Son Mühür / Yağmur Daştan - Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, İzmir’de Adalet Mülkün Temelidir Derneği, Yenibinyıl Derneği ve 21’inci Yüzyıl Türkiye Enstitüsü iş birliğiyle düzenlenen “TBMM’de Öcalan komisyonu ne yapıyor?” konulu panelde konuştu.

Konak Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde gerçekleşen panelde Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ yanı sıra siyasetçi ve hukukçu Prof. Dr. Süheyl Batum, Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü ise Av. Aslıhan Alkan Bat yaptı.
“Türk milletine yalan söylemeyin”

“TBMM Öcalan komisyonu raporunu yayınladı, yüzlerce kişiyle görüştü bir kez Türk milleti kavramını kullanmadı ama rapor Türk milletini ‘Kürt, Türk ve Arap’ diye üçe böldü” sözleriyle konuşmasına başlayan Özdağ, “TBMM raporu… İstiklal harbi vermiş, Lozan’ı imzalamış, Türk milletinin birinci anayasasını getirmiş Meclis, milleti üç parçaya böldü. Bu süreçte DEM, Öcalan ve PKK’yı Kürtlerin onurunu temsil eden Arap olarak sınıflandırdı. Güneydoğu ve Doğu Anadolu’ya gittiğimde binlerce vatansever kolcuyla bir araya geliyor, şehitlikleri ziyaret ediyorum. Bu insanların ana dili Kürtçe ama kendilerini Türk milletinin ayrılmaz parçası ve Türk vatanının ve bayrağının savunucusu olarak görüyorlar. Bu raporda bahseden onur ve gururdan bu insanlar hangisine sahipler… Bu Kürt milletinin değil, siz PKK’nın onurunu korumaya çalışıyorsunuz. Türk milletine yalan söylemeyin” dedi.

“Söylediği mahkum statüsünün sona ermesi, çok akıllıca”
“Devlet Bahçeli ve DEM eş başkanı Öcalan için yeni statü istiyorlar” ifadeleriyle devam eden Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, “Bugünkü statüsü bebek katili olan bir mahkum. Kendisi ‘Bu statüde benim için yaptığınız çalışma ofisine geçip çalışmam mümkün değil, bana yeni bir statü vereceksiniz’ diyor. Söylediği mahkum statüsünün sona ermesi, çok akıllıca. Yeni statüye geçtiğinde Öcalan affı gerçekleşmiş oluyor. Artık mahkum olmuyor. Mahkum olmayan kişi ev hapsinde dahi sayılmaz, gönüllü olarak İmralı’da kalmaya devam eder. O da toplum alışana kadar. Bir sabah uyanırız ‘Öcalan güvenlik tedbirleriyle İstanbul’a getirilip boğazda balık yedi.’ Olmaz demeyin arkadaşlar, Bahçeli Meclis’te konuşma yapmasını istedi” diye konuştu.
“Hani terör örgütü silah bırakmıştı?”

