Son Mühür/Merve Turan- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın, kentte yaşanan kuraklık sorununa karşı “bulut tohumlama” yönteminin gündeme alındığını açıklaması, bilim çevrelerinde ve meslek odalarında farklı değerlendirmelere yol açtı. Konuya ilişkin Meteoroloji Mühendisleri Odası tarafından yapılan kapsamlı açıklamada, su yönetimi, mevzuat, kurumsal sorumluluklar ve bulut modifikasyonu uygulamalarının etkinliği çok yönlü olarak ele alındı.
Kuraklık tartışmaları ve yapısal sorun vurgusu
Açıklamada, son yıllarda tarım ve kentlerin su ihtiyacında yaşanan sıkıntıların çoğunlukla iklim değişikliğiyle ilişkilendirildiği ancak çözüm önerilerinin genellikle geçici ve yapısal analizden uzak olduğu ifade edildi.
Mevcut su sorunlarının temel nedenleri tartışılmadan farklı başlıklara odaklanıldığı, bu durumun asıl problemlerin görünmez hale gelmesine yol açtığı belirtildi. Su mevzuatının da bu tartışmaların önemli bir parçası olduğu kaydedildi.
Mevzuat çerçevesi ve uygulamadaki aksaklıklar
Türkiye’de su yönetiminin güçlü bir yasal altyapıya sahip olduğuna dikkat çekilen açıklamada, su havzalarının korunması, suyun tahsisi, dağıtımı ve arıtılması süreçlerinde farklı kurumların açık biçimde tanımlanmış görev ve sorumlulukları bulunduğu hatırlatıldı. Buna karşın, uygulamada kurumlar arası koordinasyon eksiklikleri nedeniyle ciddi yönetim sorunları yaşandığı ifade edildi.
İçme ve kullanma suyu hizmetlerinin yerel yönetimler tarafından yürütüldüğü, su tahsislerinin ise ilgili kanun ve yönetmelikler çerçevesinde merkezi idare tarafından belirlendiği aktarıldı. Mevzuat yeterli olmasına rağmen, uygulamada “Su Kanunu eksikliği” gerekçesiyle sorumluluktan kaçınıldığı görüşüne yer verildi.
Yerel yönetimler ve kayıp-kaçak sorunu
Kentlerdeki su sorunlarının ulusal planlama çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilirken, yerel yönetimlerin temel görevinin mevcut suyun tüketiciye en az kayıpla ulaştırılması olduğu vurgulandı. Birçok ilde kayıp-kaçak oranlarının yüzde 50’nin üzerine çıktığına dikkat çekilerek, arıtılmış suyun şebekede kaybolmasının hem kaynak israfına hem de vatandaşa ek maliyet olarak yansıdığı ifade edildi.
Bu çerçevede, kayıp-kaçakların azaltılmasının su yönetiminde en kritik önceliklerden biri olduğu, buna rağmen kamuoyunda daha çok bulut tohumlama ve benzeri yöntemlerin tartışıldığı kaydedildi.
Bulut tohumlama nedir?
Açıklamada, kamuoyunda “yağmur bombası” olarak da bilinen bulut tohumlamanın, bilimsel adıyla “bulut modifikasyonu” olduğu belirtildi. Bu yöntemin, bulutların yapısına çeşitli maddelerin müdahalesiyle yağış artırma veya meteorolojik riskleri azaltma amacı taşıyan, karmaşık ve ileri teknoloji gerektiren bir uygulama olduğu aktarıldı.
Uluslararası alanda bu konuda araştırma ve geliştirme çalışmalarının sürdüğü, ancak uygulamaya ilişkin sonuçların bilim dünyasında tartışmalı olduğu ifade edildi.
Kuraklıkla mücadelede etkinliği tartışmalı
Bulut modifikasyonunun kuraklıkla mücadelede cazip bir seçenek gibi sunulmasına rağmen, etkisinin sınırlı ve kalıcı olmadığı görüşüne yer verildi. Türkiye’de geçmişte yapılan uygulamalardan net ve bilimsel olarak kabul edilmiş sonuçlar elde edilemediği, uluslararası deneyimlerin de benzer şekilde sınırlı kazanımlar sunduğu aktarıldı.
Bazı raporlarda yağışta yüzde 0 ile 25 arasında artıştan söz edilse de, bu oranların kesinlik taşımadığı ve yöntemin daha çok deneysel nitelik taşıdığı belirtildi.
İzmir özelinde yapılan değerlendirme

Açıklamada İzmir’e ilişkin kuraklık verilerine de yer verildi. Standart Yağış İndeksi (SPI) hesaplamalarına göre, 1988-1994 yılları arasındaki yedi yıllık dönemde kuraklık ortalamasının -0,4 olduğu, 2019-2025 döneminde ise ortalamanın -0,1 seviyesinde gerçekleştiği bildirildi. Bu veriler doğrultusunda, son yıllarda yaşanan kuraklığın beklenen değerlerin altında olduğu ifade edildi.
İzmir’in içme suyu açısından en kritik kaynağı olan Tahtalı Barajı üzerinden yapılan hesaplamalarda, ideal koşullar altında bulut tohumlama ile sağlanabilecek su artışının yaklaşık 100 bin metreküp olabileceği aktarıldı.
Kayıp-kaçak ile karşılaştırma
Bu miktarın İzmir’deki günlük su kayıplarıyla karşılaştırıldığında oldukça sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kentte kayıp-kaçak oranının yüzde 27 olduğu, günlük 200 bin metreküpün üzerinde suyun sistemden kaybolduğu bilgisi paylaşıldı. Bu durumun, bulut tohumlama ile sağlanabilecek potansiyel kazanımın çok üzerinde olduğu vurgulandı.
Yetki ve sorumluluk tartışması
Mevzuata göre belediyelerin, kendilerine tahsis edilen suyu dağıtmakla yükümlü olduğu, herhangi bir kaynağa izinsiz müdahalede bulunamayacağı hatırlatıldı. Bulut modifikasyonunun, kaynağa müdahale niteliği taşıdığı ve bu yönüyle yerel yönetimlerin doğrudan görev alanı içinde değerlendirilmemesi gerektiği ifade edildi.
Uygulamanın yanlış yapılması halinde ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçların hukuki ve kurumsal sorumluluk tartışmalarını da beraberinde getireceği belirtildi.
Açıklamada, bu tür uygulamaların ancak bilimsel yeterliliğe sahip kurumların denetiminde, deneysel çalışmalar kapsamında yürütülmesi gerektiği kaydedildi. Türkiye’de bu alandaki bilgi birikiminin sınırlı olduğu, merkezi idarenin üniversitelerle iş birliği yaparak deneysel ve uygulamaya dönük çalışmaların artırılması gerektiği ifade edildi.
Uzun vadeli çözüm vurgusu
Yerel yönetimlerin bulut tohumlama gibi doğrudan kaynak müdahalelerine yönelmesinin kamu yararı açısından riskler barındırdığı belirtildi. Su sorunlarının çözümünde önceliğin; havzaların korunması, kirliliğin önlenmesi, atık suların etkin arıtılması, kayıp-kaçakların azaltılması ve tüm planlamaların ulusal su politikalarıyla uyumlu hale getirilmesi olduğu vurgulandı.





