MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, küresel siyasetin geldiği tehlikeli noktayı değerlendirdiği kapsamlı yazılı açıklamasında, Türkiye'nin savunma stratejilerinde devrim niteliğinde bir adım atması gerektiğini vurguladı. Nükleer silahların günümüzde sadece birer askeri koz değil, aynı zamanda devletlerin varlık ve güvenlik teminatı haline dönüştüğünü ifade eden Yalçın, mevcut dünya konjonktüründe Türkiye'nin kendi nükleer programını hayata geçirmesinin kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu dile getirdi.

Küresel siyasette "Modern Korsanlık" dönemi

Dünya gündemindeki sarsıcı gelişmelere değinen Semih Yalçın, 17. ve 18. yüzyıllardaki deniz korsanlığı yasalarının günümüzde modern bir kılıfla geri döndüğünü savundu. Tarihteki ünlü korsan Henry Morgan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında çarpıcı bir benzetme yapan Yalçın, Trump'ın bağımsız korsanlığı devletlerarası bir boyuta taşıyarak ABD'yi dünyanın en büyük "korsan devleti" konumuna getirdiğini ileri sürdü. Uluslararası hukuk normlarının fiilen geçerliliğini yitirdiğini belirten MHP'li Yalçın, diplomasinin yerini "Trumplomasi"nin aldığını ve artık küresel arenada sadece "gücü gücü yetene" kuralının egemen olduğunu vurguladı.

Venezuela örneği ve iç barışın hayati önemi

Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun ABD tarafından esir alınmasını, bağımsız bir ülkenin halk iradesine indirilmiş bir darbe olarak nitelendiren Yalçın, bu operasyonun içeriden alınan ihanet ve istihbarat desteğiyle gerçekleştiğine dikkat çekti. Bu durumun, bir ülkenin güvenliği için iç barış ve toplumsal bütünlüğün ne kadar kritik olduğunu bir kez daha kanıtladığını ifade eden Yalçın, dış tehditlere karşı en güçlü kalenin milli birlik olduğunu hatırlattı.

NATO konseptinin çöküşü ve bölgesel tehditler

ABD'nin müttefiklerini dahi tehdit eder hale geldiğini savunan Semih Yalçın, NATO üyesi Danimarka'ya bağlı Grönland üzerindeki iddiaların bu durumun en somut örneği olduğunu belirtti. NATO'nun güvenlik mimarisinin ve dayanışma ruhunun artık sadece "askeri masallarda" kaldığını söyleyen Yalçın, ittifakın caydırıcılığını yitirdiğini iddia etti. Bu noktada MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin "Terörsüz Türkiye" hamlesinin isabetine vurgu yapan Yalçın, küresel eşkıyalık düzenine karşı Türkiye'nin kendi savunma doktrinini güçlendirmesinin önemine değindi.

Nükleer güç ve milli bağımsızlık zorunluluğu

Topyekun savaş riskinin 1962 Küba Füze Krizi döneminden daha yakın olduğunu savunan Yalçın, nükleer silaha sahip olmanın bir ülke için artık "beka garantisi" olduğunu ifade etti. Fransa'nın Küba Krizi sonrası başlattığı nükleer programı örnek gösteren Yalçın, Türkiye'nin de kendi nükleer kapasitesini oluşturmasının elzem olduğunu savundu. Batı dünyası tarafından inşa edilen uluslararası kural ve kurumların işlevsizleştiği bir dönemde, Türkiye'nin Batı hegemonyasından sıyrılarak kendi dengelerini kurması gerektiğini belirtti.

Türk milliyetçilerine birlik çağrısı: "MHP kürkçü dükkanıdır"

Türkiye'nin bu zorlu süreçten çıkış yolunun Türk milliyetçiliğinin birleştirici felsefesinde yattığını belirten Semih Yalçın, tüm milliyetçi camiayı MHP çatısı altında toplanmaya çağırdı. MHP'yi "vatan sevdalılarının otağı" ve "Türk milliyetçilerinin kürkçü dükkanı" olarak tanımlayan Yalçın, başka partilerde veya ittifaklarda macera aranmaması gerektiğini savundu. Türkiye'nin savunma sanayiinden ekonomiye her alanda tam bağımsızlığa erişmesi için Türk milliyetçilerinin ferasetine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğunu ifade ederek açıklamasını tamamladı.

Kaynak: DHA