Ege kıyılarının en önemli ticaret ve yaşam merkezlerinden biri olan bu büyüleyici şehir, köklü tarihi boyunca sadece medeniyetlere değil, aynı zamanda büyük doğa olaylarına da beşiklik etmiştir. Yüzyıllar boyunca denizle iç içe gelişen kentin silüeti, yerin derinliklerinde biriken devasa enerjilerin bir anda açığa çıkmasıyla defalarca değişime uğramıştır. İnsanlık tarihinin en acı tecrübelerinden biri olan büyük sarsıntılar, bu coğrafyada da beklenmedik bir anda kapıyı çalarak gündelik hayatı, ticareti ve geleceği altüst etmiştir. Geçmiş yüzyıllarda yaşanan o tarihi kırılma anı, kentin sadece yapılarını değil, coğrafi sınırlarını da şekillendiren karanlık bir dönüm noktası olmuştur.

ON BİNLERCE KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
İzmir'in sismik tarihinin en karanlık günü, 10 Temmuz 1688 sabahında, saatler 11.45'i gösterirken yaşandı. Tahmini olarak 7.0 büyüklüğünde gerçekleşen ve yaklaşık 30 saniye süren bu devasa sarsıntı, şehri adeta bir kıyamet yerine çevirdi. Mercalli şiddet ölçeğine göre 'X (Yoğun)' olarak hissedilen sarsıntının ardından, o dönemde ahşap ve kargir yapılardan oluşan kentin dörtte üçü saniyeler içinde çöktü. 17 büyük caminin 14'ü yıkılırken, tarihi kiliseler ve hanlar yerle bir oldu. Resmi olmayan tarihi kayıtlara göre, depremde 16 bin ile 20 bin arasında insan enkaz altında kalarak can verdi.
TSUNAMİ VE YANGIN ŞEHRİ YUTTU
• Deprem, yıkıcı etkisini sarsıntı, yer yarılması, tsunami ve yangınlarla gösterdi.
• Sahil kesiminde oluşan çatlaklardan sular fışkırdı ve tsunami nedeniyle deniz suyu karaya doğru ilerledi.
• Tarihi Sancakburnu Hisarı sulara gömüldü.
• Devrilen mumlar ve fırınlardan sıçrayan kıvılcımlar büyük yangınlara sebep oldu.
• Deprem ve yangın sonrası salgın hastalıklar çıktı.
• Hayatta kalan İzmirliler şehri terk etmek zorunda kaldı.
• İzmir, depremden sonra yeniden inşa sürecine girdi.





