Son Mühür / Yağmur Daştan- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’nin ilkini İzmir’de düzenlediği ‘Ege Yerel Medya Buluşması’nın “Yerelde Gazetecilik” başlıklı panelinde yerelde medyanın yaşadığı zorluklar ve çözüm önerileri ele alındı. Moderatörlüğü’nü CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in üstlendiği panelde İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Dilek Gappi, Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şube Başkanı Nil Kahramanoğlu, İzmir Yenigün gazetesi imtiyaz sahibi Mesut Şimşek, Halk TV Ege Muhabiri Yağmur Beril Varol konuşmacı olarak yer aldı.

“Artık 5N1K yok, 5K1N var!”

Panelde konuşan İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Dilek Gappi, “Memnunuz ama biraz daha eksiğiz. Birkaç görüş alarak yerel basının sorunlarını cevaplayamayız. Medyanın mücadelelerini daha uzun anlatmaya ihtiyacı var. Yerel medya nasıl ayakta kalıyor değil mi başlığımız? Değil. Yerel medya nasıl bıçaklanmaz, hançerlenmez, bitirilmez, arkadan vurulmaz? İstikameti olmayan laf laf-ı güzaftır. Öncelikle dört soruya yanıt vereceğiz: Gazeteci kim? Gazetecilik hobi değil meslek değilse kurumsal yanı nasıl geliştireceğiz? Konvansiyonel medya nasıl ayakta kalacak? Editöryal bağımsızlığı ve etik değerleri nasıl sağlayacağız? Öyle bir dünyaya geldik ki… Yapay zeka ile mücadele ediyoruz. Artık 5N1K yok; 5K1N var. Günümüzde çaycıya, pilavcıya, influencerlara gazeteci diyoruz. Kime çalışıyorum, kimden finans sağlayacağım, kimden haber kopyalacağım, kime hesap vereceğim. Oysa gazetecilik kimsenin alkışlayıcısı değildir. Dijital ekosistemde gazetecilik tanımı yeniden ele alınmalı. Gazeteciliği hobi ve itibar meselesi kullananlara karşı basın kanunu oluşturmak zorundayız. Yeni bir yapılandırma oluşturmalıyız. İster Baro gibi bir yapı ister her kentte tek ve güçlü şekilde basın kartlarının bu meslek örgütü tarafından verildiği bir yapı oluşturmalıyız. Son bir yılda 2 binin üzerinde yerel gazete başladı. Tık savaşları doğru… İki yıldır yaşadığımız çileyi anlatamayız. Öyle bir kabus yaşandı ki… Devlet, kamu desteği verecek mi? Vermezse nasıl bu istihdamı sağlayacağız? Bir kere kendini öven medyayı artık herkes desteklemek istiyor” ifadelerini kullandı.

“Artık yereli ‘taşra, sevimli’ olarak ele almayın”

“Deli deliden imam ölüden hoşlanır. Eleştirdiğimiz yapıların çoğu da yerel yönetim ve kamu kaynaklarından oluşuyor” sözleriyle devam eden Gappi, “Siz, ‘Bu gazeteciler kim diyorsunuz?’ ama bu kaynaklar yerelden sağlanıyor çünkü kriterimiz yok. Medya sahipliği yapısı çok büyük sıkıntı içinde. Dijitalleşmede dört beş gazetecinin bir araya geldiği ve gerçek gazetecilik yapan kurumları desteklemek zorundayız. Mutlaka yerel kanalların desteklenmesi gerekir. Çok güzel internet sitelerimiz var, yerel basın kavramı çok kalmadı. İzmir’deki yerel internet sitelerinin çoğu ulusala hitap ediyor. Artık yereli güzel, taşra, sevimli şekilde ele almamak gerekir. Teşhisi doğru yaparsanız tedavisi de kolay olur. Yaklaşık 7 ila 8 yıl önce İzmir’deki muhabir kadrolarının çoğu güçlü gazetelerin Ege temsilciliklerindeydi. Artık güçlü kadroların çoğu yerel basında. Kamu gücünü doğru ve nitelikli haber kuruluşlarına nasıl yönlendireceğimizi oturup konuşmalıyız” mesajı verdi.

