Adana'nın Kozan ilçesinde gerçekleştirilen "Deprem Gerçeğiyle Yaşamak" başlıklı panel, yer bilimlerinin önde gelen isimlerini bir araya getirerek bölgedeki ve Türkiye genelindeki sismik riskleri masaya yatırdı. Akademik dünyadan Prof. Dr. Abdulazim Yıldız, Prof. Dr. Ahmet Beycioğlu ve Prof. Dr. Barış Binici gibi isimlerin katılımıyla düzenlenen oturumda, özellikle Prof. Dr. Süleyman Pampal’ın hem Adana hem de İstanbul özelindeki açıklamaları dikkat çekti. Pampal, Marmara Denizi’ndeki fay segmentlerinin tekrarlanma periyodunun dolduğuna işaret ederek, megakentin 7 büyüklüğüne yakın bir sarsıntıyla yüzleşmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

Adana ve Kozan hattında sismik hareketlilik riski

6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin merkez üssü olmamasına rağmen Adana’da yarattığı tahribata değinen Prof. Dr. Pampal, Doğu Anadolu Fayı ve Çardak Fayı’nın kırılmasıyla ortaya çıkan enerjinin bölgedeki etkilerini hatırlattı. Adana’nın kuzeydoğu aksında yer alan Kozan, Feke ve Aladağ gibi ilçelerin yanı sıra Kadirli ve Osmaniye hattının da aktif faylarla çevrili olduğunu belirtti. Bölgedeki Akçaluşağı ve Yardibi gibi lokal fayların 6 ve üzeri büyüklükte sarsıntılar üretme kapasitesine sahip olduğuna değinen Pampal, 1269 yılındaki yıkıcı depremi örnek göstererek, bu coğrafyada tehlikenin sadece bir ihtimal değil, tarihsel bir gerçeklik olduğunu ifade etti.

İstanbul’un kapısındaki sessiz segment: Silivri-Eminönü hattı

İstanbul’un kapısındaki sessiz segment: Silivri-Eminönü hattı

İstanbul depremi tartışmalarında Marmara Denizi içindeki kırılmamış parçalara odaklanan Prof. Dr. Pampal, Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey kolundaki riskli bölgeyi işaret etti. Ganos Fayı’nın 1912’deki büyük kırılmasından sonra enerjinin doğuya doğru transfer olduğunu belirten yer bilimci, özellikle Büyükçekmece açıklarından Eminönü’ne kadar uzanan yaklaşık 35 kilometrelik segmentin henüz kırılmadığına dikkat çekti. 2024 yılının Nisan ayında yaşanan 6,2’lik sarsıntının tehlikenin yaklaştığının somut bir sinyali olduğunu dile getiren Pampal, bu kritik parçanın kırılmasıyla sürecin tamamlanacağını ve İstanbul’un güney kıyılarının bu sismik boşluğun etkisi altında kalacağını öngördü.

Bilim dünyasının merceğindeki İstanbul: Uluslararası uyarılar

İstanbul’un deprem riskinin sadece Türkiye’nin değil, Nature gibi prestijli bilimsel dergiler ve New York Times gibi uluslararası medya kuruluşlarının da gündeminde olduğunu hatırlatan Pampal, sismik periyodun dolduğunu savundu. 7 büyüklüğüne ulaşabilecek bir sarsıntının megakenti beklediğini yaklaşık bir yıl önce de dile getirdiğini belirten profesör, son veriler ışığında bu görüşünün geçerliliğini koruduğunu söyledi. Bilimsel makalelerin de doğruladığı üzere, Marmara’nın altındaki gerilimin boşalması için gerekli olan sürenin teknik olarak tamamlandığı görüşü, panelin en çarpıcı başlıklarından biri oldu.

Marmara’nın Güney kolunda bin yıllık sessizlik

Tehlikenin sadece kuzey kolla sınırlı kalmadığını, İznik ve Gemlik hattını kapsayan güney kolun da büyük bir tehdit barındırdığını ifade eden Prof. Dr. Süleyman Pampal, bu hattın 1065 yılından bu yana sessizliğini koruduğunu hatırlattı. 7 ile 7,5 büyüklüğü arasında deprem üretme potansiyeli taşıyan bu fayın kırılması durumunda, sadece İstanbul’un değil; Bursa, İznik ve Orhangazi gibi geniş bir havzanın sarsılacağını belirtti. Marmara havzasının her iki kolunun da risk altında olduğunu vurgulayan Pampal, çözümün ancak riskleri azaltmaya yönelik yapısal önlemlerden geçtiğinin altını çizerek sözlerini noktaladı.

Kaynak: İHA