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un “Örgüt silahları bırakma takvimine riayet etmiş olsaydı süreç çoktan bitmiş olurdu” sözlerini hatırlatarak devam eden Özdağ, “Hani terör örgütü silah bırakmıştı? Terör örgütü silah bırakmadığı için ilerletmediğinizi söylüyorsunuz. Hangisi yalan yoksa her ikisi de mi? Irak bölündü, Suriye bölündü. Şimdi İran’da da bölünme arayışı içindeler. Bir yandan da Türkiye’de TBMM komisyonun ifade ettiği gibi Türk milletini hukuki olarak Türkler ve Kürtler olarak ayırıp sonra da sosyolojik anlamda bu insanların birbirinden ayrılma sürecinin tetiklenmesi isteniyor. Emperyalizm ve siyonizmin yerli iş birlikçilerinin planı bunlar” dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş’a İzmir’den sordu
Son olarak, “Türk milletinin sandıkta bu emperyalist projeyi, Siyonist projeyi sandığa gömmesi gerek” mesajı veren Özdağ, şu açıklamaları yaptı: “Türk milleti bunu bir kez yaptı… Haziran 2015’Te Dolmabahçe’de bu fotoğraf verildikten sonra millet AK Parti’yi iktidardan düşürdü. Parlamenter demokraside bile gelemediler iktidara. Şimdi AK Parti ve MHP’nin oyu birlikte yüzde 40 olmayacak. Bize düşen görev, sabırla ve inatla bu süreç konusunda Türk milletini aydınlatmak. Onun için böyle geziyoruz. 12’nci ildeyiz. Bundan sonra Sivas, Erzurum, Malatya, Elazığ planlananlar. Dolaşmaya, anlatmaya devam edeceğiz. Vatanseverler olarak sizler de çevrenize anlatacaksınız. Bu bir bilgi savaşı. Bu bilgi savaşında biz çok daha güçlüyüz. Elimizdeki araçlar değil, bilgi çok daha güçlü. Çünkü elimizdeki bilgi yerli ve milli bilgi. Diğerleri ise ABD ve İsrail bilgisi. Bu mücadeleden Türk milleti zaferle çıkacak, hiç şüphemiz yok. Numan Kurtulmuş ‘Kürtlerle barışmalıyız’ dedi. Bu ne kadar yanlış. Biz Kürtlerle kavgalı değiliz ki… Numan Bey İstiklal Harbi’nde yaşasaydı çok merak ediyorum, Ankara’ya mı gelirdi İstanbul’da mı kalırdı? Bu soruyu da kendisine soruyorum…”
“Bir günde hukuk düzelir”

Panelde konuşan Prof. Dr. Batum, “Türkiye’de çok ciddi ve inanılması güç bir sıkıntı var. Milli gelirin yüzde 90’ını yüzde 10’luk kesim, yüzde 10’luk kısmını ise yüzde 90 alıyor. Sorun bu sistemi değiştirmek. Türkiye artık hukuk devleti değil; hukukla uzaktan yakından alakası yok. Hukuk aynı durumda olanlara aynı davranılmasını gerektiren bir durumdur. Bugün Abdullah Öcalan’ın resmini taşımak serbest, onun için toplantı yapmak serbest ancak İstanbul Belediye Başkanı’nın resmini taşımak, adından bahsetmek yasak. Hukuka bak… Türkiye’de artık hukuk maalesef yok. Dolayısıyla hukuku geri getirmek zorunlu. Peki geri gelir mi? Hiç endişe etmeyin, eğer ciddi bir iktidar göreve gelsin bir günde hukuk düzelir. Her birimizin bıkmadan, usanmadan, ne olduğumuzu bilerek mücadele etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
O iki kitabı işaret etti: Bütün basamaklar oluşuyor

Graham Fuller ve Henri Barkey tarafından 1998 yılında yazılan “Türkiye’nin Kürt Meselesi” isimli kitabını anlatan Mavi Vatan doktrininin yazarı Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, “Kitap Türkiye’nin bir Avrupa ülkesi değil Orta Doğu ülkesi olması gerektiğini söylüyor. ABD’nin Ankara Büyükelçisi de aynı bu kitaptakini söylüyor. Yeni yönetim modeli olarak yerel yönetimler güçlendirilsin, özerklik zemini oluşturulsun ve ana dilde eğitim talepleri yapılsın deniliyor… Kitaba göre ‘Mutlaka bir kavramsal dönüşüm olmalı, Kürdistan kavramı normalleştirilmeli, Orta Doğu kimliği kabul edilmeli, Askeri vesayet zayıflatılmalıdır’ deniliyor. Bu kitap 1998 yılında yazılmış, bugün yaşananlarla bir karşılaştırın. Kitabın 20 maddelik gizli yol haritası diye bir özet çıkardım. Çok enteresandır ‘Çözüm süreci’ ile bütün basamaklar uyuşuyor. Aynı Graham Fuller 2007’de de ‘Yeni Türkiye Cumhuriyeti’ kitabını yazıyor. Bu iki kitabı okumadan Türkiye’ye gelen bir Amerikan diplomatı yoktur” diye konuştu.

Panelin sonunda konuşmacılara plaket takdimi yapıldı.





