Son Mühür/ Emine Kulak- Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 2023 yılında gerçekleştirilen ve Özgür Özel’in genel başkan seçildiği Genel Kurultay’a ilişkin açılan dava siyasetin gündemine oturdu. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ıncı Hukuk Dairesi’nin hem 38’inci olağan genel kurultay hem de 21’inci olağanüstü kurultay hakkında mutlak butlan kararı verilmesi parti örgütlerinde hareketliliğe neden oldu.
Kararın ardından CHP’li Özgür Özel, Yüksek Seçim Kurulu’na itirazda bulundu. Ancak YSK, yapılan itirazı reddetti. Süreç, CHP’nin Özgür Özel kanadında siyasi ve hukuki mücadele boyutuyla sürüyor.
Siyaset arenasında yaşanan gelişmeleri ise Siyaset Bilimci Zekiye Seda Sönmez değerlendirdi.
“İktidar mücadeleleri yalnızca seçim sandığında değil…”
Türkiye’de ilk kez muhalefet partisinin iç kongre meşruiyeti bu kadar sert tartışıldığına dikkat çeken Sönmez, “Yaşananlar ve CHP’nin etrafında dönen “mutlak butlan” tartışması aslında yalnızca bir hukuk meselesi değil Türkiye’de siyasetin hangi meşruiyet zemini üzerinde yürüdüğüne dair tarihsel bir kırılmadır diye düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de siyaset uzun yıllardır seçimle değişir ama kriz anlarında sistem çoğu zaman “kurumsal vesayet refleksi” üretir. Buradaki asıl mesele tam da budur. Türkiye’de ilk kez ana muhalefet partisinin kendi iç kongre meşruiyeti bu kadar sert biçimde bugüne dek tartışıldı. Hemen hemen her gün TV’lerde bu karar ile ilgili yoğun tartışmalar söz konusu oldu. Bu durum bana şunu düşündürüyor; Türk siyasetinde artık iktidar mücadeleleri yalnızca seçim sandığında değil, meşruiyet tanımı üzerinden veriliyor” dedi.

“Kriz muhalefetin devletleşme sınırına ne kadar yaklaştığını gösteriyor”
Meselenin sadece eski yönetimin geri dönmesi olmadığını ifade eden Sönmez, “Eskiden partiler ideoloji üzerinden bölünürdü: sağ-sol, ulusalcı-liberal, merkez-çevre… Bugün ise bölünme başka yerde yani CHP’nin bir anlamda kendi içinde. Yani “Kurucu düzeni koruyanlar” ile “değişimin kontrolsüzleşmesini isteyenler” arasında. Bu yüzden mesele sadece eski yönetimin geri dönmesi değildir. Asıl mesele şudur; CHP’de ortaya çıkan kriz, Türkiye’de muhalefetin devletleşme sınırına ne kadar yaklaştığını gösteriyor. Çünkü bir parti büyüdükçe artık yalnızca seçmenine değil, sistemin devamlılığına da hitap etmeye başlar. CHP’nin bugün yaşadığı tam olarak budur. Parti artık sadece bir muhalefet partisi değil belediyeleri, ekonomik ilişkileri, medya etkisi ve bürokratik bağlantılarıyla yarı-kamusal bir yapı haline geldi. Böyle yapılarda lider değişimi sadece “isim değişimi” olmaz kaynak dağılımı, güç merkezleri ve gelecek iktidar ihtimali yeniden şekillenir” diye konuştu.
“Mutlak butlan tartışması üç yapıdan oluştu”
Türkiye’de yeni bir siyasi duygunun üretilebileceğine dikkat çeken Sönmez, “Bu nedenle mutlak butlan tartışmasının sertliği hukuki değil, yapısaldır. Çünkü burada görünmeyen büyük mücadele şu Kim aday olacak? Kim genel başkan olacak? değil… “2028’e giderken muhalefetin devletle uyumlu dili mi, yoksa toplumsal değişim dili mi egemen olacak?” Türkiye’de siyaset çok uzun süre “lider merkezli” okundu. Oysa artık mesele liderlerden büyük. CHP içinde şu an aslında üç farklı yapı oluştu. Devlet refleksi güçlü, kontrollü değişim isteyen yapı. Yerel iktidarların kontrolündeki CHP, Toplumsal dönüşüm isteyen CHP. Mutlak butlan tartışması bu üç yapının birbirine çarpmasının sonucu oluştu. Ve burada çok kritik, pek konuşulmayan bir nokta var. Eğer eski yönetim yargısal veya teknik süreçlerle geri dönerse, seçmenin bir kısmı bunu “parti içi demokrasi sorunu” olarak değil, “siyasetin doğal akışına müdahale” olarak okuyabilir. Bu da Türkiye’de yeni bir siyasal duygu üretir “Seçsem de değişmiyor’. Bu duygu çok tehlikelidir. Çünkü demokrasi krizleri bazen baskıyla değil, anlamsızlık hissiyle büyür. İnsanlar kızdığı için değil, artık siyasetin sonuç ürettiğine inanmadığı için uzaklaşır” şeklinde konuştu.
“Partinin gerçek sahibi delegeler mi, seçmen mi, yoksa kurumsal hafıza mı?”
CHP için tarihsek kırılmanın mutlak butlanda olduğunu söyleyen Sönmez, “Bir başka derin mesele de şu; Bir yandan “irademiz gasp ediliyor” diyenler, diğer yandan “parti hukuku çiğnendi” diyenler. Bu da peki tabi klasik muhalefet psikolojisini değiştiriyor. Çünkü artık mücadele iktidarla değil, “meşruiyet anlatısı” üzerinden muhalefetin kendi içinde yaşanıyor. Ve ben CHP için tarihsel olarak en büyük kırılmalardan birinin tam burada olduğunu düşünüyorum. Bu CHP için büyük bir kırılmadır ve sonucu hem parti içini hem de ülkeyi etkileyecek nitelikledir. Bugün CHP’de yaşananın derin tarafı tam olarak budur. Belki de Türkiye ilk kez şunu tartışıyor olacak; “Bir siyasi partinin gerçek sahibi delegeler mi, seçmen mi, yoksa kurumsal hafıza mı?” Bu sorunun net cevabı yok ama süreç içerisinde 100 yıllık parti bunun da üstesinden gelerek güçlenerek çıkacaktır. Yani verilecek cevap yalnızca CHP’nin geleceğini değil, Türkiye’de muhalefetin geleceğini de belirleyecek. Hatta iktidar için yola çıkan ana muhalefetin de konumlanmasını belirleyecektir. Bu verilen kararın ülkemize hayırlı olmasını temenni ederim” ifadelerini kullandı.




