Son Mühür/ Beste Temel- Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, Son Mühür TV’de yayınlanan ‘’Sıcak Bakış’’ programında Tunç Erciyas’ın konuğu oldu. Konuşmasına Dünya Şampiyonu olan Kadın Voleybol Milli Takımı’nı tebrik ederek başlayan Doğruyol, Türk sporcularının kısıtlı bütçeler ve tarifeli uçaklarla elde ettiği bu başarıların, milli duygularla kenetlenerek kazanılan örnek bir mücadele olduğunu ifade etti.
Maaş zamları eriyip gidiyor, çözüm eşel mobil sisteminde
Ekonomik krizin faturasını asgari ücretli, memur ve emeklilerin ödediğini vurgulayan Doğruyol, enflasyon karşısında maaşların erimesini engellemek adına geçmiş hükümet döneminde uygulanan sistemin yeniden devreye sokulması gerektiğini söyledi:
‘’57. Hükümet döneminde ekonomik krizin en ağır hissedildiği süreçte ‘Eşel Mobil’’ sistemi uygulandı ve memur maaşları her ay oluşan enflasyon oranında güncellenerek ödendi. Bugün memura ve memur emeklisine verilen yüzde 13.52’lik zam oranıyla geçinebilmek mümkün değildir. İzmir’de ortalama ev kiraları 20-25 bin TL seviyesine dayanmıştır.
En düşük emekli maaşının 23 bin 500 TL’ye çıkarılması da bir çözüm değildir. Siz memur emeklisi ile 3600 gün prim ödeyen vatandaşın maaş tabanını aynı eşikte buluşturursanız, 5-10 yıl sonra 40 yıl hizmet vermiş memur ile az prim ödeyen vatandaşı aynı noktada eşitlersiniz. Prim gününe ve hizmet süresine göre bir denge kurulmalıdır. En düşük emekli maaşı konusunda da kararlar iktidarın iki dudağı arasında olmamalı, örneğin ‘En düşük emekli maaşı asgari ücretten az olamaz’ gibi somut bir kriter kanunlaştırılmalıdır.’’

8 dönemdir toplu sözleşmelerden memura hiçbir şey çıkmadı
Sendikal mücadelenin siyasetin gölgesinden kurtarılması gerektiğine dikkat çeken Genel Başkan Doğruyol, yetkili sendikaya ve toplu sözleşme masasına sert eleştiriler yöneltti:
‘’30 yıldır sendikal faaliyetlerin içerisindeyim. 8 dönemdir yapılan toplu sözleşmelerde memur lehine tek bir kazanım elde edilmedi. 2011 referandumunda kapı kapı gezip ‘Referandumla toplu sözleşme hakkı geliyor’ diyen yetkili sendika başkanı, bugün çıkmış ‘Böyle toplu sözleşme sistemi olmaz’ diyor. Bunu anlamak için 15 yıl mı geçmesi gerekiyordu?
2013 yılındaki ilk toplu sözleşmede yetkili sendika temsilcisi komisyonda hükümet tarafına imza attı, gerekçe olarak da 7’ye 4 olacağına 6’ya 5 oluyor, sonuç değişmiyor dedi. Dünyada hükümetin teklifinden daha az zamma imza atan başka bir sendika yok. Siyasi partilerin kontrolünde olan sendikalar çalışanları kıskaca almıştır. Memurlarımız ‘Bu sendikadan ayrılırsam sürgün edilir miyim?’ korkusuyla baskı altına alınıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın altta yaşanan bu liyakatsizliklerden ve haksızlıklardan bilgisinin olduğunu düşünmüyorum. Asıl mesele alttaki işgüzar bürokratlardır.’’
Haksızlığa uğrayan sağlıkçılar için adalet çadırı kuruyoruz
İzmir ve ilçelerindeki sağlık kurumlarında yaşanan idari baskıları ve mağduriyetleri tek tek sıralayan Ahmet Doğruyol, Birlik Sağlık Sen olarak sahaya ineceklerini açıkladı:
"Geçtiğimiz günlerde bir hemşire arkadaşımız başhekim yardımcısının hakaretine uğradı. Mahkemeye gidip davayı kazandı, ceza almasını sağladı. Ancak idareciler bu tazminat davasının kazanılmasını hazmedemeyip tüm siyaseti ayağa kaldırdı ve haklı olan hemşire arkadaşımızı başka bir hastaneye sürgün ettiler. Biz bu hukuksuzluğun altında kalmayız, sonuna kadar mücadele edeceğiz.
Buradan ilan ediyorum, önümüzdeki günlerde İzmir’de, Gündoğdu Meydanı’nda ya da İl Sağlık Müdürlüğü karşısında 'Adalet Çadırı' kuracağız. Adaletsizliğe, haksızlığa uğrayan tüm memurlarımızı, STK'larımızı, basın mensuplarımızı ve siyasilerimizi oraya davet edeceğiz. Ülkemizin en çok ihtiyaç duyduğu şey adalettir."
