Henüz 16 yaşındayken ayakkabı tamirciliğine adım atan Harun Yüksektepe, İzmir’de aynı mesleği aralıksız sürdürdü. Gelişen teknolojiye, hazır üretime ve “at-al” anlayışına rağmen el emeğinden vazgeçmeyen usta, modern makineler yerine kösele, çekiç ve deriyle bütünleşmiş el aletleriyle çalıştı. Yüksektepe, tamir ettiği ayakkabılarla hem eşyayı hem de anıları yaşatmayı sürdürdü.

A Y A K K A B I.j

“Biz sadece deri dikmeyiz, hatıraları yaşatırız”

Dükkânının kendisi için yalnızca bir iş yeri olmadığını vurgulayan Yüksektepe, geçmişte eşyaya verilen değerin bugün kaybolduğunu ifade etti. “Eskiden ayakkabı kıymetliydi, emek kutsaldı. Şimdi küçük bir yırtıkta çöpe gidiyor. Biz sadece deri dikmeyiz, biz hatıraları yaşatırız” sözleriyle mesleğe bakışını anlattı.

Çırak yok, gelecek belirsiz

Fabrikasyon üretimin yaygınlaşması, malzeme maliyetlerinin artması ve gençlerin bedensel emek isteyen işlere yönelmemesi nedeniyle çırak bulamadıklarını belirten Yüksektepe, mesleğin geleceği konusunda kaygı taşıdığını dile getirdi. Ucuz ve kısa ömürlü ayakkabıların tamir edilmeden yenilenmesinin zanaatı zayıflattığını ifade eden usta, kendisinden sonra dükkânın kapanma ihtimalinin üzüntüsünü yaşadığını söyledi.

A Y A K K A B I

“Tek korkum çekicin susması”

Meslekte 60 yılı geride bırakan Yüksektepe, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Bu eller 60 yıl boyunca helal lokma kazandı. Yoruldum, ama bir ayakkabı bittiğinde sahibinin yüzündeki memnuniyet her şeye değdi. Tek korkum, benden sonra bu çekicin sesinin susması.”

Kaynak: İHA