Son Mühür / Yağmur Daştan- Hollywood yıldızı Mel Gibson’ın bazı kanser hastalarının antiparaziter ilaçlarla iyileştiğini öne sürdüğü açıklamalarıyla yeniden gündeme gelen Ivermectin tartışması, tıp dünyasında da değerlendirmeye alındı. Dünya genelinde milyonlarca insanın hayatını etkileyen ve hala en ölümcül hastalıklar arasında yer alan kanser için bilim insanları yeni tedavi yolları aramayı sürdürürken, uzmanlar sosyal medyada yayılan “mucize ilaç” iddialarına karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. İzmir’deki hekimler, sosyal medyada yayılan “mucize tedavi” iddialarına karşı uyararak, bilimsel olarak kanıtlanmamış yöntemlerin standart kanser tedavilerini geciktirme ve ciddi sağlık riskleri yaratma ihtimaline dikkati çekti.
Prof. Dr. Karabulut: Henüz kanıtlanmamış bir konu

Acıbadem Kent Hastanesi Onkoloji Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Karabulut, “Ivermektin'in kanser tedavisindeki yeri hem bilimsel çevrelerde hem de kamuoyunda çokça tartışılan ancak henüz kanıtlanmamış bir konudur. Bu karmaşık konuda net bir tablo çizebilmek için güncel bilimsel gerçekleri şöyle özetleyebiliriz: Laboratuvar çalışmalarında (İn Vitro) hücre kültürü çalışmaları, Ivermektin’in meme, kolon, prostat gibi kanser hücreleri üzerinde engelleyici etkileri olabileceğini göstermiştir. Bu çalışmalar, ilacın kanser hücrelerinin büyüme sinyallerini bozabileceğini veya hücre ölümünü yani apoptozu tetikleyebileceğini düşündürmektedir. Ancak klinik kanıt eksikliği önemli bir sorundur. Laboratuvarda hücreler üzerinde etkili olan binlerce madde, insan vücudunda aynı sonucu vermez. İnsanlar üzerinde yapılan kapsamlı, kontrollü klinik çalışmalar henüz bulunmamaktadır. Şu ana kadar yapılan çok küçük ölçekli denemeler, kanser tedavisinde güvenilir veya anlamlı bir klinik fayda kanıtlamamıştır. Ayrıca Laboratuvarda kanser hücrelerini etkileyen dozlar, insan vücudu için genellikle çok yüksek ve potansiyel olarak toksiktir yani zehirlidir” dedi.
“Masum bir vitamin ya da takviye değil”
Bilimsel kanıtı olmayan bu tarz tedavilerin önemli riskler taşıyacağının da altını çizen Prof. Dr. Karabulut, şunları söyledi: “Bunlardan en önemlisi standart tedaviyi geciktirme riskidir. İnsanların, kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi gibi kanıtlanmış tedaviler yerine veya bunları aksatarak Ivermektin gibi doğrulanmamış yöntemlere yönelmesi, kanserin ilerlemesine ve tedavi şansının kaybedilmesine yol açabilir. Bir diğer önemli risk ise ilaç etkileşimleri ve yan etkilerdir. Ivermektin masum bir vitamin veya takviye değildir. Diğer kanser ilaçlarıyla tehlikeli etkileşimlere girebilir, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Yüksek dozlarda nörolojik sorunlara, kafa karışıklığına ve ciddi reaksiyonlara neden olabilir.”
