Son Mühür- Türkiye'nin Nabzı Aralık ayı araştırmasında, 0–100 ölçeğinde yüksek tükenmişlik bandında; toplumun büyük bölümünün ülke gündeminden bunalmış ve geleceğe dair kaygılı olduğu gözler önüne serildi.
Metropoll'ün araştırmasına göre her iki kişiden biri son bir yılda psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu söylüyor.

Tükenmişlik sendromu

Aile ve yakın çevre...


Destek konusunda büyük ölçüde başvurulan adres aile ve yakın çevre oluyor.
Güven haritasında yakınlara güven orta-yüksek, kurumlara güven sınırlı, tanımadık kişilere güven ise çok düşük.
Seçmenlerin yaklaşık yarısı “her yere güvensizler” kümesinde; daha küçük bir kesim “kuruma yaslananlar”, bir diğer kesim de “insanlara güvenen ama kurumlara mesafeli” profilde yer alıyor.
Tükenmişlik yükseldikçe hem kurumlara güven hem de topluma aidiyet zayıflıyor.
Genç ve eğitimli segmentlerde, “fırsat olsa başka ülkede yaşamak isterim” cevabı ana akım haline geldiği görülüyor.
insanlar ülkenin geleceğine karamsar, kendi mikro hayatına ise daha temkinli iyimser bakıyor.

Hangi parti seçmeni ne diyor?

Cumhur ittifakı'nda da var...

Seçmen gruplarında en rahat seçmenin Cumhur İttifakı seçmeni olduğu görülüyor.
Buna rağmen AK Parti seçmeninin üçte birinin yüksek ve çok yüksek tükenmişlik bandında olması da dikkat çekiyor.
MHP seçmeninde yüksek ve çok yüksek tükenmişlik oranı daha da yükseliyor. Her iki MHP seçmeninden biri tükenmişlik sorunuyla baş başa görünüyor.
bandının her iki seçmenden biri olduğu görülüyor.

Üçüncü sayfa haberleri insanı tüketiyor.
Seçmen gruplarına bakınca, tükenmişlik siyasal hat boyunca çok net ayrışıyor:
En yorgun seçmen CHP, İYİ Parti ve DEM Parti seçmeni: Bu üç partide “çok yüksek tükenmişlik” oranı yüzde 40–50 bandında.
Muhalefetin seçmen tabanının yarısı duygusal olarak aşırı yorgun, bıkkın ve umutsuz hissediyor.

Kadınlarda, yaşlılarda ve tek asgari ücretli hanelerde tükenmişlik sendromu daha yakından hissediliyor.
Kadınlarda tükenmişlik sistematik olarak daha yüksek: Kadınların üçte ikisi (yüzde 66) “yüksek/çok yüksek tükenmişlik” bandında.
55 yaş üstü yaşlılarda “çok yüksek tükenmişlik” yüzde 37'yle zirvede.
Araştırmaya göre 18-34 yaş arası gençler de yorgun, ancak ileri yaşta “tükenmişlik” daha çok “derin umutsuzluk” formuna bürünmüş görünüyor.

Ne kadar tükeniyoruz?
Memurlar kendini güvende hissediyor...


Araştırmanın ortaya çıkardığı diğer bir gerçek de en düşük tükenmişlik memurlarda ve kendi hesabına çalışanlarda görülüyor. Memurlarda “düşük tükenmişlik” yarıdan fazla; güvence ve düzenli gelir hissi burada koruyucu bir faktör olarak öne çıkıyor.
En yüksek tükenmişlik öğrenci, işsiz, emekli ve ev kadınlarında: Öğrencilerde “çok yüksek tükenmişlik” oranı yüzde 40’ın üzerinde, İşsizler ve emeklilerde de “çok yüksek tükenmişlik” oranı yüzde 40 civarında görülüyor.
İşsizlik kaygısı, geleceğe dair belirsizlik ve artan yaşam maliyetleri en çok bu grupları umutsuzluğa itiyor.


Ülke gündemi artık stres kaynağı...


Metropoll'ün ''Soru basit ama yanıtı ağır: “Son zamanlarda ülke gündemini takip etmek sizi ne ölçüde yoruyor veya bunaltıyor?” sözleriyle ifade ettiği gündem araştırmasında,
Her iki kişiden biri (yüzde 55) “fazla” ya da “çok fazla bunaltıyor” diyor.
Sadece yüzde 18 “hiç” ya da “az” yorulduğunu söylüyor; geri kalanlar “orta” düzeyde etkileniyor hatırlatmasında bulunuyor.
Toplumu en çok yoran konular arasında zirvede suç ve şiddet olaylarıyla ilgili haberler yer alıyor. Onu takip edense siyaset, ekonomi ve toplumsal/ahlaki çürüme haberleri yer alıyor.

Kim, ne kadar tükenmiş?
Metropoll nasıl değerlendirdi?


Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Metropoll Araştırma,
''2025 sonunda ortaya çıkan tablo, ekonomik verilerin ötesinde bir “duygu iklimi”nin şekillendiğini gösteriyor. Türkiye 59 puanla yüksek tükenmişlik bandında; toplumun üçte ikisi gündem baskısı, gelecek kaygısı ve çaresizlik hissiyle yaşıyor.

Bu yük özellikle kadınlarda, gençlerde, düşük gelir gruplarında, öğrencilerde ve işsizlerde yoğunlaşıyor. Ülke gündemi artık bilgi kaynağından çok stres kaynağı; her iki kişiden biri psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu söylüyor ancak bu ihtiyaç büyük ölçüde aile içinde ve görünmez biçimde karşılanıyor'' hatırlatmasında bulundu.

Muhabir: Bünyamin Dobrucalı