“Yerelde holdingleşme yok”

Yenigün gazetesi imtiyaz sahibi Mesut Şimşek de yerelde medya patronluğu sürecini ele aldı. Şimşek, “İzmir’de 8 gazete var, ana gelir kaynakları Basın İlan Kurumu… Geneline baktığımızda yüzde 98’inin sahibi farklı kişiler. Yerelde holdingleşme yok, hatta bir araya geldiğimizde hem fikir olamayız. Bizler sendikalı bir gazeteyiz, toplu iş sözleşmesi yaparken bunları konuşuyoruz ama şöyle bir sıkıntı yaşıyoruz: Sahadayız, medya patronu alamıyoruz, biz Aydın Doğan değiliz. Son dönemde dijitalleşme ile birlikte SEO uzmanı, dijital pazarlamacı biz olduk. Aktif bir şekilde ekibimizle çalışmaya devam ediyor, ekibimizin almadığı telefonları biz alıyoruz” dedi.

“Kamu kaynakları adil mi paylaşılıyor?”

“İlan pastası büyüyor mu?” sorusuna yanıt veren Şimşek, şunları söyledi: “Öncelikle en büyük sorunumuz ilan değil, meslek kanunu. Diplomanın geçer akçe olmadığı bir yerde bu sektörün gelişmesini bekleyemeyiz. Hep resmi ilandan bahsediyoruz ama sorun resmi ilana dayalı faaliyet sürdürmesi değil mi? Kamu kaynakları sadece Basın İlan’dan mı ibaret? Kamu kaynakları adil mi paylaşılıyor? Basın ilan geliri ile yaşamaya devam edemezsiniz. Özel sektör ilanları bitmiş vaziyette. Basın ilan gelirleri artıyor mu? Hayır. Üzerine üstlük düşmüş vaziyette. Nitelik ölçümü zor bir kavram; tıklama yerine istihdam ya da sendikalı şartı konulabilir. Değişim mümkün olabilir. Yapılabilir mi, iktidara gelirseniz yapabilirsiniz. Dağıtım sürecinde de sıkıntılar yaşanıyor. Medya okuryazarlığı giderek düşüyor. Dijitalleşme ile beraber gerçeğin ne olduğu sorunu yaşıyoruz. Yapay zeka mücadelesi veriyor; haberin ve fotoğrafın gerçekliğini sorguluyoruz. Dağıtım tekelimiz var. Yüzde 38’e kadar basına hakim olan Turkuvaz aynı zamanda tek dağıtıcı. Böyle bir tekelleşme içinde bunu nasıl toparlayacağız? Basılı gazetelerin satılmadığı yerde İzmir’de günde bin 600 gazete satmak zorundayız. Baskı maliyetleri uçmuş durumda, dijitalleşmede de ciddi trafik sıkıntısı yaşanıyor. Google isterse sizi öne çıkarır, isterse geri çeker. Habercilik elle tutulur olmadığı için insanların zihninde oturması çok zor. Sosyal medya artık denetimsiz bir alan. Bütün haberleri diğer portallardan toplayıp Instagram’da ‘Ben haberciyim’ diye dolaşabilirsiniz” ifadelerini kullandı.

“10 kalem bir araya gelirse kırılmaz”

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İzmir Şube Başkanı Nil Kahramanoğlu, gazetecilerin geçim sıkıntısı ve sendikalaşma faaliyetlerinden bahsetti. Meslekte birlik ve beraberliğin önemine dikkati çeken Kahramanoğlu, “10 kalem bir araya gelirse kırılmaz. Dayanışma ruhunun biraz daha büyütülmesine ihtiyacımız var. Yerel iktidarın da gazetecilerin örgütlenmesinin önünü açacak adımlar atılması gerekiyor” mesajı verirken Halk TV Muhabiri Yağmur Beril Varol da alanda çalışan muhabirlerin sorunlarını anlattı. Varol, "Yerelde gazetecilik yapmak büyük laf etmek değil; bazen birkaç muhabirle bölgenin nabzını tutmak, bazen kapanan bir gazetenin son sayısını basmaktır. Geç saatlere kadar telefonu çalan, maaşını geç alan kişidir yerelde muhabir olmak. Yerelde demokrasinin ayakları ne kadar sağlam basıyorsa yerelde basının sayesindedir. O yüzden yerelde basın sadece basamak değil, demokrasinin kendisidir" diye konuştu.

Muhabir: Yağmur Daştan