Son Mühür / Yağmur Daştan - Urla’nın Demircili (Ada) Koyu’nda demirli halde bulunan ve uzun süredir kamuoyunun gündeminde olan hurda gemiyle ilgili süreç devam ediyor. Daha önce çevre örgütleri, yurttaşlar ve yerel yönetim tarafından yapılan uyarılara rağmen geminin hala koyda bulunması tepkilere neden oluyor. Geçtiğimiz ay “Gökbey” adlı geminin, tersane bölgesi olmayan bir alanda sökülmeye başlandığı ortaya çıkmış; bölge halkının şikayetleri üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, çevreyi kirlettiği gerekçesiyle gemiye 2 milyon 850 bin lira idari para cezası kesmişti. ‘Gökbey’ isimli hurda geminin Birinci derece doğal sit alanı statüsünde bulunan Demircili Koyu’nda çevreyi tehdit etmesini istemeyen çevreciler, yarın bir kez daha bir araya gelerek “Bu koy sahipsiz değildir. Birlikte yaşayalım, birlikte koruyalım” çağrısı yapacak.
Başkan Balkan: İzin vermeyeceğiz

Bölgenin yaz aylarında yoğun şekilde kullanılan bir koy olduğuna dikkat çekerek geminin çevre ve insan sağlığı açısından risk oluşturduğunu vurgulayan Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, geminin bulunduğu noktadan hala kaldırılmadığını belirtti. Geminin bölgeden güvenli şekilde çıkarılması gerektiğinin altını çizen Balkan, “Gemi yerinde duruyor. Tabii firma da gemi söküm merkezine şu anda götürmek istemiyor. Eğer bu şekilde devam ederse sanırım 8–10 milyon gelir elde edecek. Ancak biz buna izin vermeyeceğiz. Burası çok değerli bir yer. Özellikle yaz aylarında burada herkes denize giriyor. Gemilerin üstü asbest kaplı. Tabii bunların kesilmeye çalışması sonucu bu asbest tabakası uçuşuyor, havada kalıyor ve kanser riskini artırıyor. Halk sağlığı için de sıkıntılı. Gemi gidene kadar oradayız. Hiçbir çalışma yapılmasına da izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘Mevzuata aykırı’ demişlerdi
Urla Demircili Koyu’ndaki ‘kaçak gemi’ mücadelesiyle ilgili çevreci avukat Şehrazat Mercan ve Altınköy Koyunu Koruma Derneği Başkanı Aygül Ordu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne ve İzmir Valiliği’ne başvuruda bulunmuş ve yapılan işlemlerin çevre ve kültür varlıkları mevzuatına aykırı olduğunu ifade ederek Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında bilgi verilmesini istemişlerdi.





