Son Mühür/ Emine Kulak- Türkiye’de gıda fiyatlarındaki artış, vatandaşın Pazar alışverişi alışkanlıklarını da değiştirdi. Semt pazarlarında nakit alışverişin yerini giderek kredi kartı ve POS cihazları almaya başlarken, bazı tezgahlarda sebze ve meyve alışverişleri taksitli ödeme seçeneğiyle yapılmaya başlandı. Eskiden beyaz eşya, elektronik ürün ya da otomobil alımlarında kullanılan taksitli ödeme sistemi, artık vatandaşın sofrasına koyacağı domates, biber, patates ve meyve alışverişine kadar indi. İzmir’de Pazar alışverişi yapan vatandaşlar eskiden daha düşük bütçelerle haftalık ihtiyaçlarını karşılayabiliyordu ancak bugün pazara bin lira civarında bütçeyle gitmelerine rağmen alışverişini kısıtlamak zorunda kalıyorlar.
“Ülkemizim gerçeği taksitle yaşa borçla öl noktasına geldi”
Kredi kartı kullanım temel ihtiyaçlara kadar inmesinin ekonomik tabloyu gösterdiğini belirten İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği Nesibe Gencer, “ Kredi kartını iki ekmek alırken dahi kullanan ülkemizim gerçeği taksitle yaşa borçla öl noktasına geldi. Her evin olmazsa olmazı salça, tarhana yapabilecek hane kaldı mı? Halkımızın hanesine çuvalla soğan, domates, patates koyabilecek maaş alabiliyorlar mı? Açlık sınırının altında bıraktırılan maaş geliriyle taneyle biber, patates, patlıcan, dilimle karpuz, 1 tane sarımsak ile Pazar torbası doluyor” dedi.

“Yoksulluk sosyal yardımlarla ne bitirilebilir ne de yetebilir”
Sosyal yardımların yoksulluğu kalıcı olarak çözmediğini söyleyen Gençer, “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre yardıma muhtaç sayısı 17 milyon kişinin üzerine çıkmış. Çocuk yoksulluğunda Türkiye, Avrupa Birliği ortalamasının neredeyse iki katına ulaştı. Yoksulluk sosyal yardımlarla ne bitirilebilir ne de yetebilir” diye konuştu.

“dengeyi 'sihirbaz 'dahi beceremez”
Zamların yılın ilk gününde açlık sınırının altında kaldığını söyleyen Gençer, “2026 yılı için maaşlı milyonlara reva görülen zamlar, yaşamın zorunlu ihtiyaçlarındaki fiyat patlamasının çok gerisinde kaldı. Ücretlere yapılan yetersiz zamlar, daha yeni yılın ilk gününden beri açlık sınırının altında kaldı , Maaşlar halkımızın temel gereksinimlerinin yanından bile geçemedi. Uygulanan ekonomi politikaları ve durdurulamayan enflasyon, mutfaktaki yangını büyüterek milyonları açlığa mahkum ediyor. Belirlenen ücret artışları, uyduruk resmi enflasyon verilerinin altında kalınca, hem asgari ücret hem de en düşük emekli maaşı daha yılın ilk altı ayından beri, açlık sınırının altında ezildi. İki Emekli maaşı açlık sınırına yetişiyor. Dört asgari ücret ise yoksulluk sınırı etmiyor. Sadece bir kişinin sağlıklı beslenmesi için , meyve, sebzenin en ucuz olması gereken Temmuz ayında 1210 lira olduğunu uzmanlar söylüyor. Oysa bu para değil tek kişi. Dört kişilik ailenin bir haftalık pazar masrafı, onu da yapabilirse. Halkımızın yüzde yetmişi Açlık sınırının altında bıraktırılan maaş geliriyle daha ne yapsın? Halkımız geçim derdinde, Şapkadan tavşan çıkartan Sihirbaz dan daha marifetli olur hale geldi. Kira, elektrik, su, ulaşım, giyim kuşamında dengeyi 'sihirbaz 'dahi beceremez” ifadelerine yer verdi.




