızın 'Yeni Yol' adını verdiği vizyonla ülkeyi iktidar ve ana muhalefet girdabından kurtarmayı hedefliyoruz.
Siyasette son dönemde yaşanan kavgalar ve yeni parti süreçleri halka zarar veriyor. Genel Başkanımızın zamanında önerdiği 'Etik İşler Taahhütnamesi' her partide uygulansaydı siyaset bu kadar kirlenmez, bu kadar çıkar kavgası yaşanmazdı. Eski mesai arkadaşı olanların bu kadar sertleşip kapıya dayanması yakışmadı. Siyasette 24 saat uzun bir süre derlerdi, artık 1 saate düştü. İnsanlar bir günde 'Mustafa Kemal’in askeriyim' deyip başka yere geçebiliyor. Biz bu kavgaların dışında kalarak kendi eylem planlarımızı sahadaki vatandaşlarımıza anlatmaya devam ediyoruz."
"Enflasyon ve pahalılık tüneli bitmiyor, güven olmadan ekonomi düzelmez"
Sokaktaki ana gündemin ekonomi ve hayat pahalılığı olduğunu söyleyen Muhammet Yılmaz, uygulanan ekonomi politikalarını ve Merkez Bankası'nın faiz kararlarını şu sözlerle eleştirdi:
"Vatandaş muhalefetteki kavgadan hemen sonra lafı ekonomiye getiriyor. Pazara çıkan vatandaş eskiden filesini doldururken şimdi aynı parayla poşetini bile dolduramıyor. Meyveyi adetle, dilimle almak zorunda kalıyor. Emekli, asgari ücretli ve dar gelirli ay sonunu getiremiyor, çocuklar gelecek kaygısı taşıyor. Merkez Bankası politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu ama vatandaş sadece mücadele vaadi değil, artık hayat pahalılığının bitmesini istiyor. 'Tünele girdik az kaldı' deniyor ama o ışık bir türlü görünmüyor.
Mazota zam yaptığınızda nakliyeye, dolayısıyla raftaki her ürüne zam geliyor. Gübre pahalı, sulama maliyetli. Bu şartlarda enflasyonla mücadele edilemez. İş adamları korkudan yatırım yapamıyor, işçi çıkarılıyor. Oysa ekonominin temeli para değil, güvendir. Ali Babacan’ın bakanlığı döneminde tek haneli enflasyon ve yüksek ihracat yakalandı çünkü kurumsal güven ve yargı bağımsızlığı sağlandı. Yargıya güvenin, basın özgürlüğünün ve hukukun olmadığı bir yerde yolsuzlukla mücadele edilemez, yabancı yatırımcı da gelmez. Devlet tasarrufa saraylardan ve bürokrasiden başlamalıdır."
Eğitim müfredatı değişmeli
Türkiye'deki üniversiteleşme politikasını ve genç işsizliğini "Ev Genci" kavramı üzerinden değerlendiren İl Başkanı Yılmaz, DEVA Partisi’nin Eğitim Eylem Planı'nı özetledi:
"Gençlerde umut kalmadığı için 'ev genci' denilen büyük bir kitle oluştu. Her ile üniversite açıp herkesi üniversite mezunu yapmak eğitimin kalitesini düşürdü. Bu ülkenin berbere, kasaba, sanayi ustasına da ihtiyacı var. 'Okumazsan sanayiye gidersin' diye bir tehdit diliyle büyüdük. Hiç adı bilinmeyen bir bölüme gitmek, işsizliği 4 yıl ertelemekten başka bir şey değildir.
Öğretmenlerimiz ekonomik ve sosyal anlamda mobbing altında, rahat hareket edemiyorlar. İlk öğretim kalitesini artırmalıyız. İşe alımlarda ve sınavlarda adil yöntemler getirip, mesleki eğitimi ve sanayide çalışmayı prestijli hale getirmeliyiz. Müfredatı baştan aşağı yenileyerek gençlere umut veren bir adalet sistemi kurmak zorundayız."
Emekliler sandıkta vicdanıyla ders vermeli
Saha çalışmalarında Torbalı ve diğer ilçelerde karşılaştıkları manzaraları aktaran Yılmaz, vatandaşın sandıkta vereceği karara dikkat çekti:
"Aşure etkinliğinde ve pazar ziyaretlerimizde halkın dertlerini dinlerken tıkandığımız anlar oluyor. Evladını okula gönderemeyen, evlenmekten vazgeçen, '5 yıldır sahile inip bir şey yiyemedim, kıymayı parçalara bölüp kullanıyorum diyen vatandaşlarımız var. Koltuğa oturanın kalkmadığı bir sistemdeyiz. Türkiye’de 17 milyon emekli var. Emekli vatandaşımız sandığa gittiğinde vicdanıyla baş başa kaldığında bu gidişata gereken dersi vermelidir."
