İzmir Marşı'nın bestecisi ve söz yazarı resmi kaynaklarda anonim olarak geçiyor. Nihavend makamında kaleme alınan bu eserin kökeni aslında Kurtuluş Savaşı dönemine değil, daha eskiye dayanıyor. 1914 Kafkasya Cephesi için yazıldığı düşünülen marş, sonradan sözleri değiştirilerek bugünkü haline getirildi. Peki bu sıra dışı tarih nasıl şekillendi?
İzmir Marşı'nın bestecisi kim?
Marşın bestecisi olarak en sık öne sürülen isim İzzettin Hümayi Elçioğlu. Etem Üngör'ün 1966'da yayımladığı Türk Marşları kitabında bu iddia ortaya atıldı. Ancak müzik tarihçisi Murat Bardakçı ve Murat Meriç gibi araştırmacılar, bu görüşü destekleyecek herhangi bir el yazması ya da resmi belge bulunmadığını söylüyor. Şamlı İskender'in 1927'de çıkardığı üç ciltlik marş külliyatında Elçioğlu'nun 20 eseri yer alırken bu marş listede yok.
Orkestra şefi Naci Özgüç ise marşın büyük dedesi İzzettin Hümayi Elçioğlu tarafından bestelendiğini ailesinden duyduğunu belirtiyor. Bazı kaynaklar Alman besteci Kurt Striegler'i de gündeme getirse de Striegler aslında "Türk İzmir Marşı" adlı farklı bir eserin bestecisi. Muammer Sun'un ismi de geçiyor ancak Sun, marşı düzenleyen isimlerden biri olarak biliniyor.

İzmir Marşı'nın hikayesi nasıl başladı?
Marşın ilk hali "Kafkasya Marşı" olarak biliniyordu. 1914'te I. Dünya Savaşı'nın Kafkasya Cephesi için yazıldığı, Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü'ye girişini anlattığı düşünülüyor. Kemal Tahir'in "Yorgun Savaşçı" romanında geçen "Umduğumuz gibi Kafkasya dağlarında çiçekler açsaydı" cümlesi de bu görüşü destekliyor.
15 Mayıs 1919'da İzmir'in Yunan işgaline uğramasının ardından Demirci Mehmet Efe, Yörük Ali Efe ve Danişmentli İsmail Efe gibi kahramanların direnişi ülkede destan haline geldi. Halk arasında marşın sözleri kendiliğinden değişmeye başladı, "Kafkasya dağlarında" yerine "İzmir'in dağlarında" söylenir oldu.
İzmir Marşı neden yasaklanmıştı?
İstanbul'un işgali sonrasında halk arasında çok söylenmesi üzerine İngiliz işgal kuvvetleri marşı sokaklarda ve halka açık yerlerde yasakladı. Bu yasak İstanbul gazetelerinde ilan edildi. Sadrazam Damat Ferit ise daha ileri giderek "Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa" diye devam eden bu marş başta olmak üzere tüm milli marşların okullarda söylenmesini yasaklattı. Yasaklara rağmen halk dilinden düşmedi ve 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtuluşunun ardından Cumhuriyet'in en sevilen marşlarından biri haline geldi.




