İzmir'in milli mücadele kahramanı denildiğinde, tarihin seyrini değiştiren iki sembol isim hafızalarda tazeliğini koruyor. İşgal gününde ilk kurşunu sıkarak direnişi başlatan Hasan Tahsin ile zafer gününde Türk bayrağını göndere çeken Yüzbaşı Şerafettin Bey, kentin bağımsızlık ruhunu en üst seviyede temsil ediyor.
Hasan Tahsin ve bağımsızlığın ilk kıvılcımı
Asıl adı Osman Nevres olan cesur gazeteci Hasan Tahsin, 15 Mayıs 1919 sabahı Yunan askerlerinin İzmir’i işgal etmek üzere Kordonboyu’na çıkmasıyla birlikte tarihin akışını değiştiriyor. İşgalci güçlerin şehre girişini kabullenemeyen yurtsever yazar, silahını ateşleyerek düşman askerlerine karşı ilk kurşunu sıkıyor ve Anadolu'da yanacak milli mücadele meşalesinin ilk kıvılcımını yakıyor. Sıktığı kurşunun hemen ardından olay yerinde şehit edilen kahraman gazeteci, Türk milletinin esarete karşı asla boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya en gür sesle ilan ediyor.
Hasan Tahsin'in gösterdiği bu eşsiz cesaret, Anadolu'nun dört bir yanındaki Kuvayi Milliye hareketinin filizlenmesine vesile oluyor. Günümüzde Konak meydanında yükselen İlk Kurşun Anıtı, kentin bu büyük kahramanının asil hatırasını geleceğe taşımaya devam ediyor.

Yüzbaşı Şerafettin Bey ve zaferin sembolü
Kurtuluş mücadelesinin nihai zaferle taçlandığı 9 Eylül 1922 sabahında ise sahneye bir diğer büyük kahraman çıkıyor. Büyük Taarruz'un ardından şehre ilk giren süvari birliğinin başında bulunan Yüzbaşı Şerafettin Bey, kurşun yağmuru altında Hükümet Konağı’na ulaşmayı başarıyor. Vücuduna isabet eden şarapnel parçalarına rağmen tören alanındaki Yunan bayrağını indirerek yerine Türk bayrağını göndere çeken cesur subay, İzmir'in kurtuluşunu müjdeleyen tarihi anın mimarı oluyor.
Bu şanlı eyleminin ardından bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından "İzmir Fatihi" unvanı ve "İzmir" soyadıyla şereflendirilen Şerafettin Bey, askeri dehasıyla tarihe geçiyor. İzmir'in işgaliyle başlayan acı dolu süreç, yine İzmir'in kalbinde dalgalanan ay yıldızlı şanlı bayrakla nihai ve kalıcı zafere ulaşıyor.




