Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kurultayı davasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı'nın iptali istemiyle açılan dava çerçevesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, tedbirli mutlak butlan’ kararını aldı.

Bu karar çerçevesinde, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yönetiminin görevden uzaklaştırılmasına, kurultay öncesinde görevde olan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve Parti Meclisi üyelerinin tedbiren göreve dönmesine karar verildiği öğrenildi. Mutlak butlan kararına tepkiler çığ gibi büyürken, bir tepki de İzmir Barosu'ndan geldi.

Başkan Tugay'dan 'mutlak butlan' açıklaması: "Üzerimize ne düşüyorsa sonuna kadar yapacağız!"
Başkan Tugay'dan 'mutlak butlan' açıklaması: "Üzerimize ne düşüyorsa sonuna kadar yapacağız!"
İçeriği Görüntüle

"Yargı darbesiyle ülke yönetilemez!"

İzmir Barosu tarafından yapılan açıklamada, "Bugün Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verilen “mutlak butlan” kararı ve bu karar üzerinden partinin seçilmiş yönetiminin tartışmaya açılması, demokratik siyasal yaşama yönelik ağır bir müdahaledir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş ve meşru Genel Başkanı Özgür Özel’dir.

Ana muhalefet partisinin seçilmiş yönetiminin, siyasi saiklerle yürütülen bir “mutlak butlan” tartışması üzerinden görevden uzaklaştırılmaya çalışılması, yalnızca bir partiye değil, çok partili demokratik yaşama yönelmiş ciddi bir tehdit niteliğindedir. Hukuki güvenlik ilkesinden uzak bu yaklaşımın, demokratik siyaseti yargı yoluyla dizayn etme girişimine dönüştüğü görülmektedir.

19 Mart süreciyle başlayan baskı politikaları, bugün yeni bir aşamaya taşınmıştır. Siyasal iktidarın, yargı mekanizmaları üzerinden muhalefeti etkisizleştirmeye, toplumsal iradeyi denetim altına almaya ve seçme-seçilme hakkını fiilen aşındırmaya yöneldiği açıktır. Demokrasi yalnızca sandığın varlığı değil, halkın iradesinin özgürce ortaya çıkabilmesidir.

Cumhuriyet, yurttaşların eşitliği ve halk egemenliği üzerine kurulmuştur. Bu nedenle demokrasiye, hukuka ve halk iradesine sahip çıkmak; yalnızca siyasal bir tutum değil, Cumhuriyete karşı tarihsel bir sorumluluktur.

Muhalefeti zayıflatarak toplumu seçeneksiz bırakmak isteyen her girişim, yalnızca siyasal alanı değil, yurttaşların yaşam koşullarını, adalet duygusunu ve toplumsal barışı da hedef almaktadır.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, daha fazla baskı değil, daha fazla hukuk, daha fazla korku değil, daha fazla demokrasi, daha fazla biat değil, örgütlü halk iradesidir.

İzmir Barosu olarak, hukukun üstünlüğünü, demokratik toplum düzenini, yurttaşların seçme ve seçilme hakkını ve halk iradesinin meşruiyetini savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna bildiririz." ifadeleri kullanıldı.

Kaynak: Haber Merkezi