Son Mühür- İzmir'in merkezindeki tartışmalı "Basmane Çukuru" arazisinde, devam eden mülkiyet davasına rağmen İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ile yaptığı anlaşma, kent savunucularının sert eleştirileriyle karşılaştı. Kültürpark Platformu, kamunun malı olan bu alanda alınan kararların kent suçu oluşturduğunu ileri sürdü.

Kamusal alanın geleceği tehlikede

Yıllardır süregelen hukuki belirsizliklere ve tapu davasının devam etmesine rağmen, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin "Basmane Çukuru" olarak bilinen alana dair attığı adımlar, kamuoyunda infiale yol açtı. Platform, arazinin TMSF'ye devredilerek 'gizli borçların' ödenmesi için pazarlandığını iddia ediyor. Belediye Başkanı'nın takas fikrinden vazgeçerek uzlaşmaya gitmesini eleştiren Platform, arazinin yüzde 100'ünün halka ait olduğunu ve yüzde 70'inin sermayeye, gökdelenlere teslim edilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Kalan yüzde 30'luk alana planlanan "kültür merkezi" maskesinin ise, kentin kalbine saplanan bir hançeri gizlemekten öteye geçmeyeceğini belirtti.

Hukuki süreç ve tarihi miras ihmal ediliyor

Kültürpark Platformu, belediye yönetimini devam eden davaya rağmen imza atarak hukuki süreci zedelemekle suçluyor. Bilirkişi raporunun tapunun tamamının kamuya ait olduğunu gösterdiğini hatırlatan Platform, belediyenin asıl görevinin kamuyu temsil ederek davayı sonuna kadar sahiplenmek olduğunu savundu. Ayrıca, bu kararın tarihi miras açısından yarattığı telafisi imkânsız sonuçlara dikkat çekildi: M.Ö. 4. yüzyıldan kalma Agora'nın manzarasının gökdelenlerle bloke edilmesi ve 2500 yıllık tarihin yok sayılması, Basmane ve Kemeraltı'nın dokusunu bozarak kentin karakterini tehlikeye atacaktır. Platform, projenin aynı zamanda bölgenin altyapısını çökerteceğini ve trafiği felç edeceğini de ekledi.

Platformdan kararlılık mesajı ve mücadele çağrısı

Bu projenin bir kültür merkezi değil, "Kent Suçu" olduğu değerlendirmesini yapan Kültürpark Platformu, kamu yararını hiçe sayan bu anlaşmayı kesinlikle reddettiklerini bildirdi. Platform, belediyenin TMSF ile ticari bir ilişkisi olmaması gerektiğini ve kamuyu temsil etme sorumluluğu bulunduğunu hatırlattı. Platform, hukuku, imarı ve şehircilik ilkelerini yok sayan bu sürece seyirci kalmayacağını, mücadelenin her aşamasında yer alacağını ve oluşacak kamu zararlarının sorumlularından tahsil edilmesi için hukuk yolunu kullanacağını belirterek, "İzmir'in ruhu, hafızası ve geleceği için verilen bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz" mesajını verdi.

Kaynak: HABER MERKEZİ