Son Mühür / Atakan Başpehlivan Mavi Vatan doktrini üzerine yaptığı çalışmalarla adından söz ettiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin milli savunma alanındaki önde gelen isimlerinden Yankı Bağcıoğlu, Türkiye’nin Deniz Yetki Alanları ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.
Yankı Bağcıoğlu: Yunanistan ertelemeyi zafer olarak görüyor
Mavi Vatan Kanunu'nun onay sürecinin teknik nedenlerden kaynaklı Ekim ayına ertelenebileceği hakkında uyarılarda bulunan CHP'li Yankı Bağcıoğlu, "Deniz Yetki Alanları Kanunu gündeme geldiğinde iktidara yakın bir takım sosyal medya hesapları, Ege’de anlaşmalarla devredilmemiş ada ve adacıkların gündeme geleceği, Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge ilan edileceği gibi paylaşımlar yaptılar.
Müteakip günlerde bu söylemler sönümlendi ve kanunun sadece iç hukuka yönelik bir düzenleme olduğu açıklandı. Milli hak ve menfaatlerimiz bir kez daha 3-5 oy hesabı ile iç politikaya kurban edildi. Gelinen noktada, Yunan basınına göre Deniz Yetki Alanları Kanunu’nun (“Mavi Vatan Kanunu”) onay süreci teknik nedenlerle Ekim ayına ertelenebilir. Yunanistan şimdiden bunu diplomatik baskının bir zaferi olarak sunmaya başladı." dedi.
"Deniz Yetki Alanları Kanunu’nun bir an önce yasalaştırılması stratejik bir gerekliliktir"
Öte yandan, Türkiye'nin deniz yetki alanlarındaki artmasının sahada elini güçlendireceğini aktaran Bağcıoğlu, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: "Eğer gerçekten bu kanunun TBMM gündemine gelişi Ekim ayına ertelendi ve içeriği sadece iç hukuka yönelik düzenlemeler ise; devletin güvenirliğine vurulmuş en büyük darbe olacaktır. Bu konuda değerlendirmelerimiz ve duruşumuz çok nettir.
Yunanistan, Nisan 2025’te yayımladığı Deniz Mekânsal Planlama haritasında Ege Denizi’nin büyük bölümünü kendi egemenlik alanı içinde göstermiş, kara sularını 12 mile çıkarma hakkını saklı tuttuğunu ilan etmiş, Egemenliği Antlaşmalarla Yunanistan’a Devredilmemiş Ada, Adacık ve Kayalıkları (EGAYDAAK) Yunan egemenliğinde göstermiş ve Doğu Akdeniz’de Sevilla Haritası yaklaşımını esas almıştır. Yunanistan Cumhurbaşkanı kararıyla yayımlanan bu harita, resmî devlet politikası niteliği taşımaktadır. Türkiye ise kendi Deniz Mekânsal Planlama haritasını hazırlayarak Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) aracılığıyla UNESCO Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonu’na sunmuştur. Ancak bu çalışma henüz devlet politikası ve yasal mevzuat düzeyine taşınmamıştır. Bu nedenle Deniz Yetki Alanları Kanunu’nun bir an önce yasalaştırılması stratejik bir gerekliliktir.
Kanunda, Ege’deki temel ihtilaf alanlarından biri olan EGAYDAAK meselesine en azından “gri bölge” statüsüyle — ada ismi belirtilmeden — açık şekilde yer verilmesi değerlendirilmelidir. Ayrıca kanunun yürürlüğe girmesinin ardından Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan ederek “önce ilan, sonra müzakere ve anlaşmalar” yaklaşımıyla hareket etmesi, ülkemize daha geniş diplomatik ve hukuki hareket alanı sağlayacaktır. Deniz yetki alanları, MEB ve EGAYDAAK gibi konular; deniz hukuku, diplomasi, enerji güvenliği ve askerî strateji alanlarında uzmanların katkısıyla çok boyutlu ele alınmalıdır. Türkiye’nin deniz yetki alanlarındaki bilimsel ve teknik araştırma faaliyetlerini artırması da sahadaki hak ve menfaatlerini güçlendirecektir."



