Son Mühür/ Gökmen Küçüktaşdemir- Radyo Ege’de yayınlanan, Balamir Yıldız’ın hazırlayıp sunduğu "Balamir'le Yol Saati" programına konuk olan Uzman Psikolog Duygu Sucan Yılmaz, insan ruhunun en temel gereksinimi olan "ilişki kurma biçimleri" üzerine ufuk açıcı açıklamalarda bulundu.
Nesne İlişkileri ve Bağlanma Kuramı ekseninde şekillenen programda, çocukluktan yetişkinliğe uzanan duygusal mirasın ilişkilerimize nasıl yön verdiği profesyonel bir perspektifle ele alındı.
Radyo Ege’de yayınlanan programda Uzman Psikolog Duygu Sucan Yılmaz, "Neden hep aynı tip insanları seçiyoruz?" ve "İlişkilerimizde neden benzer sorunları yaşıyoruz?" gibi evrensel sorulara psikoloji literatüründen yanıtlar getirdi.
Psikolojide ilişkilere çok boyutlu bakış
Psikolog Duygu Sucan Yılmaz, insan ruhunun karmaşık yapısı nedeniyle tek bir kuramın yeterli olmayacağını belirterek; Bağlanma Kuramı, Nesne İlişkileri, Bilişsel-Davranışçı Yaklaşım, Sistemik Aile Terapisi ve Varoluşçu Psikoloji gibi farklı ekollerin birbirini tamamladığını ifade etti. Yılmaz’a göre, her bireyin ilişki dinamiği bu kuramlardan birine veya birkaçına daha yakın olabiliyor.
"Dünyaya eksik geliyoruz"
İnsanoğlunun ilişki kurma yolculuğunun ilk bakımverenle (genellikle anne) başladığını belirten Yılmaz, Nesne İlişkileri kuramcılarının "Dünyaya geldiğimiz anda eksiğiz ve hep bir tamamlanma ihtiyacı duyarız" sözünü hatırlattı. İlk bakımverenin çocuğu nasıl sarmaladığı, ihtiyaçlarını ne kadar zamanda ve nasıl bir şefkatle karşıladığı, bireyin hayatı boyunca taşıyacağı "içsel anne/baba" figürlerini oluşturuyor.
Hayvanlar bir yılda avlanıyor, insanlar 30 yıl bekliyor
İnsanın doğadaki en geç bağımsızlaşan canlı olduğunu vurgulayan Yılmaz, bu uzun süreli bağımlılığın yetişkinlikteki "bakımveren arayışını" tetikleyebileceğini söyledi:
"Aslan yavrusu 1 yaşında avlanmaya başlarken, insan 25-30 yaşında ancak birey olabiliyor. Eğer süreç sağlıklı işlemezse, yetişkinlikte 'anneden eşe geçiş' dediğimiz durum yaşanıyor; yani kişi eşinde bir partner değil, bir bakımveren aramaya devam ediyor."
Dört temel bağlanma biçimi: Siz hangisisiniz?
Yılmaz, ilişkilerdeki davranışlarımızı belirleyen dört ana grubu şöyle özetledi:
Güvenli Bağlanma: Yakınlık kurmaktan korkmazlar, sınır koyabilirler ve açık iletişimden yanadırlar. İlişki bittiğinde yıkılmak yerine normal bir yas süreci yaşarlar.
Kaygılı Bağlanma: Bakımverenden tutarsız ilgi görenlerde gelişir. Sürekli "Acaba sevilecek miyim?" kaygısı taşırlar; partnerden sürekli ilgi bekler ve terk edilmekten çok korkarlar.
Kaçıngan Bağlanma: İhtiyaçları görülmemiş çocukların "Kimseye ihtiyacım yok" diyerek geliştirdiği savunmadır. Yakınlığı tehlikeli bulur ve duygularını bastırırlar.
Dağınık (Deorganize) Bağlanma: Bakımverenin hem güven hem korku kaynağı olduğu durumlarda oluşur. İlişkilerde aniden yakınlaşıp aniden uzaklaşma (yaklaşma-kaçınma çatışması) görülür.
"Tanıdık cehennemi, tanımadık cennete tercih ederiz"
İlişki seçimlerimizde şaşırtıcı bir gerçeğe değinen Uzman Psikolog, "Bize eziyet eden babanın aynısını eş olarak seçebiliriz. Çünkü bizim için 'tanıdık olan' güvenli alandır. İnsanoğlu tanıdık cehennemi, tanımadığı cennete tercih eder" diyerek çocukluktaki aile dinamiklerinin yetişkinlikteki seçimlerimizi nasıl sabote edebileceğini açıkladı.
Çocukluk kayıtları kader mi?
Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu filmindeki bir diyalogdan örnek veren Yılmaz, suçun her zaman başkalarında veya sistemde olmadığını, bireyin kendi hatalarını görmesi gerektiğini belirtti:
"Erken çocukluk inkar edilemez bir etkiye sahip ama bu bir kader değildir. Kişi 'Benim kaderim bu' diyerek kurban rolünü mü seçecek, yoksa yaşamının sorumluluğunu alıp kendi gemisinin kaptanı mı olacak? Yetişkinlik, kendi ego kapasitemizi geliştirip irademizi kullanma dönemidir."
Yılmaz, bu farkındalık yolculuğunda kişinin kendi başına yol alamadığı durumlarda profesyonel psikolojik desteğin hayati bir rehber olduğunu vurgulayarak sözlerini tamamladı.