İzmir’in kronik 4 problemi: çöp, altyapı, ulaşım ve hizmetsizlik
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve belediyelerin genel yapısına değinen Yılmaz, kent içi sorunları tüm yönleriyle aktardı:
"Cemil Tugay Bey ile bir düğünde karşılaşıp ayaküstü sohbet ettik. Kendisi CHP’li yöneticilerden uzakta yalnız oturuyordu. Bağımsız devam etmek istediğini duyuyoruz. Biz belediyelerin bağımsız yönetilmesinden yanayız. Bir belediye muhalefete geçtiğinde iktidar kredilerini onaylamıyor, engeller çıkarıyor.
İzmir’in sorunlarını tıpkı Türkiye gündemi gibi çöp, altyapı, ulaşım ve hizmetsizlik olmak üzere 4 ana başlıkta toplayabiliriz. Buca ile Bornova arasındaki 7 kilometrelik otoban aksı günün 24 saati kilit durumda ve 45 dakikadan önce geçilemiyor. Trafiği rahatlatması için başlatılan 2 kilometrelik Onat Tüneli projesi ise 10 yıl olmasına rağmen hâlâ bitirilemedi, hatta inşaat yüzünden etraftaki evler hasar gördü. Ödemiş dahi kent merkezlerinde otopark yeri kalmadı.
Diğer yandan 30 Ekim 2020 depreminden bu yana 6 yıl geçti. Büyükşehir ile İnşaat Mühendisleri Odası, Bayraklı ve Bornova’yı pilot bölge seçip envanter çalışması yaptı, şimdi Karşıyaka yapılıyor. Ancak geçen 6 yılda İzmir’deki konutların henüz yüzde 20-25'ine bakılabildi. Günde 600 binaya bakılsaydı şimdiye kentin tamamı taranmış olurdu. Mali ve idari zorluklar nedeniyle kentsel dönüşüm durmuş vaziyette. Kanunların deprem bölgeleri için hızlandırılması gerekiyor. Bir binanın yıkılıp temelinin atılması dahi 1 yıl sürüyor.
Çamdibi Kazımdirik Mahallesi’nde evleri imar çalışmasına alınan 60-70 haneli vatandaşlarımızı ziyaret ettik. 100-150 metrekarelik evlerine karşılık müteahhitlerin 40 metrekare ev teklif ettiğini, kabul etmeyenlere 'Satın gidin' denilerek mağdur edildiklerini gördük. Müdahale edip konuyu yargıya taşıyarak durdurulmasına destek verdik. Öte yandan 2018 yılında temeli atılan Opera Binası hala tamamlanamadı, yazıktır, günahtır."
Benim hayalimdeki İzmir getto olmayan, Marsilya ve Barselona seviyesinde bir dünya kenti
Sözlerini İzmir için çözüm önerileri ve vizyon projeleriyle tamamlayan DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz, iktidar ile yerel yönetime masaya oturma çağrısında bulundu:
"Yeşil alanı artırılmış, imar rantından kurtarılmış, insan odaklı bir İzmir hayal ediyorum. Oy kaygısıyla yüzlerce insanın işe alınıp sonradan maaş ödenemediği için hizmetin aksadığı bir kent istemiyorum. Bornova’dan Konak’a giderken ulaşım endişesi yaşanmayan, semtler arası kozmopolit kopukluğun ve gettolaşmanın olmadığı bir şehir istiyoruz. Basmane’nin arka sokakları kurtarılmalı, Kemeraltı canlandırılmalı, turist gemileri limana yanaşmalıdır.
Pazar yerlerini toplama alanı yapmak çözüm değildir. Central Park gibi devasa yeşil alanlar kurulabilir. Altınyol yer altına alınabilir. Sasalı ile Üçkuyular arasına tüp geçit ve köprü projesi yapılarak körfez trafiği rahatlatılabilir. 90’lı yıllarda bizimle aynı kaderi paylaşan Barselona ve Marsilya liman kentleri bu dönüşümü başardı, biz ise hala aynı yerdeyiz.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri gelip Büyükşehir Meclis Salonu’nda İzmir’in tüm bileşenleriyle aynı masaya oturmalıdır. Yerel iktidar ile genel iktidar siyasi kavgayı bırakıp ortak akılda buluşursa, İzmir 5 ila 10 yıllık doğru bir yönetimle dünya kenti haline gelir. Siyasetçiler çözüm üretmek zorundadır. Eylem planlarımız DEVA Partisi’nin dijital kanallarında hazırdır, halkımızdan uzmanlar tarafından hazırlanan projeleri incelemelerini rica ediyorum."