Kiraz’da uzman hekimi dövmesi için adam tuttular
Kamu kurumlarındaki idari liyakatsizlik ve keyfi uygulamalardan örnekler veren Doğruyol, İlçe Hastanelerinde yaşanan skandalları şu sözlerle aktardı:
‘’Kiraz Devlet Hastanesi’nde görev yapan, ultrason çeken, poliklinik hizmeti veren çok yetenekli bir Aile Hekimliği Uzmanı (İbrahim Bey) var. Hastanedeki bir idareciyle uzlaşamadı diye bu hekim arkadaşımızı dövdürmek için adam tuttular! Olayın ardından hekim arkadaşımızı Bayındır’a sürdüler, suçu işleyen idareci ise hala koltuğunda oturuyor.
Kiraz gibi toplamda sadece 5 uzman hekimi olan küçük bir ilçeden bu doktoru aldığınızda cezayı Kiraz halkına kesmiş oluyorsunuz. Zaten Bayındır’da 14 uzman var. Şimdi Kirazlı vatandaş ultrason çektirmek için ambulansla veya kendi imkanıyla Ödemiş’e, Tire’ye taşınacak. Bu kamu zararı değil midir? Siyaset kurumların hücrelerine kadar girdi. Siyasiler kamu kurumlarından elini çekmelidir; kurumlar çalışamaz hale gelmiştir.’’
Sağlık Bakanlığı'nın asli görevinin vatandaşı hasta etmemek olduğunu vurgulayan Doğruyol, koruyucu sağlık hizmetlerine ve Aile Hekimliği sistemindeki aksaklıklara değindi:
‘’Danıştay 2. Dairesi önemli bir karar verdi: 1 yıl boyunca Aile Sağlığı Merkezi'ne uğramayan vatandaş nedeniyle aile hekimlerinin maaşından yapılan 0.5 puanlık kesintiyi iptal etti. Avukatlarımız aracılığıyla örnek bir dilekçe hazırladık, geçmişte maaşından bu kesinti yapılan hekimlerimiz başvurularını yapabilir. 20 yaşında sağlıklı bir genci ‘6 ayda bir hekime git’ diye zorlayamazsınız. Asıl mesele aşılamayı düzgün yapmak, Tarım Bakanlığı ile koordineli şekilde gıdalardaki kanserojen maddeleri engellemektir.
Sağlık Bakanları çıkıp ‘poliklinik sayımız 10 milyondan 13 milyona çıktı’ diye övünüyor. Poliklinik sayısı ile övünülmez. ‘Vatandaşlarımız hasta olmuyor, doktora gitmiyor’ diye övünülür. Ayrıca ASM'lerde tek kalan hekim arkadaşlarımız yıllık izin kullandıklarında ücretleri kesiliyor. İzin anayasal haktır, izin kullandı diye hekimin parası kesilemez. İzin süreçleri hekimlerin insafına bırakılmamalı, bakanlıkça güvenceye alınmalıdır.’’
Selçuk Devlet Hastanesi arsasının satılması kamu zararıdır
İzmir’deki hastane yatırımları ve Şehir Hastaneleri politikasına dair eleştirilerini sürdüren Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, sözlerini şöyle tamamladı:
‘’Selçuk’ta mevcut hastane binasının bulunduğu arsa özelleştirme kapsamında satışa çıkarıldı. Yürüyerek ulaşılan merkezdeki hastane varken şehrin dışına yenisini yapıp eskisinin arsasını satmak kamu zararıdır.
Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni kapatmak istediler. 1995’te açılan bir hastaneyi 2012’de yıkacağız demek büyük israftır. Bizim tepkilerimiz ve verdiğimiz mücadele sayesinde İzmir’de tek bir devlet hastanesi kapatılmadı. Bozyaka'yı da yeniden yapacaklarını söylüyorlar ama bu sürecin takipçisiyiz. Aydın’da 2020 yılında 970 milyon TL ihale bedeliyle başlayan hastane inşaatı 2026 yılında 66.5 milyar TL’ye teslim ediliyor. Bu 85 milyonun parasıdır, günahtır!
Şehir hastanelerine ihtiyacımız yok, ideal hastane kapasitesi 300-350 yataktır. 2 bin 500 yataklı dev binalarda başhekim hastaneye hakim olamıyor. Bize butik, branş odaklı kardiyoloji gibi uzmanlık hastaneleri ve mahalle aralarında ‘Sağlıklı Hayat Merkezleri’ lazımdır. Ayrıca uyuşturucuyla mücadelede Buca’ya 300 yataklı amatem yapmaktan ziyade, sokaklarda çerez gibi satılan maddelerin sınırlardan girişini engelleyecek kaynağını kurutma politikalarına odaklanmalıyız. Tecrübeli hocalarımızın özel hastanelere kaçışını engellemeli, kamuda vatandaşın uzman hekime erişimini kolaylaştıracak sevk zincirini mutlaka getirmeliyiz.’’




