Son Mühür / Osman Günden- Kolon kanserinin erken tanı ile kemoterapiye bile gerek duyulmadan, basit bir cerrahi yöntemle hastalıktan tamamen kurtulma şansı olduğunu belirten Prof. Dr. Cem Terzi, mart ayının ve bu tarz programların fırsat olduğunu belirtti. Radyo Ege’de hafta içi her gün saatler 08.00 ila 11.00 arasında canlı yayınlanan ve Ege Bölgesi’nin sevilen program yapımcısı ve sunucusu Balamir Yıldız’ın sunduğu ‘Balamir ile Yol Saati’ programına konuk olan Prof. Dr. Cem Terzi, kolon kanseri hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.

“Radyo programlarında bu konulara değinmek çok önemli”

Radyo programlarında bu tarz programların yapılarak erken teşhis ve tarama programları hakkında bilgi vermenin önemine dikkati çeken Prof. Dr. Cem Terzi, “Sağlık Bakanlığı’nın yaklaşık 10 yıldır kalın bağırsak tarama programı var. Bu tarz radyo programlarının en önemli özellikleri bu programları insanlara ulaştırmaktır. Belirli bir yaş grubuna ve risk grubuna ücretsiz olarak gaitada gizli kan testi yapılmaktadır. Dışkınızın rengi normal olabilir, dışkıda kan göremediğiniz için endişelenip doktora başvurmayabilirsiniz. Fakat belirli bir yaşın üzerindeki insanların dışkısında gizli kan bakılırsa gözle görülmeyen kanın tespit edilmesine yol açıyor. Gizli kan pozitifse de hastaya kolonoskopi yapılması gerekiyor. Kolonoskopi sırasında kamera ile bütün kalın bağırsağa bakıldığı için polip var mı görülüyor. Polip dediğimiz şey küçük yumrular. Polipler kansere dönüşüyor. Önlenebilir olmasının nedeni, poliplerin kolonoskopi ile temizlenmesinin mümkün olmasıdır. Bu önlenebilir bir hastalıktır. Bunu önlemenin yolu, bağırsağınızda polip olup olmadığının tespit edilmesi ile başlar, bunun da yolu kolonoskopidir” diye konuştu.

“Hemen basurdan şüphelenmemeliyiz”

En büyük yapılan hatalardan birisi dışkıda kan görülünce direkt basurdan şüphelenmek olduğunu belirten Prof. Dr. Terzi, “Öncelikle dışkıyı kontrol etmemiz lazım. Dışkının çapı, rengi, dışkılama alışkanlıklarımızda bir değişiklik var mı, bu durumların incelenmesi çok önemli. En büyük belirtilerden birisi gizli veya açık kanama olmasıdır. Böyle durumlarda mutlaka şüphelenmek lazım. Basur kanaması, kanser kanamasından farklıdır. Basurda genellikle dışkılama bittikten sonra kan damla damla akar. Kanserdeki dışkıdaki kan, dışkıya bulaşmış bir kandır. Bunu tespit etmek hasta için mümkün değil. Mutlaka bir hekime başvurmaları gerekmektedir” dedi.

Televizyon reklamlarını işaret etti

Bütün dünyada sağlığa erişimle ilgili büyük problem yaşandığını belirten Prof. Dr. Terzi, “Kanserle mücadele meselesi masaya yatırıldığı zaman vatandaşın şunu bilmesi gerekiyor. Bu mesele sadece hastanelerin çözeceği bir mesele değil. Bu mesele çevre politikaları, tarım, sanayi denetimi, kent planlaması ve sağlık sistemi ile ilgili; fakat saydıklarımın içinde sağlık sistemi en son sırada yer alıyor. Bu sorunu ekosistem sorunu olarak ele almazsak bu artışın önüne geçemeyiz. Tedavi ile ilgili özellikle şunu belirtmek istiyorum. Kanser çaresiz bir hastalık değil, çok fazla tedavi yöntemi var. Bağırsak kanseri de gayet iyi tedavi edebildiğimiz, başarılı olduğumuz tedavilerden biri. Birinci evrede yakaladığımızda hastaların yüzde doksan beşini hastalıkla bir daha hiç karşılaşmayacak gibi tedavi edebiliyoruz. Erken evrede sadece ameliyat yeterli. 50 yaşın üzerinden daha önce kolonoskopi yaptırmamış herkesin kolonoskopi yaptırması gerekmektedir. Neden bizi sağlıklı yapacak gıdaların değil de aşırı yağlı, tuzlu, kanserojen madde barındıran gıdaların reklamlarına maruz kalıyoruz? Bunun arkasında devasa bir gıda sektörü var. Eğer ki bu devasa gıda sektörü ile hesaplaşmayı göze almazsanız, televizyonları korkunç gıda reklamları ile doldurursanız sağlıksız bir nesil yetiştirirsiniz. Çocukluktan itibaren insanların kendilerini kanser yapmayacak gıdalara erişebilmesi çok önemli” ifadelerini kullandı.

“Beslenme çeşidi önemli”

Sadece probiyotiklerin beslenmede özel olarak bir yeri olmadığının altını çizen Prof. Dr. Terzi, “Akdeniz tipi beslenme, probiyotikleri de içeren bir beslenme çeşidi. Bütün ülkelerin mutfağında probiyotik içeren besinler var. Kırmızı et, salam, sosis gibi işlenmiş etlerin aşırı tüketimi kalın bağırsak kanserine yol açmaktadır. İşlenmiş kırmızı etlerin mümkünse hiç yenmemesi gerekir. Aşırı gazlı, şekerli içeceklerin hiç tüketilmemesi gerekmektedir. Obezite, hareketsizlik, aşırı alkol ve tütün kullanımı da ciddi risk faktörleridir. Bunlar olağan şüphelilerdir. Gençlerdeki artışı bunlarla açıklayamıyoruz. Gençlerde kalın bağırsak kanseri görülen insanların sadece yüzde beşi fazla kilolu. Gençlerde genellikle kalın bağırsağın sağ kolonunda artış var. Bunun da nedenini tam olarak ortaya koyamıyoruz” diyerek beslenmenin önemine dikkat çekti.

“Bu duruma çözüm bulacak kişiler sadece hekimler değil”

Çevresel faktörlerin devreye girdiği bir dönem içerisinde olduklarını belirten Prof. Dr. Terzi, “Erken yaşta çok fazla kanserojen madde ile karşılaşmaya başlıyoruz. Kalın bağırsak kanseri ve diğer kanserlerde de çok ciddi bir artış var. Hava, su, toprak kirliliği gibi çevresel faktörler kanseri tetikliyor. Tarımda yediğimiz gıdalarda pestisit kullanımı, kentsel dönüşüm sırasında çıkan ve havaya karışan asbest kansere sebebiyet veriyor. Kanserojen maddeler daha bizim çocukluk çağlarımızda havada, suda, her şeyde karşılaştığımız bir durum oldu. Artık bu duruma çözüm bulacak kişiler sadece hekimler değil. Kanser sadece biyolojik bir hastalık değil. Daha çok politikacıların tercihlerinden dolayı kanserojen maddeler ile karşılaşıyoruz. Sağlık sisteminin kamusal ve eşitlikçi olup olmamasından kaynaklanıyor” diye konuştu.

Muhabir: OSMAN GÜNDEN