Son Mühür / Yağmur Daştan - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın gündeme getirdiği bulut tohumlama (suni yağmurlama) uygulaması, bilim çevrelerinde tartışma yaratmayı sürdürüyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü emekli öğretim üyesi Dr. Enver Yaser Küçükgül, uygulamaya hem bilimsel hem de çevresel açıdan sert eleştiriler yöneltti. Küçükgül, öncelikle İzmir’de böyle bir uygulamaya neden ihtiyaç duyulduğunun açıklanması gerektiğini belirterek, “İzmir Büyükşehir Belediyesi bugüne kadar mevcut su kaynaklarını korumak için ne yaptı? Önce bunun ortaya konması gerekir” dedi.

“Dünyanın hiçbir yerinde başarılı bir örnek yok”

Dünyada suni yağmurlama örneklerinin bulunduğunu ancak başarılı bir uygulama olmadığını savunan Küçükgül, elde edilmesi beklenen fayda ile yaratacağı zararların mutlaka karşılaştırılması gerektiğini vurguladı. Küçükgül, “Dünyanın hiçbir yerinde başarılı bir örnek yokken neden bu risk üstleniliyor? Büyükşehir her şeyi yaptı da son çare olarak yağmurlama mı kaldı?” ifadelerini kullandı. Dünyada mevcut su kaynaklarının korunması ve su havzalarının genişletilmesine yönelik çok sayıda çalışma yürütüldüğünü hatırlatan Küçükgül, Türkiye’de bu başlıkların hayata geçirilmediğini savundu. Yabancı uzman görüşlerinin, yerli uzmanların uyarılarından daha değerli görüldüğünü ifade eden Küçükgül, bunun bilimsel bir yaklaşım olmadığını dile getirdi.

“Yüzlerce kilo ağır metali toprağa bırakacaksınız”

“Yüzlerce kilo ağır metali toprağa bırakacaksınız”

Bulut tohumlama uygulamasının kontrol edilemez bir süreç olduğuna dikkat çeken Küçükgül, hedeflenen lokasyona yağış bırakmanın mümkün olmadığını söyledi. “Bu süreci kontrol etmeniz mümkün değil” mesajı veren Küçükgül, “Dozu ayarlayıp ‘Tahtalı Havzası’na yağmur yağdıracağız’ deniyor ama lokasyonu doğru tutturabilen yok. Bulutların elektrik yükünü değiştirmek için gümüş iyodür kullanıyorsunuz. Bu yöntemle yüzlerce kilo ağır metali toprağa bırakacaksınız. Burası Sahra Çölü değil; insanlar bu suyu içerek vücutlarına alacak. İdeal olan, toprağın doğal yağışlarla beslenmesi, süzülerek saflaşması ve kaynak olarak yüzeye çıkmasıdır. Ülkemizde artık kaynak sularına erişim mümkün değil; yeraltı suları tüketildi. Kemalpaşa 1970’lerde büyük bir tarım alanıydı; 40–50 metreden su çıkıyordu. O bölge sanayi alanına dönüştü, tarım ortadan kalktı. Siz tarım alanlarını yok edip sanayi ürünlerini çeşmeden akan su gibi içilebilir hale getirdiğinizi sanıyorsunuz. Ne yaptığınıza 5–10 yıl için değil, 50–100 yıl için bakın” dedi.

“Uzmanlığı olan bir alan değil”

Sürecin artı ve eksilerinin açık biçimde ortaya konması gerektiğini belirten Küçükgül, “Bunun artılarını ve eksilerini açıkça ortaya koymak gerekir. Fanatik siyasi destek bana ters. Bilimsel veriler ortadayken birilerinin dayatmasını kabul edemeyiz. Ben suni yağmurlama uzmanı değilim; Türkiye’de de bu konunun uzmanı bir elin parmaklarını geçmez. Zaten tam anlamıyla uzmanlığı olan bir alan değil. Bu olanaklara sahip üniversite ya da araştırma kurumu da yok. Deneysel çalışma yapmadan, başkalarının raporlarına dayanarak böyle bir uygulamayı nasıl kabul edebilirsiniz? Belediye başkanı sözüm ona pozitif bilimler okumuş bir estetik cerrah. Peki bu konuda onu yönlendiren, akıl veren konu uzmanı yardımcıları kim?” sorusunu yöneltti.

Muhabir: Yağmur Daştan