“Doktor gözetimi dışında kullanılması hayati risk taşır”
“Bence çok önemli bir diğer risk de ‘mucize’ yanılgısıdır” sözleriyle devam eden Prof. Dr. Karabulut, “Sosyal medyada dolaşan anekdotlar ya da kişisel hikayeler, bilimsel bir veri değildir. Bir hastanın iyileşmesi, ilacın kanseri tedavi ettiği anlamına gelmez; bu durum hastalığın doğal süreci veya diğer tıbbi müdahalelerle ilgili olabilir. Özetle, bilim dünyası, mevcut ilaçların kanser tedavisinde farklı amaçlarla kullanılıp kullanılamayacağını araştırmaya her zaman açıktır. Ancak, şu anki verilerle Ivermektin, kanser için onaylanmış bir tedavi değildir ve doktor gözetimi dışında kullanılması hayati riskler taşır. Biz hekimler hastaların fayda göreceği ve zarar görmeyeceğini bildiğimiz kanıtlı her türlü tedaviyi takip edip hastalara uygularız. Diğer yönden hastalığın sosyal ve psikolojik baskısı bazı maddi ve manevi sömürülere hasta ve yakınlarını savunmasız hale getirmektedir. Bizlere güvenin ve uzmanlarınızın size önerileri dışında hiçbir şey yapmayın, merak ettiklerinizi sorun, yapmak istediğiniz şeyler için de kendi güvenliğiniz için uzmanlara danışarak hareket edin” diye konuştu.
Tabip Odası Başkanı Ayhan: Sadece ilaçla tedavi edilebilecek hastalık değil

Konuyla ilgili bir açıklama da İzmir Tabip Odası’ndan geldi. İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Yüce Ayhan, “Ivermektin’in hücre bölünmesini engelleyerek tümör büyümesini baskılayabileceği yönünde çalışmalar var. Fakat bunun karşılaştırılmalı çalışmaları ve değişik fazlarda incelemeler yapılması lazım. Bunlar deneysel çalışmalar. Rutine sokulması ve ilacın lisanslanması şu anda söz konusu değil. Kanser dediğimiz şey vücutta bulunan birtakım hücre gruplarının kontrolsüz çoğalması demek. Vücutta her hücrenin belli bir ömrü var ve bu ömrü tamamladıklarında hücreler ölüyor. Kanserde bu kontrol mekanizmaları ortadan kalkıyor ve bazı hücre gruplarında kontrolsüz bir çoğalma oluyor. Bu, sadece genetikle ya da çevresel etkenlerle ilgili değil; hepsinin bir arada olmasıyla ilgili. Genetik yatkınlığınız varsa, tütün ürünleri kullanmıyor olsanız dahi akciğer kanseri olabiliyorsunuz. Genetik yatkınlığa direnciniz daha iyiyse tütün mamulü kullansanız dahi bu risk daha az görülebiliyor. Hücresel süreçleri etkileyen çeşitli faktörler var, bunlar herkeste aynı etkiyi göstermiyor. Dolayısıyla ‘sihirli bir ilaç vereceğiz ve bütün kanserleri tedavi edeceğiz’ gibi bir şey çok söz konusu olmayabilir. Çünkü kanser sadece ilaçla tedavi edilebilecek bir hastalık değil; insan vücudundaki hücrelerin çoğalma ve ölme alışkanlıklarıyla ilgili bir durum. Kontrol dışı durumların sebebi pek çok şey olabilir. Bazı kanser tedavilerinde bazı ilaçlar kullanılabiliyor. Mesela ‘Akıllı ilaç’ dediğimiz kanser ilaçları var. Kanser hücrelerini hedefleyip onu ortadan kaldırıyorlar ve başarılı sonuçlar alınabiliyor” dedi.
“Yaygın kullanıma geçmesi şu anda mümkün değil”
Kanseri bir enfeksiyon hastalık gibi değerlendirmemek gerektiğinin de altını çizen. Başkan Dr. Ayhan, “Dışarıdan gelen bir mikroorganizma sizi enfekte ediyor ve siz bunu ilaçla tedavi edebilirsiniz gibi bir hastalıktan bahsetmiyoruz. Aynı zamanda organizmanın yani insanın kendi hücrelerinde de değişimler söz konusu. Dolayısıyla tek bir ilacın belli bir alandaki dinamik etkisiyle olayı tümüyle ortadan kaldırması söz konusu olmayabilir. Ivermektin’in kanser hücrelerine etkisi konuşuluyor fakat bunun yaygın kullanıma geçmesi ve ‘anti-kanser ilaç’ olarak lisans alması şu aşamada mümkün değil. Kanser tedavisinde gelecekte kullanılabilecek potansiyel bir ilaç olabilir ama bugünden yarına bunun kullanılabileceğini söylemek asla doğru değil” diye konuştu.





