Ankara’da siyaset bazen bir basın açıklamasından ibaret değildir. Bazen bir cümle eksik kurulur, bir telefon geç açılır, bir toplantı beklenenden kısa sürer… Ve sonra bir istifa gelir.
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özaslan’ın CHP’den ayrılığı da tam olarak böyle bir iklimin içinde okunmalı. Çünkü Ankara’da herkes bilir: Bir istifa sadece bir ayrılık değildir; çoğu zaman bir sürecin, bir kırılmanın, bir kulis dalgasının dışarı taşan son halkasıdır.
Son günlerde Keçiören çevresinde konuşulanlar, sadece bir “siyasi tercih değişikliği” değil. Daha derinde, daha karmaşık bir tablo var. Kimi, yerel yönetimlerdeki uyum meselesine işaret ediyor. Kimi, parti içi dengelerin Ankara’da yeniden kurulmakta olduğunu söylüyor. Ve elbette herkesin aklında aynı soru dolaşıyor:
Bu istifa tek başına mı, yoksa bir başlangıç mı?
Ankara’nın Koridorlarında Fısıltılar
Başkent siyaseti böyledir…
Kulislerde bazen en yüksek ses, en sessiz kalan cümledir.
CHP içinde son dönemde yeni bir dönem arayışı, yeni bir dil, yeni bir umut inşası sürerken; bazı isimlerin bu dönüşümle aynı ritimde yürüyemediği de bir gerçek. Keçiören istifası tam bu eşikte geldi. Bir yanda değişimi büyütmeye çalışan bir genel merkez iradesi, diğer yanda yerelde kendi siyasal reflekslerini başka bir çizgide tutmak isteyen aktörler…
İşte bu yüzden mesele sadece bir belediye başkanının ayrılığı değil; CHP’nin yeni yol haritasının da bir testidir.
Ankara’dan Fısıltı I
Kulislerde konuşulan bir detay var…
İstifanın kararı, sanıldığı kadar “ani” değil.
Bazı görüşmelerin bir süredir soğuk ilerlediği, bazı mesajların ise karşılıksız kaldığı söyleniyor.
Ankara’da bazen bir suskunluk, en net cevaptır.
Ankara’dan Fısıltı II
Bir başka fısıltı daha dolaşıyor koridorlarda:
“Bu sadece Keçiören meselesi değil…”
Bazı isimler, yerel yönetimlerde önümüzdeki aylarda yeni kırılmaların da yaşanabileceğini konuşuyor.
Ama Ankara’da kimse cümleyi tamamlamaz; herkes noktalı virgülle bırakır.
Ankara’dan Fısıltı III
Ve en dikkat çekeni…
CHP kulislerinde bu ayrılığın bir “kayıp” değil, bir “saflaşma” olarak okunabileceğini söyleyenler var.
Çünkü yeni dönemin siyaseti, herkesin aynı masada oturmasını değil, aynı hikâyeye inanmasını gerektiriyor.
CHP’nin Yeni Hikâyesi ve Umut Arayışı
Özgür Özel liderliğinde CHP, uzun yıllar sonra ilk kez yalnızca muhalefet eden değil, geleceği kurmaya aday bir parti refleksi göstermeye başladı. Toplumun yorgunluğunu anlayan, gençlerin kaygılarını duyan, emeklinin sesini duymaya çalışan bir yeni dil…
Bu dil, siyasette sadece sert çıkışlarla değil, umutla, samimiyetle ve yeniden inşa duygusuyla büyüyor.
Tam da bu nedenle CHP bugün bir eşikte:
Parti içindeki yol ayrımları, aslında Türkiye’nin demokrasi arayışındaki yol ayrımlarıyla da paralel ilerliyor.
Bir İmza Değil, Bir Vefa Meselesi
Ankara kulislerinde sıkça söylenen bir söz var: “Yol ayrılıkları bir imzayla değil, bir vefayla engellenir.”
Siyaset sadece kazanmak değildir; birlikte yürüyebilmek, birlikte kalabilmek, ortak bir hikâyeye sadık kalabilmektir. Keçiören’de yaşanan, belki de tam olarak bu soruyu yeniden sorduruyor:
Siyaset bir koltuk meselesi mi, yoksa bir aidiyet meselesi mi?
Ankara’dan Not: Bu Dosya Kapanmaz
Bugün Keçiören konuşuluyor… Ama Ankara’da hiçbir dosya tek sayfadan ibaret değildir.
Bu istifa belki bir son değil, yeni bir başlangıcın habercisi olabilir. Belki başka isimler için bir işaret fişeği, belki de CHP’nin kendi içinde daha sıkı bir bütünleşmeye yönelmesinin nedeni… Ama kesin olan şu:
CHP’nin önünde artık yalnızca muhalefet etme değil, Türkiye’ye umut olma sorumluluğu var.
Ve toplum, umut veren siyaseti affeder; dağınık olanı değil.
Son Söz
Keçiören’de yaşanan bir istifa gibi görünse de, Ankara’nın derin kulislerinde bu hikâye daha uzun bir cümleye bağlı. CHP için bu süreç, yalnızca ayrılıkları değil, birlikteliği büyütme fırsatını da taşıyor.
Çünkü bazen bir ayrılık, bir partinin yeniden kendini bulmasının başlangıcıdır. Ve Ankara’da siyaset… Her zaman bir adım sonrasını fısıldar.