Son Mühür- Eski Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı ve Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Türk tatilcilerin rota seçimlerine ilişkin ezber bozan bir çıkış yaptı. Ege adalarındaki "kapıda vize" kolaylığının ardındaki madalyonun tersini gösteren Yaycı, GZT'de yer alan habere göre, Yunanistan'ın bu hamlesinin bir dostluk göstergesi değil, tamamen ekonomik bir bağımlılık stratejisi olduğunu savundu.
Yunanistan esnafını Türk turistin ayakta tuttuğunu vurgulayan Yaycı, "Harcanan her kuruşun siyasi ve stratejik sonuçları var" uyarısında bulundu.
Kapıda vize bir lütuf mu yoksa tuzak mı?
Atina yönetiminin Türk vatandaşlarına yönelik başlattığı kapıda vize uygulaması, turizm sezonunun açılmasıyla birlikte yeniden tartışma konusu. Yaycı'ya göre bu sistem, sanıldığı gibi bir diplomatik yumuşama adımı değil. Uygulamanın tüm Yunanistan’ı kapsamadığına dikkat çeken profesör, sadece Türkiye’ye yakın ve ekonomisi Türk turiste göbekten bağlı adalarla sınırlı tutulduğunu hatırlattı. Üstelik bu durum geçici bir istisna.
Yunan vatandaşları Türkiye’ye sadece kimlik kartlarıyla, hatta zaman zaman süresi geçmiş belgelerle bile elini kolunu sallayarak girebiliyor. Türk vatandaşları ise aynı adalara geçebilmek için hala kuyruklarda vize bekliyor. Karşılıklılık ilkesi tamamen rafta. Bu durum açık bir eşitsizlik.
Parayı Türkler veriyor, siyaseti Atina yapıyor
Ege’deki birçok adada restoranlar, oteller ve esnaf kelimenin tam anlamıyla Türk parasıyla dönüyor. Cihat Yaycı, bu ekonomik can simidine rağmen Atina’nın Ankara’ya karşı yürüttüğü devlet politikalarındaki katı tutumu gösterdi.
Yunanistan, 19 Mayıs gibi Türk milletinin bağımsızlık meşalesini yaktığı bir günü "sözde Pontus soykırımı" olarak anmaya devam ediyor. Batı Trakya’daki soydaşlarımızın Lozan’dan doğan hakları yıllardır gasbediliyor. Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’deki maksimalist talepler ise hiç değişmedi.
Burada ciddi bir çelişki var. Türk turistin bıraktığı dövizle nefes alan bir ekonomi, dönüp uluslararası arenada Türkiye’nin hak ve menfaatlerini baltalamak için lobi yapıyor.
Cüzdanınızdaki gücün farkına varın!
Mesele sadece deniz, kum, güneş veya bütçe hesabı değil. Yaycı, herkesin tatilini istediği yerde yapma özgürlüğüne sahip olduğunu kabul etse de madalyonun diğer yüzünü hatırlatıyor. Dönemsel kararlar, uzun vadeli stratejik sonuçlar doğurur.
Kendi ülkenizin turizmine, yerli esnafına ve ekonomisine katkı sağlamak bir lüks değil. Bu, milli bir sorumluluk. Unutmamak gerekir ki bir milletin gerçek gücü sadece askeri kışlalarında her an tetikte bekleyen ordusundan gelmez. Ekonomisine, kendi üreticisine ve parasına sahip çıkan vatandaşların bilinçli tercihlerinden gelir.




